Orhan Bengin Epözdemir | Finans ve Ekonomi Üzerine Notlar


  • Yatırım Tezi Nasıl Yazılır?

    Sürüm 1.1 · Eylül 2026

    Bir hisse için yatırım tezi nasıl yazılır: düzen, bölümler, kavramlar, kontrol listeleri ve değerleme yöntemleri.

    Entegre edilen kaynaklar:

    • Peter Lynch, One Up on Wall Street — kitaptan çıkarılan 103 highlight. Kitapçıkta [LYNCH] etiketiyle işaretlidir.
    • Warren Buffett’ın yatırım ilkeleri — Berkshire Hathaway hissedar mektupları ve konuşmalarından yaygın olarak bilinen kurallar. [BUFFETT] etiketiyle işaretlidir.
    • Hesaplama yöntemleri [FORMÜL] etiketiyle işaretlidir. Etiketsiz maddeler genel tez yazım pratiğidir.

    Bu kitapçık bir tez yazarken yanında açık tutulmak için hazırlandı. Her tez bölümünün başında o bölümün ne için olduğu, içinde ne yazılacağı ve hangi kontrol listesinin uygulanacağı verilmiştir. Her teknik kavram için ayrı bir kavram kartı vardır: kavram nedir, neyi gösterir, nasıl hesaplanır, nasıl yorumlanır, örnek ve tuzak.

     

    İçindekiler

    1. Tez nedir, bu kitapçık nasıl kullanılır
    2. Tezin düzeni: bölüm bölüm ne yazılır
    3. Kavram kartları: finansal terimler ve ne anlama geldikleri
    4. Lynch’ten entegre edilen kurallar
    5. Buffett’ın başparmak kuralları
    6. Gelecekteki hisse fiyatını hesaplama yöntemleri
    7. Şablonlar
    8. Ek: Formüller ve sözlük

     

    1. Tez nedir, bu kitapçık nasıl kullanılır

    Yatırım tezi, bir hisseyi neden aldığını, ne olursa haklı çıkacağını ve ne olursa haksız çıkacağını alım yapmadan önce yazılı hâle getiren belgedir. Amaç kendini ikna etmek değil, kendini sınamaktır. İyi bir tez alım kararından çok satış kararını kolaylaştırır: fiyat düştüğünde “hikâye bozuldu mu, yoksa sadece fiyat mı düştü?” sorusunun cevabı tezde yazılıdır.

    1.1 Beş ilke

    1. Çocuğa anlatılabilir olmalı. Lynch’in ölçüsü: bir hissenin hikâyesini ailene, arkadaşına ya da köpeğine bir çocuğun anlayabileceği şekilde anlatabiliyorsan durumu kavramışsın demektir. İki dakikada anlatılamayan tez, tez değildir.
    2. Çürütülebilir olmalı. Her tezde “şu olursa yanılmışım demektir” cümlesi bulunur. Bu cümle yoksa tez bir umut listesidir.
    3. Şirkete yatırım yapılır, borsaya değil. Tez şirketin kârı, varlıkları ve hikâyesi hakkındadır; piyasanın önümüzdeki yıl ne yapacağı hakkında değildir. Lynch: “Ekonomiyi tahmin etmek beyhudedir. Borsanın kısa vadeli yönünü tahmin etmek beyhudedir.”
    4. Satış koşulları alımdan önce yazılır. Hisse elindeyken karar vermek zordur; tezin “ne zaman satarım” bölümü fiyat hareketine değil, önceden belirlenmiş sinyallere bağlanır.
    5. Tez yaşayan bir belgedir. Birkaç ayda bir hikâye yeniden gözden geçirilir; şirket kategori değiştirmişse (hızlı büyüyenden sağlam kaleye, toparlanandan döngüsele) tez yeniden sınıflandırılır.

    “Bir hisse almadan önce, o hisseyle neden ilgilendiğimi, şirketin başarılı olması için nelerin olması gerektiğini ve yolunun üzerindeki tuzakları kapsayan iki dakikalık bir monolog yapabilmeyi severim.” — Peter Lynch, One Up on Wall Street, “İki Dakikalık Tatbikat”

    1.2 Kullanım akışı

    1. Fikir doğduğunda önce Bölüm 4.1 (kişisel hazırlık) ve 4.2 (keşif alım sinyali değildir) okunur.
    2. Tez, Bölüm 2‘deki sırayla, bölüm başlıkları aynen korunarak yazılır. Her bölümün altındaki “Yazılacaklar” listesi doldurulur; “Sorular” listesindeki her soruya bir cümleyle cevap verilir.
    3. Anlaşılmayan her terim için Bölüm 3‘teki kavram kartına bakılır; kart hangi sayının nereden alınacağını ve nasıl yorumlanacağını söyler.
    4. Şirket Bölüm 4.3‘teki altı kategoriden birine yerleştirilir; o kategorinin kontrol listesi ve satış sinyalleri tezin ilgili bölümlerine kopyalanır.
    5. Bölüm 4.4 (13 özellik) ve 4.5 (kaçınılacaklar) puanlanır; Bölüm 5‘teki Buffett kuralları “İş, Yönetim, Finans, Fiyat, Davranış” başlıklarında sorgulanır.
    6. Hedef fiyat Bölüm 6‘daki yöntemlerden en az ikisiyle, ayı/baz/boğa senaryolarıyla hesaplanır.
    7. Bölüm 7‘deki tek sayfalık özet doldurulur. Özet doldurulamıyorsa tez henüz bitmemiştir.
    8. Alımdan sonra üç ayda bir gözden geçirme şablonu uygulanır; her karar günlüğe işlenir.

    1.3 İki yatırımcının farkı ve tezde nasıl birlikte kullanıldıkları

    Kitapçık iki farklı okuldan besleniyor; ikisinin ne olduğunu bilmek çelişki gibi görünen yerleri çözer.

    Peter Lynch (Fidelity Magellan fonunu 1977–1990 arasında yönetti) bir hisse seçicidir. Yöntemi: gündelik hayatta gözlemlediğin şirketleri (mağaza, ürün, işyeri) Wall Street fark etmeden önce bulmak, şirketi altı kategoriden birine koymak ve kategoriye göre beklenti oluşturmak. Yüzlerce hisse tutar, sık rotasyon yapar, döngüsel ve toparlanan şirketlere de girer. Anahtar kavramları: kategori, hikâye, avantaj (edge), F/K–büyüme ilişkisi, on katlayan.

    Warren Buffett (Berkshire Hathaway) bir işletme alıcısıdır. Hisseyi bir kâğıt değil, işletmenin bir parçası olarak görür; az sayıda olağanüstü işletmeyi makul fiyattan alıp çok uzun süre tutar. Toparlanan ve döngüsellerden genellikle uzak durur; sürdürülebilir rekabet avantajı (hendek), yüksek sermaye getirisi ve dürüst yönetim arar. Anahtar kavramları: yetkinlik çemberi, hendek, sahip kârı, içsel değer, güvenlik marjı, Bay Piyasa.

    Tezde nasıl birleşiyorlar: Lynch, fikrin nereden geleceğini ve şirketin hangi tür olduğunu söyler (Bölüm 2–4, 6). Buffett, bu şirketin sahip olmaya değer bir işletme olup olmadığını ve ne kadar ödeneceğini sorgulatır (Bölüm 5–9, 12). Bir hisse Lynch’in “hızlı büyüyen” kategorisine girip Buffett’ın hendek testinden geçemeyebilir; bu durumda tez bunu açıkça yazar ve pozisyon buna göre küçültülür.

    2. Tezin düzeni: bölüm bölüm ne yazılır

    Bir tez aşağıdaki 15 bölümden oluşur (0’dan 14’e). Bölüm başlıkları her tezde aynıdır; böylece tezler birbiriyle karşılaştırılabilir ve üç aylık gözden geçirmede nereye bakılacağı bellidir. Toplam uzunluk için hedef: 6 ila 12 sayfa. Kapak özeti tek sayfaya sığmalıdır.

    # Bölüm Tek cümleyle cevapladığı soru Uzunluk
    0 Kapak özeti Bu hisse nedir, neden şimdi, hedef ne, ne olursa satarım? 1 sayfa
    1 İki dakikalık hikâye Hikâyeyi bir çocuğa nasıl anlatırım? ½ sayfa
    2 Şirket ve iş modeli Şirket ne yapıyor, parayı nereden kazanıyor? ½–1 sayfa
    3 Kategori Altı kategoriden hangisi, bu kategoriden ne beklenir? ½ sayfa
    4 Avantajım Bu şirket hakkında piyasadan ne fazla biliyorum? ¼ sayfa
    5 Hendek ve niş Rakipler bu kârı neden alamıyor? ½ sayfa
    6 Sektör ve rekabet Sektör büyüyor mu, yeni girenler var mı, sektör “sıcak” mı? ½ sayfa
    7 Yönetim ve sermaye tahsisi Kazanılan parayla ne yapıyorlar, kendi paralarını koyuyorlar mı? ½ sayfa
    8 Finansallar Kâr büyüyor mu, bilanço dayanır mı, nakit gerçek mi? 1–2 sayfa
    9 Değerleme Bu kâr için ne ödüyorum ve gelecekte ne ödenir? 1–2 sayfa
    10 Riskler ve çürüme koşulları Ne olursa yanılmışım demektir? ½–1 sayfa
    11 Katalizörler ve zamanlama Kârın artması için ne olması gerekiyor, ne zaman? ¼–½ sayfa
    12 Pozisyon ve alım-satım planı Ne kadar, hangi fiyattan, ne zaman eklerim, ne zaman satarım? ½ sayfa
    13 Takip planı Üç ayda bir neye bakacağım? ¼ sayfa
    14 Karar günlüğü Ne zaman, hangi fiyattan, neden ne yaptım? tablo

    Bölüm 0 · Kapak özeti

    Amaç. Tezin tamamı unutulsa bile bu sayfa karar vermeye yetmelidir. Alımdan bir yıl sonra yalnızca bu sayfa okunacaktır.

    Yazılacaklar.

    • Şirket adı, sembol, borsa, tarih, tez yazılırken fiyat, piyasa değeri, dolaşımdaki hisse sayısı.
    • [LYNCH] Kategori (yavaş büyüyen / sağlam kale / hızlı büyüyen / döngüsel / toparlanan / varlık oyunu) ve tek cümlelik gerekçe.
    • Tez cümlesi: “X şirketini alıyorum çünkü A, B, C; N yıl içinde kârın … olmasını ve hissenin … bandına gelmesini bekliyorum.
    • Hedef fiyat aralığı: ayı / baz / boğa ve olasılıkları; beklenen yıllık getiri (Bölüm 6).
    • Alım fiyatı üst sınırı (bu fiyatın üstünde almam) ve pozisyon büyüklüğü (portföy yüzdesi).
    • Üç satış tetikleyicisi (Bölüm 12’den kopyalanır).
    • Bir sonraki gözden geçirme tarihi.

    Bölüm 1 · İki dakikalık hikâye

    Amaç. [LYNCH] Hikâyeyi düz cümlelerle anlatmak: neden ilgileniyorum, başarılı olması için ne olması gerekiyor, yolun üzerindeki tuzaklar neler. Lynch’in kategoriye göre verdiği örnek monologlar bu bölümün kalıbıdır:

    Kategori Monologun ekseni
    Yavaş büyüyen Temettü: kaç yıldır artırılıyor, hiç kesildi mi, resesyonlarda ne oldu, büyümeyi hızlandıracak yeni bir iş var mı.
    Döngüsel İş koşulları, stoklar, fiyatlar: döngü hangi evrede, fabrika kapasitesi, maliyet kısıntısı, kârın ne yöne döneceği.
    Varlık oyunu Varlıklar ne, ne ediyor, borç düşülünce hisse başına ne kalıyor, geri kalan işi kaça alıyorum, içeridekiler alıyor mu.
    Toparlanan Şirket talihini düzeltmek için ne yaptı, plan işliyor mu, kârsız bölümler satıldı mı, hisse geri alımı var mı.
    Sağlam kale F/K aralığının neresinde, son aylarda zaten fırladı mı, büyümeyi hızlandıracak bir şey var mı (yeni pazar, bölünme, satış).
    Hızlı büyüyen Nerede ve nasıl hızlı büyümeye devam edebilir; formül başka bölgelerde kopyalandı mı; borç aşırı mı; pazar doymadan önce ne kadar yol var.

    Sorular. Bu hikâyeyi bir çocuğa anlatabilir miyim? “Otobüsteki adam devralınacağını söylüyor” dışında somut bir şey var mı? Hikâyenin özü var mı, yoksa yalnızca “cızırtı” mı?

    Bölüm 2 · Şirket ve iş modeli

    Amaç. Şirketin nasıl para kazandığını, kendi cümlelerimle, kaynak göstererek yazmak.

    Yazılacaklar.

    • Ürünler ve hizmetler; müşteri kim, neden bu şirketten alıyor, ne sıklıkla alıyor.
    • Segment kırılımı: her ürün grubunun satışlara ve kâra katkısı (yüzde).
    • [LYNCH] Satışların yüzdesi kuralı: beni ilgilendiren ürün şirketin satışlarının yüzde kaçı? L’eggs küçük Hanes için her şeydi; Lexan devasa GE için yüzde 6,8’lik bir bölümün parçasıydı. Ürün “bir sonraki Pampers” olsa bile hissedar için anlam taşımıyorsa tez orada biter.
    • [LYNCH] Tekrarlanan alım mı, tek seferlik mi? İnsanlar ürünü almaya devam etmek zorunda mı (ilaç, meşrubat, tıraş bıçağı) yoksa bir kez alıp bitiyor mu (oyuncak, Sensormatic’in gözetim sistemi)? Tek seferlik satışta büyümedeki yavaşlama kârı yavaşlatmaz, dibe çakar.
    • [LYNCH] “Her salak yönetebilir mi?” Basit, sıkıcı, anlaşılır iş bir artıdır; er ya da geç gerçekten bir salak yönetecektir. Fiber optik yerine motel zinciri, iletişim uydusu yerine külotlu çorap.
    • [LYNCH] Teknoloji üreticisi mi, kullanıcısı mı? Fiyat savaşındaki bilgisayar şirketi yerine ucuzlayan bilgisayardan yararlanan şirket (ADP); tarayıcı üreticisi yerine tarayıcıyı kuran süpermarket.
    • [BUFFETT] Yetkinlik çemberi: bu işi on yıl sonra nasıl görüneceğini kestirebilecek kadar anlıyor muyum? Anlamıyorsam, iş ne kadar cazip olursa olsun tezin dışındadır (kavram kartı: 3.1).
    • Ana müşteri ve tedarikçi bağımlılıkları (Bölüm 10’a taşınır).

    Sorular. Şirketi bir cümleyle tarif edebilir miyim? Kârın yüzde kaçı tek bir üründen? Ürün alışkanlık mı, moda mı? İş on yıl sonra büyük ihtimalle aynı mı olacak?

    Bölüm 3 · Kategori

    Amaç. [LYNCH] Hisseyi altı kategoriden birine yerleştirmek; çünkü kategori “bu hisseden ne bekleyeceğimi” belirler. Coca-Cola’dan iki yılda dört kat beklenmez; toparlanandan temettü beklenmez. Kategori aynı zamanda değerleme yöntemini (Bölüm 6) ve satış sinyallerini (Bölüm 12) seçer.

    Yazılacaklar.

    • Kategori ve gerekçe: büyüme oranı (kâr), şirket büyüklüğü, sektör konumu.
    • Şirketin daha önce başka bir kategoride olup olmadığı (Dow Chemical hızlı büyüyenden döngüsel tınılı ağır aksak yürüyene döndü; Chrysler döngüselden toparlanana, sonra tekrar döngüsele).
    • Bu kategoriden beklenen getiri aralığı: sağlam kalede yüzde 30–50 sonra rotasyon; hızlı büyüyende 10–40 kat potansiyeli ama iflas riski; döngüselde zamanlama; varlık oyununda sabır ve bir akıncı.
    • Kategorinin kontrol listesi (Bölüm 4.3 ve 4.12’den kopyalanır).

    Sorular. Büyüklük büyümeyi sınırlıyor mu? (GE’nin öngörülebilir gelecekte üç kat büyümesi matematiksel olarak imkânsızdı: ABD GSMH’sinin yüzde birini temsil ediyordu.) Kategoriyi yanlış seçersem ne olur: Ford’u Bristol-Myers gibi bir sağlam kale sanmak, yüzde 80’lik düşüşe hazırlıksız yakalanmaktır.

    Bölüm 4 · Avantajım (edge)

    Amaç. [LYNCH] Bu hisse hakkında sıradan bir yatırımcıdan veya Wall Street’ten neyi daha iyi bildiğimi dürüstçe yazmak. Avantajı olan kişi, avantajı olmayanı her zaman geçebilir; avantaj yoksa tez yalnızca bir kumardır.

    Yazılacaklar.

    • Avantajın türü: mesleki (sektörde çalışıyorum, tedarikçisiyim, müşterisiyim), yerel (mağazayı, ürünü, kalabalığı gözlemliyorum), analitik (herkesin görebildiği ama kimsenin okumadığı bir rapor), zamansal (Wall Street gecikmesi: kurumlar ve analistler henüz keşfetmedi).
    • Avantajın kanıtı: ne gördüm, ne saydım, kiminle konuştum.
    • [LYNCH] Fikrin kaynağı ile tüyocuyu ayır: “Harry Amca alıyor, o da zengin” bir avantaj değildir. Uzman kendi alanında konuşuyorsa değerli, başka alanda konuşuyorsa gürültüdür.
    • [LYNCH] Keşif alım sinyali değildir: Dunkin’ Donuts’ın hep kalabalık olması hisseyi almam gerektiği anlamına gelmez; yalnızca geliştirilecek bir hikâyeye götüren bir ipucudur.

    Bölüm 5 · Ekonomik hendek ve niş

    Amaç. Şirketin kârını rakiplerden koruyan şeyin ne olduğunu göstermek. [BUFFETT] Buffett’ın “hendek”i ile [LYNCH] Lynch’in “niş”i aynı sorudur: rakipler bu kârı neden alamıyor? (Kavram kartı: 3.2.)

    Yazılacaklar.

    • Hendek türü ve kanıtı: marka ve fiyatlandırma gücü, maliyet avantajı, geçiş maliyeti, ağ etkisi, lisans/ölçek/yerel tekel (Boston Globe’un Boston basılı reklam gelirinin yüzde 90’ı; Philip Morris’in markaları).
    • [LYNCH] Fiyat artırma testi: “Müşteri kaybetmeden yıldan yıla fiyat artırmayı başarabilen bir iş bulursanız, muhteşem bir yatırımınız var demektir.” Son beş yılda fiyat artışları ve hacim birlikte incelenir.
    • [BUFFETT] Fiyatlandırma gücü aynı zamanda Buffett’ın tek işletme testidir: fiyatı yüzde 10 artırmak için dua toplantısı yapmak gerekiyorsa iş kötüdür.
    • [LYNCH] Nişin kaynağı sıkıcılık olabilir: cenaze işi, şişe kapağı, kupon takası, atık yağ toplama. Wharton mezunları ve yatırım bankacıları bu işlere girmek istemez; rekabet gelmez.
    • Hendeğin yönü: genişliyor mu, daralıyor mu? Kâr marjının rakiplere göre seyri (Bölüm 8) buna kanıttır.

    Bölüm 6 · Sektör ve rekabet

    Amaç. Sektörün büyüme hızını, yeni girişleri ve sektörün “moda” olup olmadığını değerlendirmek. [LYNCH] Lynch’in tercih sırası şaşırtıcıdır: hiç büyümeyen sektör, düşük büyümeli sektör, en son yüksek büyümeli sektör.

    Yazılacaklar.

    • Sektör büyüme oranı ve şirketin sektöre göre büyümesi (pazar payı kapıyor mu: bira yavaş büyür, Anheuser-Busch hızlı büyüdü; otel yılda yüzde 2, Marriott yüzde 20).
    • [LYNCH] Sıcak sektör uyarısı: her sıcak ürün için onu Tayvan’da daha ucuza yapmaya çalışan bin MIT mezunu vardır. 1950 halı, 1960 elektronik, 1980 bilgisayar: sektörün büyümesi şirketlerin refahını garanti etmedi; iki yüz yeni rakip geldi ve kimse bir kuruş daha kazanamadı.
    • [LYNCH] Negatif büyüyen sektör rakip sürüsü çekmez (Philip Morris on beş yılda 14’ten 90’a çıkarken Xerox 160’tan 60’a düştü).
    • Yeni girenler: son üç yılda pazara kaç şirket girdi, kapasite artıyor mu? Döngüsellerde yeni giren fiyat kırmak zorundadır; herkesin kârı düşer.
    • [LYNCH] “Bir sonraki X” uyarısı: şirket “bir sonraki IBM/McDonald’s/Intel” diye pohpohlanıyorsa, hem taklit hem orijinal için kötü işarettir.
    • Kurumsal sahiplik yüzdesi ve şirketi izleyen analist sayısı: ikisi de ne kadar düşükse o kadar iyi (Wall Street gecikmesi hâlâ sürüyor demektir).

    Bölüm 7 · Yönetim ve sermaye tahsisi

    Amaç. Yönetimi konuşmasından değil, parayla ne yaptığından değerlendirmek. [LYNCH] “Alımlarınızı başkanın özgeçmişine ya da hitabet yeteneğine değil, şirketin beklentilerine dayandırın.”

    Sermaye tahsisi ne demek? Şirket her yıl kâr eder; yönetim bu parayı beş yerden birine koyar: (1) işe yeniden yatırım (yeni fabrika, mağaza, Ar-Ge), (2) başka şirket satın alma, (3) borç ödeme, (4) temettü, (5) hisse geri alımı. Hangisini seçtiği, hissedarın uzun vadede ne kazanacağını kârın kendisinden daha çok belirler. Bu bölüm, yönetimin bu beş kapıdan hangisine gittiğini ve gittiği kapının hissedar için doğru olup olmadığını inceler.

    Yazılacaklar.

    • [LYNCH] İçeriden alım: yöneticiler kendi paralarıyla hisse alıyor mu? Alt kademeden yedi başkan yardımcısının biner hisse alması, başkanın beş bin hisse almasından anlamlıdır. İçeriden satış tek başına anlam taşımaz (okul parası, çeşitlendirme); ama hisse 3’ten 12’ye çıkmışken dokuz yönetici çoğunluğunu satıyorsa dikkat. İçeridekilerin alımı olan şirket altı ay içinde iflas etmez.
    • [LYNCH] Hisse geri alımı mı, sulandırma mı? Geri alım hissedarı ödüllendirmenin en basit ve en iyi yoludur (“sinerjilerin en safı”). Tersi sulandırmadır: Navistar milyonlarca hisse basıp toparlandı ama hisse toparlanmadı. Dolaşımdaki hisse sayısının beş yıllık seyri tabloya yazılır (kavram kartı: 3.13).
    • [LYNCH] Satın almalar ve kötüleştirici çeşitlendirme (diworseification): Gillette tıraş bıçağı kârını kozmetik, çakmak, dijital saate dağıtırken hisse 100 yerine 35’te kaldı. Nakit içinde yüzen şirketler satın almalara fazla öder, fazla bekler, kötü yönetir. İlişkili iş (sinerji) tercih edilir; ama sinerji bazen üretir, bazen üretmez.
    • [BUFFETT] Bir dolar testi: dağıtılmayan her 1 dolar zamanla en az 1 dolar piyasa değeri yaratıyor mu? Yaratmıyorsa para temettü ya da geri alım olarak hissedara dönmeliydi (kavram kartı: 3.12).
    • [BUFFETT] Dürüstlük ve açıklık: yönetim kötü haberi faaliyet raporunda açıkça yazıyor mu, yoksa yalnızca iyi çeyrekleri mi anlatıyor? “Kurumsal zorunluluk”a (rakip yapıyor diye yapmak) direniyor mu?
    • Sahiplik: kurucu/aile/çalışan sahipliği yüksek mi (Lynch’e göre genellikle iyi işaret)? Yönetim ücretleri kârla mı, hisse fiyatıyla mı, büyüklükle mi bağlantılı?

    Bölüm 8 · Finansallar

    Amaç. Kârın büyüdüğünü, bilançonun dayandığını ve nakdin gerçek olduğunu sayılarla göstermek. Lynch’in kuralı: kâğıt ne kadar ucuzsa bilgi o kadar değerlidir; kuşe sayfaları atla, bilançoya git.

    Üç tablo, üç soru. Bir faaliyet raporunda üç ana mali tablo vardır ve her biri ayrı bir soruya cevap verir:

    Tablo Soru Tezde kullanılan kalemler
    Gelir tablosu (kâr-zarar) Bu yıl ne kadar sattı, ne kadar kâr etti? Satışlar, brüt kâr, faaliyet kârı, vergi öncesi kâr, net kâr, hisse başına kâr (EPS)
    Bilanço Belirli bir günde neye sahip, kime borçlu? Nakit ve menkul kıymetler, stoklar, alacaklar, maddi duran varlıklar, kısa/uzun vadeli borç, özsermaye
    Nakit akış tablosu Kasaya gerçekte ne girdi, ne çıktı? Faaliyetlerden nakit, sermaye harcaması (capex), amortisman, temettü ve geri alım ödemeleri, borçlanma

    Gelir tablosu “kâr” der, ama kâr bir muhasebe görüşüdür; nakit akış tablosu ise kasadaki gerçek parayı gösterir. İkisinin uzun süre ayrışması (kâr var, nakit yok) tezin en önemli uyarı işaretlerinden biridir.

    Yazılacaklar (her biri en az beş yıllık tabloyla; her terimin kavram kartı Bölüm 3’te).

    • [LYNCH] Kâr büyümesi. “Gerçekten önemli olan tek büyüme oranı budur: kâr.” Büyüme ile genişlemeyi karıştırma. Kâr düzensiz mi, istikrarlı mı (Shoney’s art arda 116 çeyrek)? Kâr çizgisi ile fiyat çizgisi birlikte çizilir: fiyat kârın çok önüne geçtiğinde (Avon 1972, The Limited 1983 ve 1987) sonuç felakettir. (Kart 3.5)
    • [LYNCH] Vergi öncesi kâr marjı. Aynı sektördeki rakiplerle karşılaştırılır; en yüksek marj = en düşük maliyetli işletmeci = kötü günde hayatta kalan. (Kart 3.6)
    • [LYNCH] Nakit pozisyonu ve borç. Net nakit = nakit + menkul kıymet − uzun vadeli borç; hisse başına net nakit fiyattan düşülür. Borcu olmayan şirket iflas edemez. (Kart 3.7, 3.8)
    • [LYNCH] Serbest nakit akışı. Normal sermaye harcaması çıktıktan sonra kalan; fiyata oranı yüzde 10 standart, yüzde 20 muhteşem. (Kart 3.9)
    • [BUFFETT] Sahip kârı. Serbest nakit akışının Buffett versiyonu; DCF’nin girdisi. (Kart 3.10)
    • [BUFFETT] Özsermaye kârlılığı (ROE) ve yatırılan sermaye getirisi (ROIC). Şirketin elindeki parayı ne kadar verimli kullandığı. (Kart 3.11)
    • [LYNCH] Defter değeri ve gizli varlıklar. Beyan edilen defter değeri gerçek değerle çoğu zaman ilgisizdir; her iki yönde de. (Kart 3.14)
    • [LYNCH] Stoklar. Satışlardan hızlı büyüyorsa kırmızı bayrak. (Kart 3.15)
    • [LYNCH] Temettü ve dağıtım oranı. Yavaş büyüyenlerde sicil ve tampon. (Kart 3.16)
    • [LYNCH] Tek müşteriye bağımlılık. Satışların yüzde 25–50’si tek müşteriye gidiyorsa tehlikeli.

    Sorular. Kâr son on yılda kaç kez düştü ve neden? Marj rakiplere göre nerede ve yönü ne? Net nakit hisse başına kaç lira/dolar? Serbest nakit akışı muhasebe kârıyla örtüşüyor mu? Hisse sayısı azalıyor mu?

    Bölüm 9 · Değerleme

    Amaç. “Bu şirket ne kadar eder ve bugünkü fiyat ona göre ucuz mu?” sorusuna en az iki yöntemle cevap vermek. Yöntemlerin ayrıntısı Bölüm 6’dadır; burada ne yazılacağı sıralanır.

    Yazılacaklar.

    • [LYNCH] F/K bağlamı. Şirketin kendi geçmiş F/K aralığı, sektör benzerlerinin F/K’sı, piyasanın genel F/K’sı. F/K’yı kâr büyümesiyle karşılaştır. (Kart 3.3)
    • [LYNCH] Adil F/K ≈ büyüme oranı; temettülü formül (büyüme + verim) / F/K. (Kart 3.4)
    • [LYNCH] Nakit ve iştirak düzeltmesi. Hisse başına net nakit ve ayrı değerlenebilen iştirakler fiyattan düşülür; kalan “çekirdek iş”in F/K’sı hesaplanır (Ford örneği, Bölüm 6.7).
    • [LYNCH] Aşırı yüksek F/K’dan kaç. Eyerdeki fazla ağırlık gibidir (Avon, Polaroid, EDS: 50 F/K).
    • [BUFFETT] İçsel değer ve güvenlik marjı. İçsel değer = işletmenin ömrü boyunca üreteceği nakdin bugüne indirgenmiş hâli; belirgin altından alınır. (Kart 3.17, 3.18)
    • [FORMÜL] Senaryo tablosu: ayı / baz / boğa için EPS, F/K, hedef fiyat, olasılık; olasılık ağırlıklı beklenen fiyat ve yıllık getiri; kayıp/kazanç asimetrisi.
    • Alım fiyatı üst sınırı: baz senaryoda hedeflenen yıllık getiriyi (ör. yüzde 15) sağlayan en yüksek fiyat.

    Bölüm 10 · Riskler ve tezin çürüme koşulları

    Amaç. Tezin en dürüst bölümü: neyi bilmiyorum ve ne olursa yanılmışım demektir. Lynch: Wall Street’te işler hiçbir zaman net değildir; net olduğunda kâr etmek için çok geçtir. Eksik bilgiyle karar verilir, ama eksiğin ne olduğu yazılır.

    Yazılacaklar.

    • Çürüme koşulları (falsifikasyon): “Şu üç şeyden biri olursa tez yanlıştır” — ölçülebilir, tarihli, gözlemlenebilir. Örnek: “Aynı mağaza satışları iki çeyrek üst üste düşerse”, “Net borç/FAVÖK 3’ü geçerse”, “Ana müşteri sözleşmesi yenilenmezse”.
    • İş riskleri: tek müşteri/tedarikçi, regülasyon, teknoloji değişimi, ürünün moda olması, döviz, hammadde.
    • Finansal riskler: borç vadeleri, sulandırma ihtimali, temettünün sürdürülebilirliği, gizli yükümlülükler (Bhopal, Johns-Manville tipi ölçülemeyen tazminat: uzak dur).
    • Kategori riskleri: hızlı büyüyen → yetersiz finansman ve Gulliver ikilemi; döngüsel → yanlış evrede almak (yüzde 50+ kayıp, yıllar süren bekleyiş); toparlanan → başarısız toparlananların listesi hafızadan silinir; varlık oyunu → yönetimin borçla varlığı eritmesi; sağlam kale → kötüleştirici çeşitlendirme; yavaş büyüyen → temettü kesintisi.
    • Değerleme riski: F/K daralması: büyüme yüzde 25’ten 15’e düşerse çarpan da düşer, sadık hissedar için “çifte darbe”.
    • Kendi riskim: bu hisseyi anlıyor muyum, yoksa cızırtıya mı kapıldım? Kayıp günlük hayatımı etkiler mi?

    Bölüm 11 · Katalizörler ve zamanlama

    Amaç. Kârın (ve dolayısıyla fiyatın) ilerlemesi için “dinamik bir şeylerin olması gerekir”. O şeyin ne olduğunu ve yaklaşık zamanını yazmak.

    Yazılacaklar.

    • [LYNCH] Kârı artırmanın beş yolu: maliyetleri düşürmek; fiyatları yükseltmek; yeni pazarlara açılmak; eski pazarlarda daha fazla satmak; zarar eden faaliyeti canlandırmak, kapatmak ya da satmak. Şirket bunlardan hangisini, ne zaman yapıyor?
    • Somut katalizörler: yeni fabrika/mağaza sayısı, ürün lansmanı, bölünme (spin-off), bölüm satışı, hisse geri alım programı, sektörde kapasite çıkışı, düzenleme değişikliği.
    • Varlık oyununda katalizör dışarıdan gelir: kurumsal akıncı, devralma, ihale savaşı. Beklemek gerekebilir; sabır tezin parçasıdır.
    • [LYNCH] Zamanlama: piyasayı zamanlamaya çalışma; ama iki dönemde kelepir olasılığı yüksektir: yıl sonu vergi satışları ve piyasa çöküşleri (“düzeltmeler seçkin şirketleri kelepir fiyata iter”).
    • Büyük sonuçlar aylar değil yıllar alır; tezin ufku yazılır (2–5 yıl).

    Bölüm 12 · Pozisyon ve alım-satım planı

    Amaç. Kaç para, hangi fiyattan, ne zaman eklerim, ne zaman satarım sorularını fiyat hareketinden önce cevaplamak.

    Yazılacaklar.

    • Pozisyon büyüklüğü. [LYNCH] Sahip olunacak hisse sayısı = avantajım olan ve araştırmanın bütün testlerini geçen fırsat sayısı; “aptalca çeşitlilik küçük yatırımcının baş belasıdır”. [BUFFETT] En iyi fikirlere yoğunlaş; yirmi delikli kart. Kategoriye göre sınır: hızlı büyüyen ve toparlananda tek pozisyon daha küçük (iflas riski), sağlam kalede daha büyük tutulabilir.
    • Alım planı. Alım fiyatı üst sınırı; kademeli alım (üçte bir + düşüşte ekleme); “yüzde 25 düştüğümde alıcıyım, satıcı değilim” cümlesini gerçekten uygulayabilir miyim?
    • Ekleme koşulu. Hisse düşmüş ama temeller olumluysa elde tutmak iyi, daha fazla almak daha iyidir (The Limited 1984). Ekleme yalnızca hikâye sağlamsa yapılır; “düştü, ucuzladı” tek başına neden değildir.
    • Satış tetikleyicileri. Kategorinin Lynch satış sinyalleri (Bölüm 4.3) ve tezin çürüme koşulları (Bölüm 10) aynen buraya kopyalanır. Fiyat hedefine ulaşmak tek başına satış nedeni değildir; hikâye hâlâ iyiyse hedef güncellenir. Sağlam kalede yüzde 30–50 kazanç sonrası rotasyon istisnadır.
    • [BUFFETT] Satılacak üç durum: (1) tez yanlış çıktı, (2) iş kalıcı olarak bozuldu, (3) belirgin biçimde daha iyi bir fırsat var. “Fiyat yükseldi” bunlardan biri değildir.
    • [LYNCH] İçeriden satış başladı diye satma; dışarıdan biri (Petrie) almayı bıraktı diye de satma.

    Bölüm 13 · Takip planı

    Amaç. Alımdan sonra neye bakılacağını önceden listelemek. Lynch: “Hissesine sahip olduğunuz bir şirketi takip etmek, bitmeyen bir stud poker eli oynamak gibidir”: her çeyrek yeni bir kart açılır.

    • Üç ayda bir: son çeyrek raporu; kâr beklendiği gibi mi; kâr çizgisi/fiyat çizgisi; stoklar; borç; içeriden alım/satım; kurumsal sahiplik ve analist sayısı; mağaza/ürün gözlemi (“refah havası var mı?”).
    • [LYNCH] Büyüme evresi: kuruluş (riskli), hızlı genişleme (en güvenli ve en kârlı: formül kopyalanıyor), olgunluk/doygunluk (sorunlu: genişleyecek yer kalmadı). Şirket bir evreden diğerine geçiyor mu? Holiday Inn Cebelitarık’ın dibine gelmişse “başka nereye genişleyebilir, Mars’a mı?”
    • Hikâyeyi yeniden anlat: iki dakikalık monolog hâlâ aynı mı? Değiştiyse tez güncellenir, kategori yeniden sorgulanır.
    • Haftada en az bir saat yatırım araştırması; temettü toplamak ve kâr-zarar hesaplamak sayılmaz.

    Bölüm 14 · Karar günlüğü

    Tarih · Fiyat · İşlem (al/ekle/azalt/sat/tut) · Neden (bir cümle) · Hangi tez bölümü değişti · Sonraki kontrol tarihi. Günlük, tezin en sonunda tablo olarak tutulur; hiçbir satır silinmez. Amaç, bir yıl sonra “neden yapmıştım?” sorusuna hafızadan değil kayıttan cevap vermektir. Lynch’in uyarısı: “Hisse yükseldi, demek ki haklıyım / düştü, demek ki haksızım” günlüğe neden olarak yazılamaz.

    3. Kavram kartları

    Bu bölüm, tezde geçen her teknik terimi aynı düzende açıklar: Nedir · Neyi gösterir · Nasıl hesaplanır (ve sayı nereden bulunur) · Nasıl yorumlanır · Örnek · Tuzak · Tezde nerede kullanılır. Bir bölümü yazarken anlamadığın terim olursa buraya dön.

    Sayıların kaynağı: Şirketin yıllık faaliyet raporu (ABD’de 10-K, Türkiye’de KAP’taki finansal tablolar ve faaliyet raporu). Gelir tablosu, bilanço ve nakit akış tablosu bu raporun içindedir. Finans siteleri (Yahoo Finance, Macrotrends, Koyfin, KAP, Fintables) aynı kalemleri hazır verir ama tanımları farklı olabilir; tezde hangi tanımı kullandığını yaz.

     

    3.1 Yetkinlik çemberi (Circle of competence) [BUFFETT]

    Nedir. Gerçekten anladığın işlerin sınırı. Buffett’a göre önemli olan çemberin büyüklüğü değil, sınırının nerede olduğunu bilmektir.

    Neyi gösterir. Bir şirketin on yıl sonraki hâlini makul bir güvenle tahmin edip edemeyeceğini. Tahmin edemiyorsan, ne kadar ucuz olursa olsun değerleyemezsin; değerleyemediğin şeyi alamazsın.

    Nasıl test edilir. Şu soruları kâğıda yazmadan cevaplayabiliyor musun: Şirket parayı nereden kazanıyor? Müşterileri neden rakibe gitmiyor? On yıl sonra bu ürünü kim, neden alacak? Sektörün son iki büyük değişimi neydi ve şirket nasıl etkilendi? Cevaplar tereddütlüyse çemberin dışındasın.

    Örnek. Buffett uzun yıllar teknoloji hisselerine girmedi; anlamadığını söyledi. Apple’a ancak onu bir tüketici ürünü şirketi olarak anladıktan sonra girdi. Lynch’in versiyonu: donut yiyerek ya da lastik alarak edindiği sezgiyi lazer ışınlarında asla edinemezdi.

    Tuzak. Çemberin dışındaki bir hisse “herkes alıyor” diye çemberin içindeymiş gibi görünür. Çemberi genişletmenin tek yolu okumak ve zamandır, fiyat hareketi değil.

    Tezde. Bölüm 2 (iş modeli). Tez, “bu iş yetkinlik çemberimin içinde çünkü …” cümlesiyle başlamalı; değilse “dışında ama şu nedenle sınırlı pozisyonla giriyorum” diye açıkça yazılmalı.

     

    3.2 Ekonomik hendek (Moat) [BUFFETT] · Niş [LYNCH]

    Nedir. Ortaçağ kalesinin etrafındaki su hendeği gibi, şirketin kârını rakiplerin saldırısından koruyan yapısal avantaj. Hendek yoksa yüksek kâr yeni rakip çeker ve kâr zamanla ortalamaya iner.

    Neyi gösterir. Şirketin bugünkü yüksek marjını ve sermaye getirisini gelecekte de koruyup koruyamayacağını. Değerlemede kullanılan “büyüme yıllarca sürecek” varsayımının dayanağı hendektir; hendek yoksa uzun vadeli DCF varsayımları geçersizdir.

    Türleri ve kanıtı.

    Hendek türü Ne demek Kanıt nerede aranır
    Marka / fiyatlandırma gücü Müşteri aynı ürüne bu şirkete daha fazla ödüyor Fiyat artışları hacim düşürmeden yapılabiliyor; brüt marj rakiplerin üstünde
    Maliyet avantajı Aynı ürünü herkesten ucuza üretiyor Vergi öncesi marj sektörün en yükseği; ölçek, konum, süreç
    Geçiş maliyeti Müşterinin başka tedarikçiye geçmesi pahalı ya da zahmetli Müşteri kaybı (churn) düşük, sözleşme süreleri uzun, entegrasyon derin
    Ağ etkisi Her yeni kullanıcı ürünü diğerleri için daha değerli kılıyor Pazar payı büyüdükçe marj artıyor; ikinci oyuncu çok geride
    Lisans / düzenleme / yerel tekel Yasa ya da coğrafya rakip girişini engelliyor Ruhsat sayısı sınırlı; bölgesel tek gazete, tek çakıl ocağı

    Nasıl yorumlanır. Buffett’ın testi: “Bana milyarlarca dolar verseler bu şirketi yok edebilir miyim?” Cevap “evet, kolayca” ise hendek yoktur. Lynch’in testi: “Fiyatı yıldan yıla müşteri kaybetmeden artırabiliyor mu?” Hendeğin yönü de önemlidir: genişliyor mu (marj yükseliyor, pay artıyor) daralıyor mu (yeni teknoloji, yeni giren).

    Örnek. Boston Globe: Boston’daki basılı reklam gelirinin yüzde 90’ı (yerel tekel). Philip Morris’in markaları (fiyatlandırma gücü; on beş yılda 14’ten 90’a). See’s Candies: Buffett her yıl fiyat artırdı, müşteri kaçmadı.

    Tuzak. “Mükemmel yönetim” hendek değildir; yönetim değişir. “Harika ürün” de hendek değildir; ürün kopyalanır. Hendek, ürün ve yönetimden bağımsız olarak kârı koruyan şeydir.

    Tezde. Bölüm 5. Hendek türü adlandırılır, kanıt tabloya yazılır, yönü belirtilir.

     

    3.3 Fiyat/Kazanç oranı (F/K, P/E) [LYNCH]

    Nedir. Hisse fiyatının, hisse başına yıllık kâra bölümü. “Bu şirketin bir yıllık kârının kaç katını ödüyorum?”

    Neyi gösterir. Piyasanın şirketin gelecekteki kâr büyümesi için ne kadar ödemeye razı olduğunu. Lynch’in okuması: F/K, şirketin kârı sabit kalsa ilk yatırımı geri kazanmanın kaç yıl süreceğidir. F/K 10 = on yıl; F/K 40 = kırk yıl (“o zamana kadar Cher büyük-büyükanne olmuş olabilir”).

    Nasıl hesaplanır.

    F/K = Hisse fiyatı / Hisse başına kâr (EPS)
    EPS = Net kâr / dolaşımdaki hisse sayısı

    Kâr hangi dönem? Üç kullanım vardır: son 12 ay (trailing, geçmişe dönük), bu mali yıl tahmini (forward, ileriye dönük), önceki mali yıl. Tezde hangisini kullandığını yaz; karşılaştırırken hepsinde aynı tanımı kullan. Tek seferlik kalemler (bir bölümün satış kârı, dava tazminatı) kârdan arındırılır; aksi hâlde F/K anormal düşük ya da yüksek görünür.

    Nasıl yorumlanır. F/K tek başına anlamsızdır; üç şeyle karşılaştırılır:

    1. Şirketin kendi geçmişi: son 5–10 yıllık F/K bandının neresinde?
    2. Aynı sektördeki benzerler: “sektöre göre iskontolu” ne demek, kaç puan?
    3. Kâr büyüme oranı: adil F/K ≈ büyüme oranı (kart 3.4).

    Lynch’in 1988 aralıkları (mantığı bugün de geçerli, sayıları kalibre et): kamu hizmeti 7–9, sağlam kale 10–14, hızlı büyüyen 14–20. Yavaş büyüyenlerde en düşük, hızlı büyüyenlerde en yüksek; döngüseller arada gidip gelir. Kategoriler arası F/K karşılaştırması elmayla armuttur: Dow Chemical için kelepir olan F/K, Wal-Mart için kelepir değildir.

    Piyasanın F/K’sı. Endeksin toplam F/K’sı, piyasanın genel olarak pahalı mı ucuz mu olduğunu gösterir. Lynch’in örnekleri: 1971’de 20 (delilik, ardından 1973–74 çöküşü), 1982’de 8, 1987’de 16 (aynı kâr için beş yıl önceki fiyatın iki katı; uyarı olmalıydı). Faiz düşükken F/K yükselir çünkü tahvil daha az cazip olur; ama iyimserlik F/K’yı faizden bağımsız olarak da gülünç seviyelere taşır.

    Örnek. K mart: fiyat 35, EPS 3,50 → F/K 10. 3.500 dolara 100 hisse alan yatırımcı yılda 350 dolar kâr payına sahiptir; kâr sabit kalsa yatırım on yılda geri döner.

    Tuzak. (1) Döngüsellerde kâr zirvedeyken F/K düşük görünür ve ucuz sanılır; oysa satış zamanıdır. (2) Kâr sıfıra yakınsa F/K sonsuza gider, anlamsızlaşır. (3) Yüksek F/K “kötü” değil, “yüksek beklenti” demektir; beklentiyi haklı çıkaracak büyüme varsa sorun yok, yoksa “eyerdeki fazla ağırlık”tır.

    Tezde. Bölüm 9. Üç karşılaştırma (geçmiş, sektör, büyüme) tabloya yazılır.

     

    3.4 PEG ve Lynch skoru [LYNCH]

    Nedir. F/K’yı kâr büyüme oranıyla ilişkilendiren iki basit oran. Lynch’in kuralı: makul fiyatlanmış şirkette F/K, kâr büyüme oranına (yüzde olarak) eşittir.

    Neyi gösterir. Ödenen çarpanın büyümeyle karşılanıp karşılanmadığını. Yüzde 12 büyüyen şirkete 6 F/K ödemek cazip, yüzde 6 büyüyene 12 F/K ödemek cazip değildir.

    Nasıl hesaplanır.

    PEG = F/K / kâr büyüme oranı (yüzde olarak, örn. 15)
    Lynch skoru = (kâr büyüme oranı % + temettü verimi %) / F/K

    Büyüme oranı olarak son 3–5 yılın gerçekleşmiş kâr büyümesi ile önümüzdeki 3–5 yıl için makul tahminin ortalaması kullanılır. Temettü verimi = yıllık hisse başına temettü / fiyat.

    Nasıl yorumlanır.

    PEG Lynch skoru Anlamı
    0,5 2 ve üstü Çok olumlu; aranan seviye
    1,0 ~1,5 Makul / idare eder
    2,0 1’in altı Çok olumsuz; büyüme fiyatı karşılamıyor

    Örnek. Şirket yüzde 15 büyüyor, yüzde 3 temettü veriyor, F/K 6: skor (15+3)/6 = 3, muhteşem. Yüzde 12 büyüyen, yüzde 3 veren, F/K 10: (12+3)/10 = 1,5, idare eder.

    Tuzak. Büyüme yüzde 30’un üstünde ya da yüzde 5’in altındaysa formül bozulur. Döngüsel ve toparlananlarda büyüme oranı anlamsızdır, formül kullanılmaz. Faiz yüksekken aynı PEG daha pahalı sayılmalıdır.

    Tezde. Bölüm 9, hızlı tarama ve Bölüm 6.2’deki çıkış çarpanına çapa.

     

    3.5 Hisse başına kâr (EPS) ve kâr büyümesi [LYNCH]

    Nedir. Net kârın dolaşımdaki hisse sayısına bölümü; bir hissenin o yıl “kazandığı” para. Kâr büyümesi, bu rakamın yıldan yıla değişimi.

    Neyi gösterir. Lynch’e göre uzun vadede hisse fiyatını belirleyen tek şey: “Gerçekten önemli olan tek büyüme oranı budur: kâr.” Fiyat kısa vadede kârdan kopabilir, ama er geç kâr çizgisine geri döner.

    Nasıl hesaplanır. Gelir tablosunun en altında hazır verilir (“seyreltilmiş EPS”i tercih et: opsiyon ve dönüştürülebilir tahviller hesaba katılmış). Büyüme:

    Yıllık büyüme = EPS_bu yıl / EPS_geçen yıl − 1
    Bileşik büyüme (CAGR, n yıl) = (EPS_son / EPS_ilk)^(1/n) − 1

    Nasıl yorumlanır. İki şeye bakılır: hız ve istikrar. Hız kategoriyi belirler (yüzde 2–4 yavaş, 10–12 sağlam kale, 20–25 hızlı). İstikrar güvenilirliği belirler: Shoney’s 116 çeyrek üst üste artırdı; düzensiz kâr döngüsel ya da sorunlu şirket işaretidir. Lynch yüzde 25’in üstündeki büyümeye temkinli yaklaşır: “yüzde 50’ciler genellikle gözde sektörlerde bulunur.”

    Kâr çizgisi / fiyat çizgisi. Aynı grafikte EPS’yi bir çarpanla (ör. 15) çarpıp fiyatla birlikte çiz. Fiyat kâr çizgisinin belirgin altına inince alım, belirgin üstüne çıkınca satış bölgesi (Avon 1972: fiyat kârdan koptu, sonra çöktü; The Limited 1983 ve 1987 aynı).

    Büyüme ≠ genişleme. Yeni mağaza açmak, satış artırmak büyüme değildir; kâr artmıyorsa genişleme hissedara bir şey vermez. Kârı artırmanın beş yolu (Bölüm 4.7) büyümenin kaynağını söyler; fiyat artırabilme en değerli kaynaktır.

    Tuzak. Hisse geri alımı EPS’yi kâr artmadan da yükseltir (hisse sayısı azalır); bu “sihirli” etkidir ama toplam kârın seyrini de ayrıca kontrol et. Tersine, sulandırma toplam kâr artarken EPS’yi düşürür (Navistar).

    Tezde. Bölüm 8 (beş yıllık tablo), Bölüm 6.2 (projeksiyonun başlangıç noktası).

     

    3.6 Vergi öncesi kâr marjı (Pretax margin) [LYNCH]

    Nedir. Satışların her lirasından, bütün maliyetler (hammadde, maaş, amortisman, faiz) düşüldükten ve vergi ödenmeden önce kaç kuruş kaldığı.

    Neyi gösterir. Şirketin maliyet yapısının rakiplerine göre ne kadar iyi olduğunu. Aynı sektörde en yüksek marja sahip şirket tanım gereği en düşük maliyetli işletmecidir; iş koşulları kötüleştiğinde hayatta kalma şansı en yüksek olan odur.

    Nasıl hesaplanır.

    Vergi öncesi marj = Vergi öncesi kâr / Satışlar

    Her ikisi de gelir tablosunda. Faaliyet marjı (faiz öncesi) ve net marj (vergi sonrası) da benzer bilgiyi verir; Lynch vergi öncesini tercih eder çünkü faiz yükünü içerir ama vergi oranı farklarından etkilenmez.

    Nasıl yorumlanır. Sektörler arası karşılaştırma anlamsızdır: süpermarket (Albertson’s) yüzde 3,6, ilaç (Merck) yüzde 25 ve üstü; ortalama şirket yüzde 5 civarı (öğrenciler yüzde 20–40 sanır). Aynı sektördeki rakiplerle karşılaştır ve beş yıllık yönüne bak. İki kullanım: uzun vadeli tutulacak hissede görece yüksek marj (hendeğin kanıtı); toparlanma hikâyesinde görece düşük marj (iyileşme payı büyük; marj yüzde 2’den 5’e çıkarsa kâr iki buçuk kat artar).

    Örnek. Ford 1987: 71,6 milyar satış, 7,38 milyar vergi öncesi kâr → yüzde 10,3.

    Tuzak. Marjın tek bir yılda sıçraması çoğu zaman tek seferlik bir kalemden (varlık satışı) gelir; beş yıllık ortalama ve trend kullan. Döngüsellerde marj döngüyle dalgalanır; zirve marjı kalıcı sanma.

    Tezde. Bölüm 8, rakiplerle karşılaştırma tablosu; Bölüm 5’te hendeğin kanıtı.

     

    3.7 Net nakit ve nakit pozisyonu [LYNCH]

    Nedir. Şirketin kasasındaki nakit ve kolayca nakde çevrilebilen menkul kıymetlerin, uzun vadeli borç düşüldükten sonra kalan kısmı.

    Neyi gösterir. İki şey. (1) Güvenlik: nakit borcu aşıyorsa şirket iflas edemez; nakit borca göre artıyorsa bilanço iyileşiyor, tersi kötüleşiyor. (2) Gizli değer: hisse fiyatının bir kısmı zaten kasadaki paradır; o para düşüldüğünde asıl işi kaça aldığın ortaya çıkar.

    Nasıl hesaplanır. Bilançoda “dönen varlıklar” altında nakit ve nakit benzerleri ile menkul kıymetler; “uzun vadeli yükümlülükler” altında uzun vadeli borç.

    Net nakit = Nakit + Menkul kıymetler − Uzun vadeli borç
    Hisse başına net nakit = Net nakit / Hisse sayısı
    Çekirdek işin fiyatı = Hisse fiyatı − Hisse başına net nakit
    Çekirdek F/K = Çekirdek işin fiyatı / Çekirdek EPS

    Lynch kısa vadeli borcu hesaba katmaz; diğer dönen varlıkların (stok, alacak) onu karşıladığını varsayar. Daha muhafazakâr olmak istersen toplam borcu düş (bkz. 3.20 işletme değeri).

    Nasıl yorumlanır. Hisse başına net nakit, hisse fiyatı için bir tabandır: Ford 16 doların altına pek düşmez, çünkü hisse başına 16 dolar nakit vardır. Net nakit sıfıra yakın ya da negatifse (borç nakitten çok) bu kart değil, borç kartı (3.8) öne çıkar.

    Örnek (Ford 1987). Nakit 5,672 + menkul kıymet 4,424 = 10,1 milyar; uzun vadeli borç 1,75 milyar → net nakit 8,35 milyar → hisse başına 16,30 dolar. Hisse 38 dolar; finans iştiraki hisse başına 16,60 dolar değerinde (1,66 EPS × 10 F/K). Otomobil işi 38 − 16,30 − 16,60 = 5,10 dolara alınıyor ve 7 dolar kazanması bekleniyor: çekirdek F/K 0,7.

    Tuzak. Nakit her zaman fark yaratmaz: Bristol-Myers’ta hisse başına 5 dolar net nakit, 40 dolarlık hissede önemsiz; hisse 15’e düşerse büyük mesele olur. Yurt dışında tutulan nakit vergiye tabi olabilir; kısıtlı nakit (teminat) serbest değildir.

    Tezde. Bölüm 8 (tablo), Bölüm 9 (fiyat düzeltmesi), Bölüm 10 (ayı senaryosunun zemini).

     

    3.8 Borç, borç/özsermaye ve borç türleri [LYNCH] [BUFFETT]

    Nedir. Şirketin başkalarına olan faizli yükümlülükleri; özsermaye ise hissedarlara ait kısım (varlıklar − borçlar). Borç/özsermaye oranı, şirketin kimin parasıyla çalıştığını gösterir.

    Neyi gösterir. Kötü bir yılda şirketin hayatta kalıp kalamayacağını. Lynch: “Borcu olmayan şirket iflas edemez.” Buffett: kaldıraç iyi zamanda getiriyi büyütür, kötü zamanda şirketi bitirir; “zeki insanlar batıyorsa nedeni genellikle kaldıraçtır.”

    Nasıl hesaplanır.

    Borç/özsermaye = Toplam faizli borç / Özsermaye        (bilanço)
    Net borç = Toplam borç − Nakit
    Net borç / FAVÖK = kaç yıllık faaliyet nakdiyle borç kapanır  (bkz. 3.20)
    Faiz karşılama = Faaliyet kârı / Faiz gideri             (gelir tablosu)

    Nasıl yorumlanır. Sektöre bağlıdır (kamu hizmeti ve gayrimenkul doğal olarak borçludur); ama genel kural: borç/özsermaye 0,5’in altı rahat, 1’in üstü dikkat, Net borç/FAVÖK 3’ün üstü ağır. Faiz karşılama 3’ün altına inerse kâr faize gidiyor demektir. Lynch’in ayrımı: banka borcu en tehlikelisidir, çünkü talep üzerine geri çağrılabilir; tahvil borcu vadesine kadar güvendedir, faiz ödendiği sürece alacaklı bekler. Sorunlu şirketlerde mali durumu üstün olanı seç; banka borcuyla dolu olanlardan kaçın.

    Toparlananlarda hayatta kalma testi. Nakit / yıllık nakit yakımı = kaç yıl dayanır. Apple kriz döneminde 200 milyon nakit ve sıfır borçla iflas etmeyeceğini belli ediyordu.

    Tuzak. Kiralama yükümlülükleri ve emeklilik açıkları bilançoda borç gibi görünmeyebilir; dipnotlara bak. Borç düşük görünürken vadesi bir yıl içinde dolan büyük bir kredi olabilir; vade takvimini yaz.

    Tezde. Bölüm 8 ve 10.

     

    3.9 Serbest nakit akışı (Free cash flow, SNA) [LYNCH]

    Nedir. Şirketin faaliyetlerinden ürettiği nakitten, işi sürdürmek ve büyütmek için yaptığı yatırım harcaması (sermaye harcaması, capex) düşüldükten sonra kalan para. “Elde ettiğin ve harcamak zorunda olmadığın nakit.”

    Neyi gösterir. Kârın gerçek olup olmadığını. Muhasebe kârı tahminlere dayanır (amortisman süresi, alacak karşılığı); nakit ise kasadadır. Uzun süre kâr var ama nakit yoksa ya kâr şişirilmiştir ya da iş sürekli yatırım yutmaktadır (Lynch’in Pig Iron Inc. örneği: kâr ediyor ama parası yeni fırınlara gidiyor; Philip Morris’in ise nakdi serbesttir).

    Nasıl hesaplanır. Nakit akış tablosundan:

    SNA = Faaliyetlerden sağlanan nakit − Sermaye harcaması (capex)
    SNA verimi = SNA / Piyasa değeri     (ya da hisse başına SNA / fiyat)

    Nasıl yorumlanır. Lynch’in eşikleri: SNA verimi yüzde 10 standart (uzun vadeli hisse sahipliğinden beklenen asgari getiriyle örtüşür); yüzde 20 muhteşem; sürdürülebilir yüzde 50 “evi ipotek ettir, bulabildiğin bütün hisseleri al”. SNA’nın net kâra oranı (nakit dönüşümü) 1’e yakınsa kâr kalitelidir; sürekli 0,5’in altındaysa kâr kâğıt üstündedir.

    Örnek. 20 dolarlık hisse, hisse başına 2 dolar SNA → yüzde 10; 4 dolar → yüzde 20.

    Tuzak. Capex iki türdür: sürdürme (mevcut fabrikayı ayakta tutmak) ve büyüme (yeni fabrika). İkisi nakit akış tablosunda ayrılmaz. Büyüme yatırımı yapan şirketin SNA’sı geçici olarak düşük görünür; bu kötü değildir, ama tezde ayrımı yazmak gerekir (kart 3.10 bunu çözer). Tek yıllık SNA dalgalıdır; 3–5 yıl ortalaması kullan.

    Tezde. Bölüm 8; Bölüm 6.4 DCF’nin girdisi.

     

    3.10 Sahip kârı (Owner earnings) [BUFFETT]

    Nedir. Buffett’ın 1986 hissedar mektubunda tanımladığı, “bu işletmenin sahibi olsam her yıl cebime gerçekten ne kadar para girer?” sorusunun cevabı. Serbest nakit akışının daha dikkatli bir versiyonudur: yalnızca işi bugünkü hâliyle sürdürmek için gereken yatırımı düşer, büyüme yatırımını değil.

    Neden var, neyi gösterir. Muhasebe kârı iki nedenle yanıltır. (1) Amortisman nakit çıkışı olmayan bir giderdir: on yıl önce alınan makinenin maliyeti her yıl parça parça kârdan düşülür, ama o para çoktan ödenmiştir. Bu yüzden kâr, gerçek nakdi olduğundan düşük gösterir. (2) Ama makineler gerçekten eskir ve yenilenmesi gerekir; bu sürdürme sermaye harcaması çoğu zaman amortismandan büyüktür (enflasyon, teknoloji). Bu yüzden amortismanı geri ekleyip yerine gerçek yenileme maliyetini koymak gerekir. Sahip kârı tam bunu yapar: kârın üstüne nakit çıkışı olmayan gideri ekler, işi ayakta tutmak için gerçekten harcanması gereken parayı çıkarır. Kalan, sahibin serbestçe kullanabileceği paradır: temettü verebilir, geri alım yapabilir, büyümeye yatırabilir.

    Nasıl hesaplanır.

    Sahip kârı = Net kâr
               + Amortisman ve itfa payları           (nakit akış tablosu, "faaliyetlerden nakit" bölümü)
               + Diğer nakit çıkışı olmayan giderler   (ör. hisse bazlı ücretin bir kısmı, tartışmalı)
               − Sürdürme sermaye harcaması            (işi bugünkü hacimde tutmak için gereken yatırım)
               ± İşletme sermayesindeki değişim        (büyüyen işte stok ve alacak da büyür; bu nakit yutar)

    Sürdürme capex’i raporlarda ayrı verilmez; tahmin yolları: (a) şirketin “bakım/idame yatırımı” açıklaması varsa onu kullan; (b) yoksa son 5 yıllık amortisman ortalaması ile toplam capex’in düşük olanını al; (c) büyümeyen bir şirkette toplam capex ≈ sürdürme capex’i varsay.

    Nasıl yorumlanır.

    • Sahip kârı / Net kâr. 1’e yakınsa kâr nakde dönüyor. Sürekli 1’in üstündeyse (amortisman büyük, yatırım küçük) iş “hafif”tir: Buffett’ın sevdiği tür. Sürekli 1’in çok altındaysa iş sermaye yutuyordur: raporlanan kâr hissedarın cebine girmiyor.
    • Sahip kârı verimi = Sahip kârı / Piyasa değeri. Tahvil getirisiyle karşılaştır; tahvilin belirgin üstünde olmalı, çünkü hisse riskli ve sahip kârı büyüyebilir.
    • Büyüme testi. Şirket “kâr büyüyor” derken sahip kârı büyümüyorsa, büyüme sürekli yeni sermaye istiyordur; bu Buffett’ın kaçındığı iştir.

    Örnek. Şirket net kâr 100, amortisman 40, toplam capex 70 (bunun 45’i sürdürme, 25’i yeni pazar için), işletme sermayesi artışı 10. Sahip kârı = 100 + 40 − 45 − 10 = 85. Serbest nakit akışı ise 100 + 40 − 70 − 10 = 60 olurdu. Fark (25), şirketin büyüme için gönüllü harcadığı paradır; sahip kârı “büyümeseydi de cebe girecek olan”ı gösterir. Buffett’ın örneği: Berkshire’ın sigorta ve See’s gibi işleri amortismandan az yatırım ister, sahip kârı raporlanan kârdan yüksektir; ağır sanayi işlerinde tersi olur.

    Tuzak. Sürdürme capex’i tahmindir; iyimser tahmin sahip kârını şişirir. Her zaman iki değer hesapla (amortisman = sürdürme varsayımı ile toplam capex varsayımı) ve aradaki bandı tezde göster. Amortismanı geri ekleyip yerine hiçbir şey koymamak (FAVÖK kullanmak) Buffett’ın en sert eleştirdiği hatadır: “Diş perisi capex’i ödemez.”

    Tezde. Bölüm 8 (nakit kalitesi), Bölüm 6.4 (DCF girdisi). DCF’de FCF yerine sahip kârı kullanılırsa daha muhafazakâr bir içsel değer çıkar.

     

    3.11 Özsermaye kârlılığı (ROE) ve yatırılan sermaye getirisi (ROIC) [BUFFETT]

    Nedir. ROE: hissedarların şirkette bıraktığı her 1 liranın o yıl kaç kuruş kâr ürettiği. ROIC: hem hissedar hem alacaklı parasının (toplam yatırılan sermaye) kaç kuruş faaliyet kârı ürettiği.

    Neyi gösterir. Şirketin parayı ne kadar verimli kullandığını; yani büyümenin kalitesini. Buffett’ın tercihi: hisse başına kâr artışı değil, borçsuz ya da az borçla elde edilen istikrarlı yüksek ROE. Çünkü kâr, sırf tutulan kârlar biriktiği için de büyür; hüner, biriken paranın da yüksek getiriyle çalışmasıdır. Bir işletmenin uzun vadeli getirisi, yeniden yatırdığı sermayenin getirisine yakınsar: ROIC yüzde 8 olan iş ne kadar ucuz alınırsa alınsın uzun vadede yüzde 8 civarı kazandırır; ROIC yüzde 25 olan iş biraz pahalı alınsa da zamanla telafi eder (“harika şirketi makul fiyata” kuralının matematiği budur).

    Nasıl hesaplanır.

    ROE  = Net kâr / Ortalama özsermaye                   (gelir tablosu / bilanço)
    ROIC = Vergi sonrası faaliyet kârı / (Borç + Özsermaye − Fazla nakit)
    Vergi sonrası faaliyet kârı = Faaliyet kârı × (1 − vergi oranı)

    Nasıl yorumlanır. ROE yüzde 15’in üstü iyi, 20’nin üstü olağanüstü; ama borçla şişirilebilir (özsermaye küçülünce ROE büyür). Bu yüzden ROE’yi borç/özsermaye ile birlikte oku ya da ROIC kullan; ROIC borçtan etkilenmez. ROIC’i şirketin sermaye maliyetiyle (kabaca yüzde 8–10) karşılaştır: üstündeyse büyüme değer yaratır, altındaysa büyüme değer yok eder (büyüyen ama fakirleşen şirket). On yıllık istikrar tek yıllık zirveden önemlidir.

    Örnek. İki şirket, ikisi de yüzde 10 büyüyor. A’nın ROIC’i yüzde 30: büyümenin üçte birini yeniden yatırır, kalan üçte ikisini dağıtabilir. B’nin ROIC’i yüzde 10: bütün kârı yeniden yatırmak zorunda, hissedara hiçbir şey kalmaz. Aynı kâr büyümesi, bambaşka değer.

    Tuzak. Büyük geri alım yapan şirketlerde özsermaye çok küçülür, ROE anlamsız derecede yüksek ya da negatif görünür; ROIC kullan. Şerefiye (satın almalardan gelen) yatırılan sermayeyi şişirir; hem şerefiyeli hem şerefiyesiz ROIC hesapla: ilki yönetimin satın alma becerisini, ikincisi işin kendisini gösterir.

    Tezde. Bölüm 8 (beş yıllık ROE/ROIC tablosu), Bölüm 7 (sermaye tahsisi kalitesi).

     

    3.12 Bir dolar testi (One-dollar test) [BUFFETT]

    Nedir. Buffett’ın 1983 mektubundan: şirketin dağıtmayıp içinde tuttuğu her 1 dolar kâr, zamanla en az 1 dolar piyasa değeri yaratmalıdır.

    Neyi gösterir. Yönetimin sermaye tahsisinin (kart 3.11 ve Bölüm 7) sonuç verip vermediğini; yani tutulan kârın hissedar için değer mi yarattığı, yoksa yakıldığı mı. Yaratmıyorsa para temettü ya da geri alım olarak dağıtılmalıydı.

    Nasıl hesaplanır.

    Tutulan kâr (n yıl) = Σ (Net kâr − Temettü)            (n yıl boyunca)
    Piyasa değeri artışı (n yıl) = Piyasa değeri_son − Piyasa değeri_ilk
    Oran = Piyasa değeri artışı / Tutulan kâr     → 1'in üstü olmalı

    n en az 5, tercihen 10 yıl; tek yılda piyasa dalgalanması sonucu bozar. Başlangıç ve bitiş fiyatlarını piyasa döngüsünün benzer noktalarından seç, ya da ortalama F/K ile normalize et.

    Nasıl yorumlanır. Oran 1’in belirgin üstündeyse (ör. 2: her tutulan dolar iki dolar değer yarattı) yönetim parayı iyi kullanıyor, kârı içeride tutması doğru. 1’in altındaysa şirket büyüyor ama hissedar fakirleşiyor; temettü/geri alım baskısı yapan aktivistler haklıdır.

    Örnek. On yılda toplam 500 milyon kâr, 100 milyon temettü → 400 milyon tutuldu. Piyasa değeri 1 milyardan 2,2 milyara çıktı → artış 1,2 milyar; oran 3. Başarılı. Tersi: 400 milyon tutulmuş, piyasa değeri 1 milyardan 1,1 milyara → oran 0,25; para yakılmış (kötüleştirici çeşitlendirmenin tipik sonucu).

    Tuzak. Piyasa değeri artışı sırf F/K genişlemesinden gelmiş olabilir (2 yerine 20 F/K); bu yönetimin değil piyasanın işidir. Kontrol: EPS ve sahip kârı da benzer oranda büyümüş mü?

    Tezde. Bölüm 7.

     

    3.13 Hisse sayısı, geri alım ve sulandırma [LYNCH]

    Nedir. Dolaşımdaki hisse sayısı şirketin “kaç dilime bölündüğü”dür. Geri alım (buyback) şirketin kendi hisselerini piyasadan alıp iptal etmesi; sulandırma (dilution) yeni hisse basıp satması ya da çalışanlara vermesi.

    Neyi gösterir. Aynı pastanın dilim sayısı. Hisse sayısı azalırsa her hissenin kârdaki payı büyür (“hisse başına kâr üzerinde sihirli etki”: şirket hisselerinin yarısını alırsa toplam kâr aynı kalsa da EPS ikiye katlanır). Artarsa tersi: Navistar toparlandı ama sulandırma yüzünden hissedar toparlanmadı.

    Nasıl hesaplanır. Gelir tablosunda “ağırlıklı ortalama seyreltilmiş hisse sayısı”; beş yıllık seri.

    Yıllık hisse sayısı değişimi = Hisse sayısı_bu yıl / Hisse sayısı_geçen yıl − 1
    Geri alım verimi = Geri alım için harcanan nakit / Piyasa değeri

    Nasıl yorumlanır. Yılda yüzde 2–4 azalma sağlıklı geri alım; sürekli artış (opsiyonlar, sermaye artırımı) hissedar aleyhinedir. Ama geri alımın fiyatı önemlidir: şirket kendi hissesini pahalıyken alıyorsa değer yok eder, ucuzken alıyorsa yaratır (Buffett: geri alım yalnızca hisse içsel değerin altındayken mantıklıdır). Lynch: 20 Ekim 1987’de şirketlerin geri alım duyuruları paniği durdurdu.

    Tuzak. Geri alım yapılıyor ama hisse sayısı azalmıyorsa, alınan hisseler çalışan opsiyonlarına gidiyordur; net etki sıfır. Her zaman net hisse sayısına bak, geri alım duyurusuna değil.

    Tezde. Bölüm 7, Bölüm 8 tablosu.

     

    3.14 Defter değeri ve gizli varlıklar [LYNCH]

    Nedir. Defter değeri (özsermaye): bilançoda yazan varlıklar − borçlar; hisse başına defter değeri bunun hisse sayısına bölümü. Fiyat/defter değeri (F/DD) oranı, piyasanın buna kaç kat ödediği.

    Neyi gösterir. Teoride şirket tasfiye edilse hissedara kalanı. Pratikte çoğu zaman gerçek değerle ilgisi yoktur, çünkü varlıklar tarihi maliyetle kayıtlıdır: otuz yıl önce alınan arsa alış fiyatıyla, iflas etmiş bir demiryolunun tünelleri “varlık” olarak durur.

    Nasıl hesaplanır.

    Hisse başına defter değeri = Özsermaye / Hisse sayısı     (bilanço)
    F/DD = Fiyat / Hisse başına defter değeri

    Nasıl yorumlanır. Lynch’in iki uyarısı:

    1. Fazla gösterir. Penn Central iflas ederken hisse başına 60 dolar defter değeri vardı (dağları delen tüneller, işe yaramaz vagonlar). Sol taraf (varlık) şişkinken sağ taraf (borç) gerçekse tehlike: 400 milyon varlık, 300 milyon borç = 100 milyon defter değeri; ama varlıklar tasfiyede 200 milyon ederse gerçek değer eksi 100 milyon. “Şirket değersizden de beter.”
    2. Az gösterir. Doğal kaynaklar, gayrimenkul, marka, patent, iştirakler, ileriye taşınan vergi zararı defterde çok düşük görünür: Handy and Harman’ın defterdeki 7,83 dolarlık değeri, metal stoku bugünkü fiyatla sayılınca 19 doları aşıyordu. Bunlar gizli varlıklardır ve varlık oyunlarının kaynağıdır.

    Kural: defter değeri için hisse alıyorsan, o değerlerin gerçekte ne olduğunu kalem kalem anla ve kendi tahmininle yeniden değerle (bugünkü fiyat, satılabilirlik, vergi).

    Tuzak. “F/DD 1’in altında, ucuz” tek başına anlamsızdır; bankalar ve sigortacılar için anlamlı, marka ve yazılım şirketleri için anlamsızdır (defterde marka yoktur). Şerefiye (satın almalardan kalan fark) defter değerinin büyük kısmıysa, gerçek varlık daha azdır.

    Tezde. Bölüm 8; varlık oyunlarında Bölüm 6.7’nin girdisi.

     

    3.15 Stoklar (Inventories) [LYNCH]

    Nedir. Şirketin henüz satamadığı hammadde, yarı mamul ve bitmiş ürün; bilançoda dönen varlıklar altında.

    Neyi gösterir. Talep ile üretim arasındaki dengeyi. Stok satışlardan hızlı büyüyorsa ürün satılmıyor demektir; yakında indirim, zarar yazımı ve düşük kâr gelir.

    Nasıl hesaplanır.

    Stok büyümesi vs satış büyümesi (yıllık; ikisini yan yana yaz)
    Stok devir hızı = Satılan malın maliyeti / Ortalama stok
    Stok gün sayısı = 365 / devir hızı

    Nasıl yorumlanır. Stok büyümesi satış büyümesini belirgin aşıyorsa kırmızı bayrak (Lynch bunu hem üreticide hem perakendecide izler; toparlananlarda “stoklar satışın iki katı hızla artıyor” satış sinyalidir). Döngüsellerde: “Otopark külçelerle dolduğunda döngüseli satma zamanı kesinlikle gelmiştir; hatta biraz geç kalmış olabilirsiniz.” Tersi de iyi işaret: stok eriyor, gün sayısı düşüyorsa talep güçlüdür.

    Tuzak. Bilinçli stok artışı (yeni ürün lansmanı, hammadde fiyatı yükselmeden önce alım) kötü değildir; yönetimin açıklamasına bak. Perakendecilerde mevsimsellik büyüktür; aynı çeyrekleri karşılaştır.

    Tezde. Bölüm 8 ve 13 (üç aylık takip).

     

    3.16 Temettü, temettü verimi ve dağıtım oranı [LYNCH]

    Nedir. Temettü: şirketin kârının hissedara nakit olarak dağıtılan kısmı. Verim: yıllık temettünün hisse fiyatına oranı. Dağıtım oranı: kârın yüzde kaçının dağıtıldığı.

    Neyi gösterir. İki farklı şey. Yavaş büyüyenlerde temettü getirinin kendisidir; onları başka bir sebeple almazsın. Diğer şirketlerde ise temettü politikası yönetimin büyüme fırsatı hakkındaki dürüst itirafıdır: “Şirketler parayı işi büyütmek için kullanmanın yeni yollarını bulamadıklarında cömert temettü öder.”

    Nasıl hesaplanır.

    Temettü verimi = Yıllık hisse başına temettü / Fiyat
    Dağıtım oranı = Toplam temettü / Net kâr   (ya da hisse başına temettü / EPS)

    Nasıl yorumlanır. Yavaş büyüyen için kontrol listesi: temettü her yıl ödendi mi, düzenli artırıldı mı, son üç resesyonda ne oldu? Dağıtım oranı düşükse (yüzde 30–50) şirketin kötü yıl için tamponu vardır: daha az kazanıp temettüyü koruyabilir. Yüzde 70’in üstündeyse temettü kırılgandır; kâr düşünce kesilir. Temettü sicili, resesyonda hisse fiyatının düşmesini de sınırlar (hissedarlar çeki almaya devam eder).

    Tuzak. Çok yüksek verim (yüzde 8+) genellikle piyasanın temettü kesintisi beklediğini gösterir; verim değil sürdürülebilirlik önemlidir. Temettü, hisse geri alımına göre vergi açısından genellikle dezavantajlıdır; toplam hissedar getirisine (temettü + geri alım) bak.

    Tezde. Bölüm 8; yavaş büyüyenlerde Bölüm 6.6’nın girdisi.

     

    3.17 İçsel değer (Intrinsic value) [BUFFETT]

    Nedir. Bir işletmenin kalan ömrü boyunca sahibine bırakacağı nakdin (sahip kârının), uygun bir oranla bugüne indirgenmiş toplamı. Buffett’a göre “değer”in tek mantıklı tanımı; F/K, F/DD gibi oranlar bunun kısayollarıdır.

    Neyi gösterir. Fiyattan bağımsız olarak şirketin ne ettiğini. Fiyat her gün değişir; içsel değer yalnızca şirketin nakit üretme kapasitesi değişince değişir. “Fiyat ödediğin, değer aldığındır.”

    Nasıl hesaplanır. Bölüm 6.4’teki DCF. Özü:

    İçsel değer = Σ [ Sahip kârı_t / (1 + r)^t ]  +  Terminal değer / (1 + r)^N

    “İndirgeme” ne demek: bir yıl sonraki 110 lira, bugün yüzde 10 getiriyle 100 liraya eşdeğerdir; gelecekteki her nakit akışı, kaç yıl uzakta olduğuna ve istenen getiriye (r) göre küçültülerek bugüne getirilir. Terminal değer: tahmin döneminden sonraki bütün yılların değeri, tek bir formülle.

    Nasıl yorumlanır. Buffett’ın uyarısı: içsel değer kesin bir sayı değil, aralıktır; iki kişi aynı veriyle farklı sonuç bulur. Bu yüzden (1) kaba varsayımlarla çalış, ondalıkla oynama; (2) duyarlılık tablosu yap (r ve büyüme değişince değer nasıl değişiyor); (3) güvenlik marjı uygula (kart 3.18). Değerin büyük kısmı terminal değerden geliyorsa (yüzde 70+), tez “sonsuza” dayanıyordur, kırılgandır.

    Örnek. Bölüm 6.4’teki örnek: hisse başına içsel değer ≈ 36; yüzde 30 marjla alım sınırı ≈ 25.

    Tuzak. DCF, girdiye çok duyarlıdır; küçük bir büyüme ya da iskonto değişikliği değeri yüzde 30 oynatır. Bu, yöntemi değersiz yapmaz; “hangi varsayım tezi taşıyor” sorusunu görünür kılar. Kötü kullanım: önce hedef fiyata karar verip DCF’yi ona uyduracak varsayım seçmek.

    Tezde. Bölüm 9.

     

    3.18 Güvenlik marjı (Margin of safety) [BUFFETT]

    Nedir. İçsel değer tahmini ile ödenen fiyat arasındaki pay. Benjamin Graham’ın kavramı; Buffett’a göre yatırımın en önemli üç kelimesi.

    Neyi gösterir. Yanılma payını. İçsel değer tahmini kaba olduğundan, kötü şans ve bilinmeyenler için tampon gerekir. Marj, tahmin yüzde 30 yanlış çıksa bile para kaybetmemeyi sağlar. Köprü 10 ton taşıyorsa üstünden 5 tonluk kamyonla geçersin.

    Nasıl hesaplanır.

    Güvenlik marjı = 1 − Fiyat / İçsel değer
    Alım üst sınırı = İçsel değer × (1 − istenen marj)

    Nasıl yorumlanır. İstenen marj işin öngörülebilirliğine göre değişir: istikrarlı sağlam kalede yüzde 25 yeterli olabilir; döngüsel, borçlu ya da tek müşterili işte yüzde 50. Marj aynı zamanda getiriyi de belirler: değerin yarısına alınan şirket, fiyat değere yaklaştıkça yüzde 100 kazandırır. Marj yoksa (fiyat ≈ değer) beklenen getiri yalnızca sahip kârının büyümesi kadardır.

    Tuzak. Marj, kötü işi iyi yapmaz; sürekli değer kaybeden işletmede “ucuz” fiyat, yarın daha da ucuz olur (değer tuzağı). Marj önce iş kalitesinden sonra fiyattan gelir: “harika şirketi makul fiyata”.

    Tezde. Bölüm 9 ve 12 (alım üst sınırı).

     

    3.19 Bay Piyasa (Mr. Market) [BUFFETT]

    Nedir. Graham’ın benzetmesi: her gün kapına gelip elindeki hisse için bir fiyat söyleyen, ruh hâli manik-depresif bir ortak. Bazı günler coşkulu (yüksek fiyat), bazı günler umutsuz (düşük fiyat). Seni zorlamaz; teklifi kabul edebilir ya da görmezden gelebilirsin.

    Neyi gösterir. Fiyatın bilgi değil, ruh hâli olduğunu. Bay Piyasa sana hizmet etmek için vardır, yol göstermek için değil. Onun coşkusunda satar, umutsuzluğunda alırsın; kendi değerlemen yoksa onun ruh hâline yakalanırsın.

    Nasıl kullanılır. Tezdeki içsel değer/alım üst sınırı Bay Piyasa’nın teklifiyle karşılaştırılır: teklif sınırın altındaysa al, üstündeyse bekle; hikâye değişmediyse fiyat düşüşü nedeni değil fırsattır. Lynch’in aynı fikri: “Piyasa düşüşleri, sevdiğiniz şirketlerin hisselerini almak için harika fırsatlardır.” “Başkaları açgözlüyken korkak, korkakken açgözlü ol” da aynı kuraldır.

    Tuzak. Bay Piyasa bazen haklıdır: fiyat düştüyse önce hikâyeyi kontrol et (Bölüm 10 çürüme koşulları), sonra “Bay Piyasa yanılıyor” de. Her düşüşü fırsat sanmak, her yükselişi onay sanmak kadar hatalıdır.

    Tezde. Bölüm 12 (ekleme koşulu), Bölüm 14 (karar gerekçesi).

     

    3.20 Piyasa değeri, işletme değeri ve FAVÖK [FORMÜL]

    Nedir. Piyasa değeri (market cap): hisse fiyatı × hisse sayısı; hissedarların payının fiyatı. İşletme değeri (enterprise value, EV): şirketin tamamını borcuyla birlikte satın almanın maliyeti. FAVÖK (EBITDA): faiz, amortisman, vergi öncesi kâr; kabaca faaliyetlerin ürettiği ham nakit.

    Neyi gösterir. Piyasa değeri, borcu görmezden gelir; iki şirket aynı piyasa değerinde olup biri borçsuz diğeri ağır borçlu olabilir. EV bunu düzeltir. FAVÖK, farklı borç ve amortisman yapısındaki şirketleri kıyaslamak için kullanılır; EV/FAVÖK, F/K’nın borcu hesaba katan kuzenidir.

    Nasıl hesaplanır.

    Piyasa değeri = Fiyat × Hisse sayısı
    İşletme değeri (EV) = Piyasa değeri + Toplam borç − Nakit
    FAVÖK = Faaliyet kârı + Amortisman ve itfa
    EV / FAVÖK  (sektöre göre 6–8 makul, 12+ pahalı; kabaca)
    Net borç / FAVÖK  (borç yükü; 3'ün üstü ağır)

    Tuzak. FAVÖK amortismanı yok sayar; ama makineler gerçekten eskir (kart 3.10). Sermaye yoğun işlerde FAVÖK çok yanıltıcıdır; Buffett’ın en sevmediği rakamdır. Tezde FAVÖK yalnızca borç yükü ve sektör kıyası için kullanılır, değerleme için değil.

    Tezde. Bölüm 0 (piyasa değeri), Bölüm 8 (borç yükü).

     

    3.21 Bileşik yıllık büyüme oranı (CAGR) [FORMÜL]

    Nedir. Bir büyüklüğün (kâr, fiyat, portföy) başlangıçtan bitişe kadar her yıl sabit hangi oranda büyümüş sayılacağı.

    Neyi gösterir. Farklı sürelerdeki getirileri karşılaştırılabilir kılar. “Beş yılda yüzde 100” ile “üç yılda yüzde 60” hangisi daha iyi? CAGR: yüzde 14,9 ve yüzde 17,0.

    Nasıl hesaplanır.

    CAGR = (Bitiş değeri / Başlangıç değeri)^(1/n) − 1        n: yıl sayısı
    Kural 72: bir büyüklüğün ikiye katlanma süresi ≈ 72 / yıllık büyüme yüzdesi

    Örnek. 60’tan 120,7’ye beş yılda: (120,7/60)^(1/5) − 1 = yüzde 15. Yüzde 15 büyüyen kâr yaklaşık 72/15 ≈ 4,8 yılda ikiye katlanır.

    Tezde. Bölüm 6 (hedef getiri), Bölüm 8 (kâr büyümesi).

    4. Lynch’ten entegre edilen kurallar

    Bu bölümdeki her madde One Up on Wall Street‘ten çıkarılan highlight’lara dayanır. Sayısal eşikler (F/K aralıkları, marjlar) 1988 tarihlidir; mutlak değerleri değil mantığı bugüne taşıyın ve güncel sektör verileriyle kalibre edin.

    Lynch’in yönteminin özü, üç cümleyle. (1) Amatörün avantajı, profesyonelin göremediği ya da almasına izin verilmeyen şirketleri gündelik hayatta görebilmesidir. (2) Her hisse altı kategoriden birine girer ve kategori, o hisseden ne bekleyeceğini, neye bakacağını ve ne zaman satacağını belirler. (3) Uzun vadede fiyat kârı takip eder; bu yüzden hikâyeyi ve kârı takip et, piyasayı değil.

    4.1 Başlamadan önce: kişisel hazırlık

    “Aynaya bakmadan finans sayfasını incelemenin anlamı yok.” Herhangi bir hisse almadan önce üç soru:

    1. Bir evim var mı? Bir hisseye yatırım yapmadan önce bir eve yatırım yap. (İnsanlar ev seçmeye aylar, hisse seçmeye dakikalar harcıyor.)
    2. Bu paraya ihtiyacım var mı? Yalnızca, kaybı öngörülebilir gelecekte günlük yaşamı hiçbir şekilde etkilemeyecek kadarını yatır.
    3. Başarılı olmak için gereken niteliklere sahip miyim? Sabır, kendine güven, sağduyu, acıya tahammül, açık fikirlilik, mesafe, azim, tevazu, esneklik, bağımsız araştırma isteği, hatayı kabul etme isteği, genel paniği görmezden gelme yetisi. Eksik ya da kusurlu bilgiyle karar verebilmek. İçgüdülere direnebilmek: insanların hisselerin yükseleceğine en çok inandığı an, tam tersinin olduğu ana denk gelir.

    Hisselere yatırım bilim değil sanattır; tarih ve felsefe istatistikten daha iyi hazırlıktır. Gereken matematik dördüncü sınıfta öğrenilir. Ata bakmak yerine dişlerini tartışan Yunanlılar gibi olma: şirketi incele. Horoz ötüşü gün doğumuna sebep olmaz: piyasa yorumlarında neden-sonuç karışıklığına dikkat.

    4.2 Avantaj ve fikir kaynakları

    • Profesyonelleri dinlemeyi bırak. Akıllı para yüzde 40 yanılır; ne zaman fikir değiştirip sattığını bilemezsin; senin kaynakların daha iyi çünkü onları takip edebilirsin.
    • Wall Street gecikmesi. Bir hisse birkaç büyük kurum ve saygın analist onaylayana kadar “cazip” sayılmaz. The Limited: 1969 halka arz, 1975 ilk kurum, 1979’da iki kurum yüzde 0,6, 1985’te otuzdan fazla analist ve hisse temellerin çok ötesinde. Amatörün avantajı bu boşluktur.
    • “4 Numara tarafından denetlendi.” Fon yöneticisi heyecan verici hisseyi almamak için neden arar: “fazla küçük”, “geçmişi yok”, “sendikalı”, “rekabet bitirir”. IBM’de para kaybederek kimse işini kaybetmez; La Quinta’da kaybederse “senin neyin var?” Kurum gibi yatırım yapmak zorunda değilsin; sörfçü, kamyoncu ya da emekliysen avantajın var.
    • Kurumsal kısıtlar fırsat yaratır. Büyük fonlar yüzde 5/10 kuralları ve piyasa değeri eşikleri yüzünden 10.000 şirketten 90–100’üyle sınırlıdır; küçük hızlı büyüyenler elenir.
    • Fikir nereden gelir: evin yakını, alışveriş merkezi, işyeri. Pep Boys’un tezgâhtarı, tedarikçisi, tabela ressamı, yerleri yıkayanı başarıyı Wall Street’ten önce gördü. Sıradan insan yılda iki üç aday görür.
    • Rakipleri sor. Bir şirket yöneticisine en başarılı rakibini sormak; gönülsüz hayranlıktan daha olumlu işaret olamaz (United Inns → La Quinta).
    • Keşif ≠ alım. İlk bilgi, posta kutusuna tıkıştırılmış anonim bir tüyo gibi ele alınır; hikâye geliştirilir, sonra karar verilir.
    • Tüyoyu tüyocudan ayır. Tüyocu zeki, zengin olsa ve son tüyosu tutmuş olsa bile. Kâğıt sektöründekiler ilaç tüyosu verir; sağlıkçılar kâğıt devralması anlatır.

    4.3 Altı kategori

    Neden kategori? Lynch’in gözlemi: yatırımcıların çoğu hatası, bir hisseden ait olmadığı kategorinin davranışını beklemektir. Ford’u Bristol-Myers gibi “mavi çip” sanan, yüzde 80 düşüşe hazırlıksız yakalanır; Coca-Cola’dan iki yılda dört kat bekleyen hayal kırıklığına uğrar. Büyüklük belirlendikten sonra şirket altı kategoriden birine konur. “Büyük şirketler küçük hareketler yapar, küçük şirketler büyük hareketler.” Şirketler sonsuza kadar aynı kategoride kalmaz; her gözden geçirmede kategori yeniden sorgulanır.

    Kategori Tanım Beklenti Ne kontrol edilir
    Yavaş büyüyen GSMH hızında (yüzde 2–4) büyüyen, büyük, olgun şirket; grafik Delaware haritası gibi düz. Cömert temettü tipik işaret. Temettü. Sermaye kazancı sınırlı. Lynch pek tutmaz; aldığını yüzde 30–50’de veya temeller bozulunca satar. Temettü hep ödendi mi, düzenli artırıldı mı; dağıtım oranı (düşükse tampon); yeni bir büyüme kolu var mı.
    Sağlam kale (stalwart) Yılda yüzde 10–12 büyüyen devler: Coca-Cola, Bristol-Myers, Kellogg, P&G. İflas etmezler; krizde iyi dost. Yüzde 30–50 kazanç sonra rotasyon; on katlayan beklenmez. Resesyonda koruma. F/K kendi tarihine ve sektöre göre nerede; son aylarda zaten fırladı mı; kötüleştirici çeşitlendirme; uzun vadeli büyüme oranı korunuyor mu; önceki resesyonlarda performans.
    Hızlı büyüyen Yılda yüzde 20–25 büyüyen küçük, atak, yeni işletme; yavaş büyüyen sektörde olabilir (Anheuser-Busch, Marriott). 10–40 katlayan, hatta 200; küçük portföyde bir iki tanesi kariyer kurar. Risk: yetersiz finansman, dermanı tükenince F/K daralması. Ürün işin önemli parçası mı; büyüme yüzde 20–25 aralığında mı (yüzde 50’lilere temkin); formül birden fazla şehirde tekrarlandı mı; hâlâ büyüyecek yer var mı; F/K ≈ büyüme; genişleme hızlanıyor mu; kurumsal sahiplik düşük mü; bilanço sağlam ve kâr önemli mi.
    Döngüsel Satış ve kârı düzenli biçimde yükselip düşen: otomobil, havayolu, lastik, çelik, kimya, savunma. Grafik Alp haritası. Toparlanmada sağlam kalelerden hızlı yükselir; yanlış evrede yüzde 50+ kayıp ve yıllarca bekleyiş. En yanlış anlaşılan kategori: mavi çip sanılır. Döngü evresi; stoklar ve arz-talep; yeni girenler (tehlike); kapasite eklemeleri; emtia spot/vadeli fiyatı; sendika sözleşmeleri; nihai talep; kâr zirveye yaklaştıkça F/K’nın küçülmesini bekle. Sektörde çalışıyorsan avantajın en değerli olduğu yer.
    Toparlanan Hırpalanmış, büyümeyen, iflasın eşiğindeki şirket: Chrysler, Penn Central, Lockheed, GPU. Türleri: “bizi kurtarın yoksa”, “kimin aklına gelirdi”, “öngöremediğimiz küçük sorun”, “iyi şirket içinde kötü şirket”. Kaybedilen zemin hızla geri alınır; genel piyasayla en az ilişkili kategori. Başarısızlar listeden silinir; başarı oranı düşük, kazanç büyük. Alacaklıların baskınına dayanır mı: nakit, borç, borç yapısı, kaç yıl zarar edebilir; iflas hâlinde hissedara ne kalır; kârsız bölümler satıldı mı; iş geri dönüyor mu; maliyet kısılıyor mu; sulandırma var mı (Navistar). Ölçülemeyen yükümlülükten (Bhopal) uzak dur.
    Varlık oyunu Wall Street’in gözden kaçırdığı değerli bir şeyin üstünde oturan şirket: nakit, gayrimenkul, orman, petrol, metal stoku, lisans, vergi zararı, iştirak. Pebble Beach: çakıl ocağı tek başına tüm şirketten değerliydi. Yerel avantajın en çok işe yaradığı yer; katalizör bir akıncı. Sabır gerekir; bugünlerde daha hızlı fark ediliyor. Varlıkların gerçek değeri; gizli varlıklar; düşülecek borç (alacaklılar öndedir); yönetim borçla varlığı eritiyor mu; içeridekiler alıyor mu; kulisde akıncı var mı.

    Kategoriye göre satış sinyalleri

    Kategori Satış zamanı ve sinyaller
    Yavaş büyüyen Yüzde 30–50 kazanç ya da temeller bozulunca. İki yıl pazar payı kaybı ve yeni reklam ajansı; Ar-Ge kısıldı, eski başarılara yaslanıyor; ilgisiz iki satın alma ve “teknolojinin ön safları” arayışı; bilanço sıfır borç/milyonlarca nakitten sıfır nakit/milyonlarca borca döndü; düşük fiyatta bile temettü verimi ilgi çekmiyor.
    Sağlam kale Fiyat kâr çizgisinin üstüne çıktı ya da F/K normal aralığın çok dışına savruldu → sat, düşünce geri al ya da başka sağlam kale al. Yeni ürünler karışık sonuç verdi; F/K 15 iken benzerleri 11–12; geçen yıl içeriden alım yok; kârın yüzde 25’ini veren bölüm durgunluğa açık; büyüme yavaşlıyor, maliyet kısma fırsatı bitti.
    Hızlı büyüyen Hızlı genişlemenin ikinci evresinin sonu: yeni mağaza açılmıyor, eskiler dökülüyor, çocuklar ürünü beğenmiyor. Kırk analist “en yüksek tavsiye”, kurumsal sahiplik yüzde 60, üç dergi CEO’ya övgü. Aynı mağaza satışları yüzde 3 düştü; yeni mağazalar hayal kırıklığı; iki üst yönetici rakibe gitti; “tanıtım turnesi”nden yeni döndü; F/K 30 iken en iyimser büyüme tahmini yüzde 15–20. F/K saçma boyutlara ulaştı (Avon, Polaroid 50). Potansiyel on katlayanı kaybetmemek için erken satma.
    Döngüsel Döngünün sonuna doğru; işler gerçekten ters gitmeye başlayınca: maliyet yükseliyor, fabrikalar tam kapasite, kapasite yatırımı başladı; stoklar birikiyor; emtia fiyatı düşüyor, vadeli fiyat spotun altında; yeni rakipler; iki sendika sözleşmesi bitiyor; nihai talep yavaşlıyor; gösterişli yeni fabrika bütçesi; yabancı üreticilerle hâlâ rekabet edilemiyor. Öncü kesim bir yıl önceden satar.
    Toparlanan Toparlandıktan sonra: sorunlar bitti, herkes biliyor, hisse yeniden sınıflandırılmalı (Chrysler 48 dolarda artık döngüsel). Beş çeyrek düşen borç son çeyrekte arttı; stoklar satışın iki katı hızla büyüyor; F/K beklentiye göre şişkin; en güçlü bölüm üretiminin yarısını yavaşlayan tek müşteriye satıyor.
    Varlık oyunu Akıncıyı bekle; devralma, ihale savaşı, kaldıraçlı satın alma fiyatı ikiye üçe katlar. Sat: iskontoya rağmen çeşitlendirme için yüzde 10 yeni hisse ihracı; 20 milyona satılması beklenen bölüm 12 milyon getirdi; vergi indirimi taşınan zararın değerini azaltıyor; kurumsal sahiplik yüzde 25’ten 60’a çıktı.

    4.4 Mükemmel hissenin 13 özelliği

    Mükemmel şirket bulunmaz; ama hayal edilebiliyorsa olumlu nitelikler tanınır. Ortak mantık: bu özelliklerin her biri, kurumsal yatırımcıyı ve analistleri hisseden uzak tutar; böylece hisseyi Wall Street fark etmeden önce ucuza alabilirsin. Tezde her madde “var / yok / kısmen” olarak puanlanır.

    4.5 Kaçınılacak hisseler

    • En sıcak sektördeki en sıcak hisse. Umut ve boşluktan başka dayanağı yoktur; düşerken yavaş düşmez ve senin bindiğin yerde durmaz. Satmakta becerikli değilsen (almış olman ipucudur) kâr zarara döner.
    • “Bir sonraki X”. Broadway’de de Wall Street’te de bir sonraki neredeyse hiç öyle olmaz; kıyaslanan orijinal için de kötü işarettir.
    • Kötüleştirici çeşitlendirme yapan şirket. Sinerji bazen olur (Gillette + Foamy), çoğu zaman olmaz (Marriott + otomobil parçası). Temel iş berbatsa satın alma iyi stratejidir (Berkshire, Loew’s); değilse şüphe.
    • Fısıltı hissesi. Hipnotik hikâye, duygusal çekicilik, cızırtı var biftek yok. Uzak ihtimaller neredeyse hiç karşılığını vermez. İlk hareketi kaçırıp şirketin planının işleyip işlemediğini görmek daha iyidir: kârı bekle; kanıtlanmış şirketlerde de on katlayan bulunur. “Şüpheye düştüğünde, sonra tekrar bak.”
    • Aracıya bağımlı şirket. Satışların yüzde 25–50’si tek müşteriye (SCI Systems → IBM; Tandon).
    • Heyecan verici adı olan şirket. Ad ne kadar cazipse kalabalık o kadar çoktur; sıkıcı adın tersi.

    4.6 Sayılar: “meşhur rakamlar”

    Her rakamın ayrıntılı kartı Bölüm 3’tedir; burada Lynch’in kuralı tek satırda.

    Rakam Kural Kart
    Satışların yüzdesi İlgilendiğin ürün satışların yüzde kaçı? Küçükse “bir sonraki Pampers” bile hissedar için anlamsız.
    F/K oranı Makul fiyatlı şirkette F/K ≈ kâr büyüme oranı. Şirketin kendi F/K geçmişine ve sektöre bak. Aşırı yüksek F/K’dan uzak dur. 3.3, 3.4
    Piyasa F/K’sı Birkaç hisse şişkinse çoğu şişkindir. 1971: 20 (delilik), 1982: 8, 1987: 16. 3.3
    Nakit pozisyonu Nakit + menkul kıymetler − uzun vadeli borç. Hisse başına net nakit fiyattan düşülür; tabandır. 3.7
    Borç Borçsuz şirket iflas edemez. Banka borcu tahvil borcundan tehlikelidir. 3.8
    Temettü Yıllar içindeki sicil; resesyonlarda ne oldu; dağıtım oranı. 3.16
    Defter değeri Beyan edilen değere değil gerçek değere bak; yalnızca defter değerine dayanarak almak tehlikeli. 3.14
    Gizli varlıklar Doğal kaynaklar, gayrimenkul, marka, patent, vergi zararı, iştirakler; defterde tarihi maliyetle taşınır. 3.14
    Nakit akışı Serbest nakit akışı / fiyat: yüzde 10 standart, yüzde 20 muhteşem. 3.9
    Stoklar Satışlardan hızlı büyüyorsa kırmızı bayrak. 3.15
    Büyüme oranı Yalnızca kâr büyümesi sayılır; fiyat artırabilme en değerli büyüme kaynağı. 3.5
    Vergi öncesi marj Aynı sektördekilerle karşılaştır; en yüksek marj en düşük maliyetli işletmeci. 3.6

    4.7 Kârı artırmanın beş yolu (katalizör listesi)

    1. Maliyetleri düşürmek
    2. Fiyatları yükseltmek
    3. Yeni pazarlara açılmak
    4. Eski pazarlarda ürününden daha fazla satmak
    5. Zarar eden faaliyeti canlandırmak, kapatmak ya da elden çıkarmak

    Hikâyeyi geliştirirken araştırılacak etkenler bunlardır; avantajın en çok işe yarayacağı yer burasıdır. Her tezde beş maddenin her biri için “var / yok / planlanıyor” yazılır.

    4.8 Büyüme evreleri ve hikâyeyi yeniden gözden geçirme

    Evre Ne olur Yatırımcı için
    Kuruluş Temel işteki aksaklıklar gideriliyor; başarı kanıtlanmamış. En riskli.
    Hızlı genişleme Başarılı formül yeni pazarlara kopyalanıyor. En güvenli ve en çok paranın kazanıldığı evre.
    Olgunluk / doygunluk Genişleyecek yer kalmadı; kârı artırmanın başka yolları gerekiyor. En sorunlu; F/K daralır.

    Birkaç ayda bir: son rapor, kârlar beklendiği gibi mi, mağazalar hâlâ cazip mi, yeni kart açıldı mı. Hızlı büyüyenlerde “onları büyümeye devam ettirecek şey ne?” sorusu her seferinde yeniden sorulur.

    4.9 Portföy: kaç hisse, rotasyon, nakit

    • Sahip olunacak hisse sayısı, avantajın olduğu ve bütün testleri geçen fırsat sayısı kadardır: bir de olabilir, bir düzine de. Sırf çeşitlilik için bilinmeyen şirketlere dağılma.
    • Nakde geçme; piyasada sonsuza dek kal, temellere göre hisseleri rotasyona sok. Belirli bir tutarın her zaman borsada kalacağına karar vermek, yanlış zamanlanmış hamlelerden kurtarır.
    • Fiyatın hikâyeye kıyasla ne yaptığına göre gir çık: sağlam kale beklenen yüzde 40’ı verdiyse ve yeni bir şey yoksa sat, henüz yükselmemiş başka sağlam kale al; tamamını satmak istemiyorsan bir kısmını sat.
    • “Yüzde 25 düştüğümde alıcıyım” diyemiyorsan hisselerden adam gibi kâr edemezsin.
    • Yabani otları sulayıp çiçekleri sökme: kazananı sırf yükseldi diye, kaybedeni sırf düştü diye elde tutma. Elverişli kartlar açıldığında bahsi artır; tersi durumda tersini yap.
    • Sağlam kalelerde yüzde 20–30’luk kazançları bileşik biriktirerek ciddi para kazanılır.

    4.10 Zamanlama ve piyasa

    • Önümüzdeki ay, yıl ya da üç yıl içinde piyasa sert düşecek; düşüşler sevdiğin şirketleri kelepir fiyata iter. Bir iki yıllık yönü tahmin etmek imkânsızdır. Çanlar hiç çalmaz; işler çok geç olana kadar netleşmez.
    • Her beş yılda bir resesyon teorisi Anayasa’da yazmıyor; resesyonu öngörme ihtimalin sıfır.
    • Bülten yazarları ve danışmanlar en yanlış anlarda boğa/ayı olur (1972 sonu yüzde 15 ayı, 1974 dibi yüzde 65 ayı, 1987 zirvesi yüzde 80 boğa). Kalabalığın duyarlılığı ters gösterge.
    • Hisse almak için en iyi zaman, iyi fiyata sağlam mal bulduğuna ikna olduğun gündür. Kelepir olasılığı yüksek iki dönem: yıl sonu (vergi satışları) ve piyasa çöküşleri.
    • Kârlı çıkmak için her zaman, hatta çoğu zaman haklı olmak gerekmez. En büyük kazananlar sürprizdir; büyük sonuçlar yıllar alır. Başında beklenen hisse yükselmez.

    4.11 İnsanların hisse fiyatları hakkında söylediği en aptalca on iki şey

    Tezde ve karar günlüğünde bu cümlelerden herhangi biri gerekçe olarak geçiyorsa karar geçersizdir.

    1. Bu kadar düştüyse zaten, daha fazla düşemez.
    2. Bir hissenin dibe vurduğunu her zaman anlayabilirsin.
    3. Bu kadar yükseldiyse zaten, daha nasıl yükselebilir ki?
    4. Hissesi sadece 3 dolar: ne kaybedebilirim ki?
    5. Er ya da geç hep geri gelirler.
    6. En karanlık an şafaktan hemen öncedir.
    7. 10 dolara toparlanınca satarım.
    8. Ben mi endişeleneceğim? Muhafazakâr hisseler fazla dalgalanmaz.
    9. Bir şeylerin olması çok uzun sürüyor.
    10. Şu kaybettiğim paraya bak: almadım!
    11. Bunu kaçırdım, bir sonrakini yakalarım.
    12. Hisse yükseldi, demek ki haklıyım / düştü, demek ki haksızım.

    Eşlik eden gerçekler: Bir hisse sıfıra giderse 50’den de 2’den de almış olsan yatırdığının tamamını kaybedersin. Bir şirketin kötü durumda olması daha kötüye gidemeyeceği anlamına gelmez. Fiyatın yükselmesi haklı, düşmesi haksız olduğun anlamına gelmez. Başarılı bir hisseye sahip olmamakla hiçbir şey kaybetmezsin; “bütün kızları öpmek” zorunda değilsin. Hisse ona sahip olduğunu bilmez.

    4.12 Son kontrol listesi (Lynch)

    Genel olarak hisseler

    Kategoriye özel

    Lynch’in tek satırlık hatırlatmaları

    • Profesyonellerin beceri ve bilgeliğini abartma.
    • Zaten bildiklerinden yararlan.
    • Radarın dışındaki şirketleri ara.
    • Borsaya değil şirketlere yatırım yap.
    • Kısa vadeli dalgalanmaları görmezden gel.
    • Uzun vadede hisse getirileri hem öngörülebilir hem tahvillerden üstün.
    • Adi hisseler herkese, hatta hayatın her evresine göre değildir.
    • Borsada eldeki bir kuş daldaki on kuşa bedeldir.
    • Sıkıcı, sıradan, gözden düşmüş, basit şirketlere yatırım yap.
    • Büyümeyen sektörlerde yüzde 20–25 büyüyenler ideal.
    • Yıllık yüzde 50–100 büyüyenlerden şüphelen.
    • Gözde sektördeki gözde hisselerden kaçın.
    • Sorunlu şirketlerde mali durumu üstün olanı seç; banka borcuyla dolu olanlardan kaçın.
    • Yönetim becerisi önemli ama değerlendirmesi zor; beklentilere bak.
    • F/K’yı dikkatle değerlendir; fahiş fiyatta her şey yolunda gitse de para kazanılmaz.
    • Takip edecek bir hikâye çizgisi bul.
    • Her zaman endişelenecek bir şey vardır; yeni fikirlere açık ol.
    • Yeni hisse seçmeye en az yeni buzdolabı seçmeye ayıracağın kadar zaman ayır.

    5. Buffett’ın başparmak kuralları

    Aşağıdaki kurallar Warren Buffett’ın Berkshire Hathaway hissedar mektupları, yıllık toplantı konuşmaları ve röportajlarından yaygın olarak bilinen ilkelerin özetidir. Tırnak içindekiler bilinen sözleridir; diğerleri paraphrase’dır. Her kural aynı düzende: Kural · Ne demek · Neden · Tezde nasıl uygulanır. Terimlerin hesaplama ayrıntısı Bölüm 3’teki kavram kartlarındadır.

    Buffett’ın yaklaşımının özü. Hisse, bir işletmenin parçasıdır; onu alırken şirketin tamamını satın alıyormuş gibi düşün. İyi işletme az sayıdadır: anlaşılır, rakiplerden korunmuş, az sermayeyle çok nakit üreten, dürüst yönetilen. Böyle bir işletmeyi, değerinin belirgin altında bir fiyata al ve piyasa ne yaparsa yapsın, işletme iyi kaldığı sürece tut. Yöntemin dört sütunu: iş, yönetim, finans, fiyat; beşinci sütun ise bunları uygulamayı mümkün kılan mizaçtır.

    5.1 İş hakkında

    Yetkinlik çemberi

    • Kural. Yalnızca anladığın işlere yatır. “Risk, ne yaptığını bilmemekten gelir.”
    • Ne demek. Anlamak = şirketin on yıl sonraki hâlini makul güvenle kestirebilmek. Çemberin genişliği değil, sınırını bilmek önemlidir.
    • Neden. Değerleme, gelecekteki nakit akışlarını tahmin etmektir; tahmin edemediğin işi değerleyemezsin, değerleyemediğini ucuz mu pahalı mı bilemezsin.
    • Tezde. Bölüm 2’nin ilk cümlesi. Kart 3.1.

    Basit ve anlaşılır iş

    • Kural. Değişimin yavaş olduğu, sonucu on yıl sonra da öngörülebilen işleri tercih et.
    • Ne demek. Sakız, meşrubat, sigorta, demiryolu: on yıl sonra da aynı şekilde para kazanacak işler. Hızla değişen sektörde bugünün lideri yarının kaybedeni olabilir.
    • Neden. Buffett’ın gözlemi: değişim yatırımcı için dost değil düşmandır; kimin kazanacağını bilmediğin yarışta bahis oynamış olursun. Lynch’in “her salak yönetebilir” ve “sıkıcı iş” tercihleriyle aynı yerde buluşur.
    • Tezde. Bölüm 2: “Bu iş on yıl sonra büyük ihtimalle aynı mı olacak?”

    Sürdürülebilir hendek

    • Kural. Rakiplerin saldırısına yıllarca dayanacak yapısal avantajı olan işletme ara.
    • Ne demek. Marka, maliyet avantajı, geçiş maliyeti, ağ etkisi, lisans (kart 3.2). Test: “Bana milyarlarca dolar verseler bu şirketi yıkabilir miyim?”
    • Neden. Hendek yoksa yüksek kâr rakip çeker ve kâr ortalamaya iner; uzun vadeli değerlemedeki bütün büyüme varsayımları hendeğe dayanır.
    • Tezde. Bölüm 5. Hendek türü adlandırılır, kanıtı yazılır, yönü (genişliyor/daralıyor) belirtilir.

    Fiyatlandırma gücü

    • Kural. Bir işi değerlendirirken en önemli tek şey: pazar payı kaybetmeden fiyat artırabiliyor mu?
    • Ne demek. Fiyatı yüzde 10 artırmak için “dua toplantısı” gerekiyorsa iş zayıftır. Enflasyon dönemlerinde bu, hissedarı koruyan tek şeydir.
    • Neden. Fiyat artışı, maliyetsiz kâr büyümesidir; Lynch’in kârı artırmanın beş yolu içinde en değerlisi.
    • Tezde. Bölüm 5, fiyat artırma testi: son beş yılın fiyat artışları ve hacim yan yana.

    Tutarlı faaliyet geçmişi

    • Kural. On yıllık istikrarlı kâr sicili olan işleri tercih et; “toparlanmalar nadiren toparlanır”.
    • Ne demek. Buffett sorunlu şirketleri düzeltmeye çalışmaz; zaten iyi olanı alır. Kötü işin iyi yönetimle buluşması durumunda genellikle işin itibarı ayakta kalır.
    • Neden. Geçmiş kâr istikrarı, geleceğin tahmin edilebilirliğinin en iyi göstergesidir.
    • Lynch ile gerilim. Lynch toparlananları seçici olarak alır ve büyük kazançlar elde eder; Buffett uzak durur. Tezde hangi yaklaşımı benimsediğin açıkça yazılır; toparlanan tezi yazılıyorsa pozisyon Buffett’ın uyarısı gereği küçük tutulur.
    • Tezde. Bölüm 8 (on yıllık kâr tablosu), Bölüm 3 (kategori).

    Düşük sermaye ihtiyacı

    • Kural. Büyümek için sürekli yeni sermaye isteyen işten kaçın; az sermayeyle çok nakit üreten işi ara.
    • Ne demek. See’s Candies: büyüdükçe yeni fabrika gerekmez, kâr sahibine kalır. Havayolu: her büyüme adımı yeni uçak, yeni borç ister; kâr hissedara hiç ulaşmaz.
    • Neden. Sahip kârı (kart 3.10) ile raporlanan kâr arasındaki fark burada açılır. Sermaye yoğun işte raporlanan kâr yüksek, cebe giren para düşüktür.
    • Tezde. Bölüm 8: sahip kârı / net kâr oranı; capex / satış oranı.

    Emtia işinden kaçın

    • Kural. Ürünü rakibinkinden ayırt edilemeyen şirket fiyat alıcıdır; ancak en düşük maliyetli üreticiyse ilgilen.
    • Ne demek. Çelik, kâğıt, havayolu koltuğu, ham petrol: müşteri en ucuzu alır, marj döngüye bağlıdır.
    • Neden. Fiyatlandırma gücü yoktur; kâr, şirketin değil sektörün arz-talep dengesinin sonucudur.
    • Lynch ile bağ. Bu tam olarak Lynch’in döngüsel kategorisidir; Lynch bunları zamanlamayla oynar, Buffett genellikle oynamaz.
    • Tezde. Bölüm 6 (sektör), Bölüm 3 (kategori).

    5.2 Yönetim hakkında

    Yetenekli ve dürüst yöneticiler

    • Kural. Üç özellik ara: zekâ, enerji, dürüstlük; sonuncusu yoksa ilk ikisi seni batırır.
    • Ne demek. Yönetimi konuşmasından değil sicilinden değerlendir: geçmiş vaatleri tuttu mu, hataları kabul etti mi, hissedarla nasıl konuşuyor?
    • Neden. Hissedar, işin günlük yönetimini göremez; yönetimin dürüstlüğü, tezdeki bütün sayıların güvenilirliğinin ön şartıdır.
    • Tezde. Bölüm 7.

    Rasyonel sermaye tahsisi

    • Kural. Yöneticinin asıl işi, kazanılan parayı nereye koyacağına karar vermektir.
    • Ne demek. Beş seçenek: işe yeniden yatırım, satın alma, borç ödeme, temettü, geri alım. Doğru seçim, her seçeneğin getirisine bağlıdır: işe yeniden yatırımın getirisi yüksekse yatır; değilse dağıt. Geri alım yalnızca hisse içsel değerin altındayken mantıklıdır.
    • Neden. Uzun vadede hissedar getirisi, kârın büyüklüğünden çok kârın nereye gittiğiyle belirlenir. Çoğu CEO işletmecilikten gelir, sermaye tahsisini hiç öğrenmemiştir.
    • Tezde. Bölüm 7: beş seçeneğin her biri için şirketin son beş yılda ne yaptığı ve getirisi.

    Bir dolar testi

    • Kural. Tutulan her 1 dolar kâr, zamanla en az 1 dolar piyasa değeri yaratmalıdır.
    • Ne demek. Yönetimin sermaye tahsisinin somut sınavı (kart 3.12). Yaratmıyorsa para dağıtılmalıydı.
    • Neden. Kârı içeride tutmak, hissedar adına yatırım kararı vermektir; sonuç ölçülmelidir.
    • Tezde. Bölüm 7: on yıllık tutulan kâr / piyasa değeri artışı oranı.

    Açık sözlülük

    • Kural. Hissedar mektubunda kötü haberi ve hataları açıkça yazan yönetime güven; yalnızca iyi çeyrekleri anlatana güvenme.
    • Ne demek. “Düzeltilmiş” kârlar, sürekli “tek seferlik” giderler, hisse bazlı ücretin gider sayılmaması: bunlar açık sözlülüğün tersidir.
    • Neden. Kamuoyunda kendini kandıran yönetim, özel hayatta da kendini kandırır; sonunda şirket bunun bedelini öder.
    • Tezde. Bölüm 7: son beş faaliyet raporunun “kötü haber” bölümleri karşılaştırılır.

    Kurumsal zorunluluğa direnç

    • Kural. “Rakip yapıyor diye” yapılan satın alma, genişleme ve moda projelerden uzak duran yönetim ara.
    • Ne demek. Buffett’ın “kurumsal zorunluluk” (institutional imperative) gözlemi: kurumlar, mantıklı olduğu için değil başkaları yaptığı için hareket eder; her stratejik hamle için astlar hemen bir gerekçe raporu üretir.
    • Neden. Lynch’in kötüleştirici çeşitlendirmesinin kaynağı budur.
    • Tezde. Bölüm 7: son satın almaların gerekçesi ve sonucu.

    Sahip gibi düşünen yönetim

    • Kural. Kendi servetinin önemli kısmı şirkette olan, hisse fiyatını değil işi konuşan yöneticileri tercih et.
    • Ne demek. Yönetici ücretinin yapısına bak: hisse fiyatına ya da büyüklüğe değil, sermaye getirisine bağlı mı? Lynch’in içeriden alım kuralıyla aynı yerde buluşur.
    • Tezde. Bölüm 7: sahiplik yüzdesi, ücret yapısı, içeriden alımlar.

    5.3 Finans hakkında

    Hisse başına kâr değil, özsermaye kârlılığı

    • Kural. Büyümenin kalitesini ROE/ROIC ile ölç; borçsuz ya da düşük borçla elde edilen istikrarlı yüksek getiri ara.
    • Ne demek. Kâr, sırf tutulan kârlar biriktiği için de büyür; hüner, biriken paranın da yüksek getiriyle çalışmasıdır (kart 3.11).
    • Neden. Uzun vadeli getiri, yeniden yatırılan sermayenin getirisine yakınsar; ROIC yüzde 8 olan iş ne kadar ucuz alınırsa alınsın uzun vadede yüzde 8 civarı kazandırır.
    • Tezde. Bölüm 8: on yıllık ROE ve ROIC serisi, borç/özsermaye ile birlikte.

    Sahip kârı

    • Kural. İşletmenin değerini raporlanan kârla değil, sahibinin cebine gerçekten giren parayla ölç.
    • Ne demek. Net kâr + amortisman − işi sürdürmek için gereken yatırım ± işletme sermayesi (kart 3.10). Amortisman nakit çıkışı olmayan bir giderdir, geri eklenir; ama makineler gerçekten eskir, yenileme maliyeti çıkarılır.
    • Neden. İki şirket aynı net kârı raporlayabilir; biri bunun tamamını dağıtabilirken diğeri tamamını fabrikayı ayakta tutmaya harcamak zorundadır. İkincisinin “kârı” hissedar için yoktur.
    • Tezde. Bölüm 8 (nakit kalitesi), Bölüm 6.4 (DCF girdisi).

    Yüksek ve istikrarlı marj

    • Kural. Marjı rakiplerinden yüksek ve yıllar boyunca istikrarlı işletmeler ara; maliyet kısmayı “program” olarak ilan edeni değil, alışkanlık edineni.
    • Ne demek. Yüksek marj, hendeğin sayısal kanıtıdır; istikrar, fiyatlandırma gücünün kanıtı (kart 3.6).
    • Tezde. Bölüm 8, Bölüm 5.

    Az borç

    • Kural. İyi iş borçsuz da iyi sonuç verir; borç iyi zamanda getiriyi büyütür, kötü zamanda hayatta kalmayı tehdit eder.
    • Ne demek. “Zeki insanlar batıyorsa nedeni genellikle kaldıraçtır.” Borç, hata yapma hakkını elinden alır; borçsuz şirket kötü bir yılı bekleyebilir, borçlu şirket bekleyemez.
    • Neden. Buffett’ın 1 numaralı kuralı (para kaybetme) ile doğrudan bağlantılı: kalıcı sermaye kaybının en sık nedeni borçtur.
    • Tezde. Bölüm 8 ve 10 (kart 3.8).

    Muhasebe süslemelerine şüphe

    • Kural. FAVÖK’e, “düzeltilmiş” kâra ve hisse bazlı ücretin gider sayılmamasına güvenme.
    • Ne demek. “Diş perisi capex’i ödemez”: amortismanı yok sayan FAVÖK, sermaye yoğun işi olduğundan kârlı gösterir. Hisse bazlı ücret gerçek bir giderdir; gider değilse nedir?
    • Tezde. Bölüm 8: raporlanan kâr ile sahip kârı arasındaki fark açıklanır.

    5.4 Değer ve fiyat hakkında

    İçsel değer

    • Kural. Bir işletmenin değeri, kalan ömrü boyunca sahibine bırakacağı nakdin uygun oranla bugüne indirgenmiş toplamıdır.
    • Ne demek. Kart 3.17 ve Bölüm 6.4. Kesin bir sayı değil, aralık; iki kişi aynı veriyle farklı sonuç bulur ve ikisi de makul olabilir.
    • Neden. F/K, F/DD gibi oranlar bunun kısayollarıdır; kısayol, asıl yolu bilmeden kullanılırsa yanıltır.
    • Tezde. Bölüm 9.

    Güvenlik marjı

    • Kural. İçsel değer tahmininin belirgin altından al; tahmin hatası, kötü şans ve bilinmeyenler için pay bırak.
    • Ne demek. Kart 3.18. İstikrarlı işte yüzde 25, belirsiz işte yüzde 50. Graham’ın “en önemli üç kelime”si.
    • Neden. Yatırımda kesinlik yoktur; marj, yanılınca para kaybetmemeyi sağlar ve aynı zamanda getirinin kaynağıdır.
    • Tezde. Bölüm 9 ve 12 (alım üst sınırı).

    “Fiyat ödediğin, değer aldığındır.”

    • Kural. Fiyat hareketi bilgi değildir; işin değeri bilgiye dayanır.
    • Ne demek. Hisse düştü diye şirket kötüleşmedi, yükseldi diye iyileşmedi. Lynch’in on ikinci aptalca sözü (“yükseldi, demek ki haklıyım”) aynı hatadır.
    • Tezde. Bölüm 14: fiyat hareketi karar gerekçesi olamaz.

    “Harika şirketi makul fiyata almak, makul şirketi harika fiyata almaktan çok daha iyidir.”

    • Kural. Önce iş kalitesi, sonra fiyat.
    • Ne demek. Buffett’ın Graham’dan ayrıldığı nokta (Charlie Munger’ın etkisiyle). Zaman iyi işin dostu, vasat işin düşmanıdır: harika iş her yıl değer biriktirir, biraz pahalı alınsa da telafi eder; vasat iş ucuz alınsa bile değer kaybetmeye devam eder (“değer tuzağı”).
    • Neden. ROIC matematiği (kart 3.11): uzun vadede getiri, işin sermaye getirisine yakınsar.
    • Tezde. Bölüm 5 ve 8 önce, Bölüm 9 sonra yazılır; sıra bilinçlidir.

    Bay Piyasa

    • Kural. Her gün fiyat teklif eden manik-depresif ortak sana hizmet etmek için vardır, yol göstermek için değil.
    • Ne demek. Kart 3.19. Teklif saçmaysa görmezden gel; coşkusunda sat, umutsuzluğunda al.
    • Tezde. Bölüm 12: ekleme koşulu fiyata değil hikâyeye bağlanır.

    1 numaralı kural: para kaybetme. 2 numaralı kural: 1 numaralı kuralı unutma.

    • Kural. Kalıcı sermaye kaybından kaçın.
    • Ne demek. Geçici fiyat düşüşü (hikâye sağlam, fiyat düşük) ile kalıcı kayıp (iş bozuldu, borç batırdı, hisse sıfırlandı) farklıdır. İlki fırsat, ikincisi felakettir. Yüzde 50 kaybı telafi etmek için yüzde 100 kazanmak gerekir.
    • Neden. Bileşik getirinin düşmanı büyük kayıptır; ortalama yıllarda değil, felaket yıllarında fark yaratılır.
    • Tezde. Bölüm 10: ayı senaryosunda kalıcı kayıp olasılığı ve büyüklüğü; yüzde 50’yi aşıyorsa pozisyon küçültülür.

    Başkaları açgözlüyken korkak, korkakken açgözlü ol

    • Kural. Kalabalığın duygusu ters göstergedir.
    • Ne demek. Lynch’in “düzeltmeler kelepir yaratır” ve “danışmanlar en yanlış anda boğa/ayı olur” gözlemleriyle aynı.
    • Tezde. Bölüm 11 (zamanlama), Bölüm 12 (ekleme).

    Ne zaman satılır

    • Kural. Üç durumda: (1) tez yanlış çıktı; (2) işin ekonomisi kalıcı olarak bozuldu; (3) belirgin biçimde daha iyi bir fırsat var. “Fiyat yükseldi” bunlardan biri değildir.
    • Ne demek. “Favori elde tutma süremiz sonsuza kadar”: iyi iş, fiyatı yükseldi diye satılmaz; zamanla değer biriktirmeye devam eder.
    • Lynch ile gerilim. Lynch sağlam kalelerde yüzde 30–50 kazanç sonrası rotasyon yapar; Buffett tutar. Tezde kategoriye göre seçim yapılır: sağlam kale ve hızlı büyüyende Lynch’in F/K bandı kuralı, olağanüstü hendekli şirkette Buffett’ın “tut” kuralı.
    • Tezde. Bölüm 12.

    5.5 Davranış hakkında

    Yirmi delikli kart

    • Kural. Ömür boyu yalnızca yirmi yatırım yapabileceğini düşün; her kararı ona göre ver.
    • Ne demek. Sınırlı hak, her kararı daha dikkatli yapar ve “birazcık deneyeyim” alımlarını eler.
    • Tezde. Tez yazma zahmeti bu kuralın uygulamasıdır; tez yazmaya değmeyen hisse alınmaz.

    Yoğunlaşma

    • Kural. Çeşitlendirme, ne yaptığını bilmeyenler için korumadır; bilenler için en iyi fikirlere yoğunlaşmak daha mantıklıdır.
    • Ne demek. Lynch ile örtüşür: avantajın olduğu kadar hisse. On üç, on dördüncü en iyi fikre para koymak, ilk fikirden çekmek demektir.
    • Tezde. Bölüm 12: pozisyon büyüklüğü tez kalitesine bağlanır.

    On yıl testi

    • Kural. Bir hisseyi on yıl tutmaya razı değilsen on dakika tutmayı düşünme.
    • Ne demek. “Borsa on yıl kapansa da bu şirkete sahip olmaktan mutlu olur muydum?” sorusu, hisseyi kâğıt değil işletme olarak görmeye zorlar.
    • Tezde. Bölüm 1: iki dakikalık hikâyeye “on yıl sonra bu şirket …” cümlesi eklenir.

    Sallamak zorunda değilsin

    • Kural. Yatırımda çağrılan strike yoktur; yalnızca vuruş bölgesinin tam ortasındaki topa vur.
    • Ne demek. Fırsat yoksa nakitte oturmak kabul edilebilir. (Lynch’in “nakde geçme” kuralıyla gerilim: Lynch fon yöneticisi olarak hep yatırımda kalır; bireysel yatırımcı için Buffett’ın esnekliği geçerlidir. Tezde: alım üst sınırının üstündeyken beklemek bir karardır ve günlüğe yazılır.)
    • Tezde. Bölüm 12.

    Makro tahmini görmezden gel

    • Kural. Faiz, seçim, ekonomi tahminleri karar sürecine girmez; şirketin on yıl sonraki hâli girer.
    • Ne demek. Lynch’in “ekonomiyi tahmin etmek beyhudedir”i. Makro, riskler bölümünde bir senaryo olarak yer alabilir, alım gerekçesi olarak değil.
    • Tezde. Bölüm 10’da senaryo; Bölüm 0’da asla.

    Mizaç, zekâyı yener

    • Kural. Yatırımda üstün IQ değil, kalabalıktan bağımsız düşünebilme ve sıkıcı olabilme gerekir.
    • Ne demek. Lynch’in nitelik listesiyle (Bölüm 4.1) aynı: sabır, mesafe, paniği görmezden gelme.
    • Tezde. Bölüm 10 “kendi riskim”.

    Faaliyet raporunu oku

    • Kural. Her gün oku; yatırım bilgisi bileşik faiz gibi birikir.
    • Ne demek. Lynch’in “haftada en az bir saat araştırma” kuralı ve “kâğıt ne kadar ucuzsa bilgi o kadar değerli” gözlemi.
    • Tezde. Bölüm 13.

    5.6 Kuralların tezdeki yeri

    Tez bölümü Uygulanacak Buffett kuralları
    1 · İki dakikalık hikâye On yıl testi
    2 · Şirket ve iş modeli Yetkinlik çemberi; basit iş; düşük sermaye ihtiyacı; emtia işinden kaçın
    5 · Hendek ve niş Sürdürülebilir hendek; fiyatlandırma gücü; “milyar dolarla yıkabilir miyim?”
    7 · Yönetim Dürüst ve yetenekli yönetim; rasyonel sermaye tahsisi; bir dolar testi; açık sözlülük; kurumsal zorunluluk; sahip gibi düşünme
    8 · Finansallar ROE/ROIC; sahip kârı; marj; az borç; muhasebe şüphesi
    9 · Değerleme İçsel değer (DCF); güvenlik marjı; fiyat ≠ değer; harika şirket makul fiyat
    10 · Riskler 1 numaralı kural: kalıcı sermaye kaybı; kaldıraç; makro yalnızca senaryo
    12 · Pozisyon ve plan Yoğunlaşma; yirmi delikli kart; satış için üç neden; Bay Piyasa; sallamak zorunda değilsin
    13 · Takip Faaliyet raporu okuma; fiyat hareketini değil işi izleme

    6. Gelecekteki hisse fiyatını hesaplama yöntemleri

    Hiçbir yöntem tek başına yeterli değildir; her tezde en az iki yöntem ve üç senaryo kullanılır. Yöntemlerin ortak amacı kesin bir fiyat değil, “bu fiyattan alırsam beklenen yıllık getirim ne olur ve ne kadar yanılma payım var” sorusunun cevabıdır. Her yöntem aynı düzende: ne yapar, hangi kategoriye uyar, adımlar, örnek, tuzak.

    6.1 Temel mantık

    Uzun vadede hisse fiyatı kârı takip eder (Lynch’in kâr çizgisi / fiyat çizgisi grafikleri). Fiyat iki bileşene ayrılır:

    Fiyat = Hisse başına kâr (EPS) × Fiyat/Kazanç çarpanı (F/K)
    
    Gelecek fiyat (n yıl sonra) = EPS_n × F/K_n
    EPS_n = EPS_0 × (1 + g)^n          g: yıllık kâr büyüme oranı
    
    Toplam getiri = (Fiyat_n + n yıl boyunca alınan temettüler) / Fiyat_0
    Yıllık getiri (CAGR) = (Toplam getiri)^(1/n) − 1

    Dolayısıyla getiri üç kaynaktan gelir: kâr büyümesi, çarpan değişimi (F/K genişlemesi ya da daralması) ve temettü. Tezde bu üçü ayrı ayrı yazılır; çünkü çarpan genişlemesine dayanan tez (“piyasa bu şirketi yeniden fiyatlayacak”), kâr büyümesine dayanan tezden (“şirket daha çok kazanacak”) çok daha kırılgandır. Birincisi piyasanın fikrini değiştirmesine, ikincisi şirketin işini yapmasına bağlıdır.

    6.2 Yöntem A · Kâr × çarpan projeksiyonu (Lynch tarzı)

    Ne yapar. Bugünkü kârı bir büyüme oranıyla ileri taşır, o yılın kârına makul bir F/K uygular, çıkan fiyattan bugünkü fiyata göre yıllık getiriyi hesaplar. En yalın, en şeffaf yöntem.

    Kime uyar. Hızlı büyüyen, sağlam kale ve yavaş büyüyen kategorileri için ana yöntem.

    Adımlar.

    1. Bugünkü EPS’yi al (tek seferlik kalemlerden arındır; döngüsel değilse son 12 ay).
    2. Kâr büyüme oranı g için üç varsayım yaz: ayı / baz / boğa. Baz varsayım şirketin son 5–10 yıllık kâr büyümesinden ve Bölüm 11’deki katalizörlerden türetilir; yüzde 25 üstü büyümeye Lynch gibi temkinli yaklaş.
    3. Ufuk n = 3–5 yıl. EPS_n hesapla.
    4. Çıkış F/K’sı (F/K_n) için varsayım: şirketin kendi tarihsel aralığının ortası ile kategorinin normal aralığı arasında; büyüme yavaşlayacaksa daha düşük çarpan (hızlı büyüyenin sağlam kaleye dönüşmesi çarpanı düşürür). Asla bugünkü şişkin çarpanı geleceğe taşıma.
    5. Hedef fiyat = EPS_n × F/K_n; temettüleri ekle; CAGR hesapla.
    6. Alım fiyatı üst sınırı: baz senaryoda hedef CAGR’yi (ör. yüzde 15) veren fiyat = (Hedef fiyat + temettüler) / (1 + hedef CAGR)^n.

    Örnek. EPS_0 = 4,00; fiyat = 60 (F/K 15); baz büyüme yüzde 15; n = 5; çıkış F/K 15; temettü yok.

    • EPS_5 = 4,00 × 1,15^5 = 8,05 → Hedef = 8,05 × 15 = 120,7 → CAGR = (120,7/60)^(1/5) − 1 = yüzde 15.
    • Ayı: büyüme yüzde 8, F/K 11 → EPS_5 5,88, hedef 64,6, CAGR yüzde 1,5.
    • Boğa: yüzde 20, F/K 18 → 9,95 × 18 = 179, CAGR yüzde 24.
    • Yüzde 15 hedef CAGR için alım üst sınırı (baz) = 120,7 / 1,15^5 = 60. Bugünkü fiyat tam sınırda; güvenlik marjı yok, kademeli alım ya da bekleme.

    Tuzak. Bütün sonuç iki varsayıma (g ve çıkış F/K) bağlıdır; ikisini de iyimser seçmek hedefi kolayca iki katına çıkarır. Bu yüzden ayı senaryosu zorunludur ve çıkış F/K’sı bugünkünden yüksek seçilecekse gerekçesi yazılır.

    6.3 Yöntem B · Adil F/K ve Lynch formülü

    Ne yapar. F/K’yı büyümeyle karşılaştırarak hızlı bir “ucuz / makul / pahalı” hükmü verir ve Yöntem A’daki çıkış çarpanına çapa sağlar (kart 3.4).

    Adil F/K ≈ uzun vadeli kâr büyüme oranı (yüzde olarak)       [F/K = büyüme → PEG = 1]
    PEG = F/K / büyüme oranı        0,5 çok olumlu · 1 makul · 2 çok olumsuz
    
    Lynch skoru = (büyüme oranı + temettü verimi) / F/K
                  1'in altı zayıf · 1,5 idare eder · 2 ve üstü aranan
    
    Adil fiyat (kaba) = EPS_0 × büyüme oranı

    Kullanım. Hızlı tarama. Sınırlar. Büyüme yüzde 30’un üstünde ya da 5’in altındaysa formül bozulur; döngüsel ve toparlananlarda anlamsızdır. Faiz oranı yüksekken adil F/K düşer (F/K ile tahvil getirisi rekabet eder).

    6.4 Yöntem C · İndirgenmiş nakit akışı (DCF): Buffett’ın içsel değeri

    Ne yapar. Şirketin gelecekte üreteceği nakdi yıl yıl tahmin eder, her yılın nakdini “bugün elimde olsa kaç para ederdi” mantığıyla küçültür (indirger) ve toplar. Çıkan sayı, işletmenin bugünkü değeridir; fiyatla karşılaştırılır (kart 3.17).

    “İndirgeme” neden gerekli. Bir yıl sonraki 110 lira, yüzde 10 getiri bekleyen biri için bugünkü 100 liraya eşdeğerdir; on yıl sonraki 100 lira ise bugün yalnızca 100/1,10^10 ≈ 38,6 lira eder. Uzak yılların nakdi daha az değerlidir çünkü hem beklemek maliyetlidir hem de belirsizlik artar. İskonto oranı r, bu iki şeyi birlikte temsil eder: istediğin getiri ve üstlendiğin risk.

    Kime uyar. Sağlam kale, yavaş büyüyen ve hendeği güçlü hızlı büyüyenler; nakit akışı öngörülebilir işler. Döngüsel ve toparlananda girdi tahmin edilemediği için kullanılmaz.

    İçsel değer = Σ [ FCF_t / (1 + r)^t ]  (t = 1..N)  +  Terminal değer / (1 + r)^N
    
    Terminal değer (Gordon) = FCF_N × (1 + g_t) / (r − g_t)
       r   : iskonto oranı (istenen getiri; ör. yüzde 9–12, riskli işte daha yüksek)
       g_t : sonsuz büyüme (yüzde 2–3'ü geçmemeli; ekonomiden hızlı büyüyen şirket yoktur)
       N   : açık tahmin dönemi (5–10 yıl)
    
    Hisse başına içsel değer = (İçsel değer − net borç + fazla nakit) / hisse sayısı
    Alım fiyatı üst sınırı = Hisse başına içsel değer × (1 − güvenlik marjı)   [marj yüzde 25–50]

    Terminal değer nedir. Şirket N yıldan sonra da nakit üretmeye devam eder; her yılı tek tek yazmak yerine, N’den sonraki bütün yılların değeri tek formülle hesaplanır: sabit bir hızla (g_t) sonsuza kadar büyüyen nakit akışının değeri. Bu formül, r − g_t farkına aşırı duyarlıdır; g_t’yi yüzde 3’ün üstüne çıkarmak değeri hızla şişirir.

    Adımlar.

    1. Girdi olarak son 3–5 yılın ortalama serbest nakit akışını ya da sahip kârını al (döngü etkisini yumuşat; kart 3.9, 3.10).
    2. İlk 5 yıl için büyüme (baz ve ayı), sonraki 5 yıl için daha düşük büyüme.
    3. r’yi seç: yüzde 10 makul başlangıç; borçlu, döngüsel, tek müşterili işte 12–15.
    4. Terminal değerin toplam değerdeki payına bak: yüzde 70’i geçiyorsa değer “sonsuza” dayanıyor, kırılgan.
    5. r ve g için duyarlılık tablosu yaz (r 9/10/12, g_t 2/3).
    6. Güvenlik marjı uygula.

    Örnek. FCF_0 = 100 milyon; ilk 5 yıl yüzde 10, sonraki 5 yıl yüzde 5; r = yüzde 10; g_t = yüzde 2,5.

    Yıl FCF İndirgeme çarpanı 1/(1,10)^t Bugünkü değer
    1 110,0 0,909 100,0
    2 121,0 0,826 100,0
    3 133,1 0,751 100,0
    4 146,4 0,683 100,0
    5 161,1 0,621 100,0
    6 169,1 0,564 95,5
    7 177,6 0,513 91,1
    8 186,5 0,467 87,0
    9 195,8 0,424 83,0
    10 205,6 0,386 79,3
    Toplam 1–10 936

    Terminal değer = 205,6 × 1,025 / (0,10 − 0,025) ≈ 2.810; bugünkü değeri = 2.810 × 0,386 ≈ 1.083. İçsel değer ≈ 936 + 1.083 ≈ 2.020 milyon. Net borç 200 milyon, hisse sayısı 50 milyon → hisse başına ≈ 36,4. Yüzde 30 marjla alım sınırı ≈ 25,5. Terminal payı 1.083/2.020 = yüzde 54: kabul edilebilir.

    Duyarlılık (hisse başına değer).

    g_t = %2 g_t = %2,5 g_t = %3
    r = %9 39,9 41,6 43,6
    r = %10 35,3 36,4 37,7
    r = %12 28,8 29,4 30,1

    Tablo, “değer 36” değil “değer 29–44 arasında, varsayıma göre” demenin doğru yolu olduğunu gösterir.

    Tuzak. DCF girdiye çok duyarlıdır; bu yöntemi değersiz yapmaz, “hangi varsayım tezi taşıyor” sorusunu görünür kılar. Kötü kullanım: önce hedef fiyata karar verip DCF’yi ona uyduracak varsayımı seçmek.

    6.5 Yöntem D · Ters DCF: piyasa ne fiyatlıyor?

    Ne yapar. Bugünkü fiyatı içsel değer kabul eder ve DCF’yi tersine çözer: bu fiyatı haklı çıkarmak için kaç yıl, yüzde kaç büyüme gerekir? Sonra sorar: bu büyüme şirketin geçmişi, sektörün büyüklüğü ve Lynch’in “Gulliver ikilemi” (büyüyecek yer) ile tutarlı mı?

    Nasıl yapılır. DCF tablosunda büyüme oranını değiştirerek hisse başına değeri bugünkü fiyata eşitleyen g’yi bul (elektronik tabloda “hedef ara” ya da deneme yanılma).

    Yorum. Piyasanın fiyatladığı büyüme senin baz senaryonun üstündeyse hisse pahalıdır; altındaysa ya piyasa bir şey biliyordur (Bölüm 10’da araştır) ya da fırsat vardır. Lynch’in Avon örneği ters DCF’nin özüdür: 50 F/K, Avon’un bir milyar şişe parfüm satmasını gerektiriyordu; Amerika’daki her iki ev hanımından biri zaten Avon temsilcisiyken bu imkânsızdı.

    6.6 Yöntem E · Temettü indirgeme modeli (yavaş büyüyenler, kamu hizmeti)

    Ne yapar. Şirketi yalnızca ödediği temettüler üzerinden değerler; temettü sabit hızla büyüyen bir nakit akışı gibi ele alınır (Gordon büyüme modeli).

    Adil fiyat = D_1 / (r − g)        D_1: gelecek yılın temettüsü, g: sürdürülebilir temettü büyümesi
    Beklenen getiri ≈ temettü verimi + temettü büyümesi

    Örnek. Gelecek yıl hisse başına 2 lira temettü, yılda yüzde 4 büyüyor, istenen getiri yüzde 9: adil fiyat = 2 / (0,09 − 0,04) = 40. Hisse 32’deyse yüzde 20 iskontoludur; beklenen getiri = 2/32 + yüzde 4 ≈ yüzde 10,3.

    Kontrol. Dağıtım oranı yüzde 70’i aşıyorsa g için iyimser olma; temettü sicili resesyonlarda test edilmiş olmalı (Lynch’in yavaş büyüyen kontrol listesi, kart 3.16). Tuzak. r − g küçüldükçe formül aşırı hassaslaşır; g’yi hiçbir zaman r’ye yaklaştırma (r yüzde 9 iken g yüzde 8 → değer on kat şişer).

    6.7 Yöntem F · Varlık bazlı değerleme (varlık oyunları, net nakit düzeltmesi)

    Ne yapar. Şirketi kâr üzerinden değil, sahip olduğu varlıkların bugünkü değeri üzerinden değerler. İki biçimi vardır: net varlık değeri (tasfiye mantığı) ve parçaların toplamı (her bölümü ayrı değerleyip toplama).

    Net varlık değeri (NAV) = Σ (her varlığın bugünkü piyasa değeri) − tüm borçlar − gizli yükümlülükler
    Hisse başına NAV = NAV / hisse sayısı
    İskonto = 1 − Fiyat / Hisse başına NAV
    
    Parçaların toplamı (SOTP) = Σ (her bölümün kârı × o bölümün sektör F/K'sı) + net nakit − borç
    Çekirdek işin F/K'sı = (Fiyat − hisse başına net nakit − hisse başına iştirak değeri) / çekirdek EPS

    Örnek (Lynch’in Ford hesabı, SOTP’nin en yalın hâli). Hisse 38 dolar. Hisse başına net nakit 16,30. Finans iştiraki (Ford Credit vb.) hisse başına 1,66 dolar kazanıyor; finans şirketleri için olağan 10 F/K ile 16,60 dolar eder. Otomobil işi = 38 − 16,30 − 16,60 = 5,10 dolara alınıyor; analistler otomobil işinden 7 dolar kâr bekliyor. Çekirdek F/K 0,7: “hisse 1982’den bu yana on kat yükselmiş olmasına rağmen tam bir kelepir”.

    Kontrol. Varlığı kendi değerlemenle değerle (bugünkü fiyat, satılabilirlik, vergi), beyan edilen defter değeriyle değil (kart 3.14: Pebble Beach, Handy and Harman gizli varlık; Penn Central defter tuzağı). Borç önce düşülür; alacaklılar sırada öndedir. Tuzak. İskontonun kapanması için katalizör (akıncı, bölünme, satış) gerekir; katalizör yoksa iskonto yıllarca sürebilir ve yönetim bu arada varlığı borçla eritebilir.

    6.8 Yöntem G · Döngüseller: normalize kâr × orta döngü çarpanı

    Ne yapar. Döngüsel şirketin tek yıllık kârı yanıltıcıdır (zirvede çok yüksek, dipte sıfır); bunun yerine tam bir döngü boyunca ortalama kârı (“normalize kâr”) hesaplar ve ona döngü ortası bir çarpan uygular.

    Normalize EPS = tam bir döngü (7–10 yıl) boyunca ortalama EPS   (ya da ortalama marj × bugünkü satış)
    Hedef fiyat = Normalize EPS × orta döngü F/K
    Zirve uyarısı: kâr zirvedeyken F/K düşük görünür (tuzak); dipte kâr sıfır/negatifken F/K sonsuz görünür (fırsat olabilir).

    Örnek. Otomobil üreticisinin son on yıllık EPS’si: 1, 3, 6, 8, 9, 4, −2, 0, 3, 7 → ortalama 3,9. Orta döngü F/K 10 → normalize değer 39. Hisse şu an 70 (EPS 7 ile F/K 10, “ucuz görünüyor”) → aslında normalize kârın 18 katı, pahalı. Aynı hisse dipte 25’e düşüp EPS −2 olduğunda F/K anlamsızdır, ama normalize değere göre yüzde 36 iskontoludur.

    Yorum. Döngüsellerde düşük F/K alım sinyali değil, çoğu zaman satış sinyalidir (Lynch: kâr zirveye yaklaşırken F/K daralır, öncü kesim bir yıl önceden satar). Fiyat/satış ya da fiyat/defter değeri gibi döngüden daha az etkilenen oranlar ve stok, kapasite, emtia fiyatı gibi öncü göstergeler tabloya eklenir.

    6.9 Toparlananlar

    Ne yapar. Sorun sonrası “normalleşmiş” kârı tahmin eder (kârsız bölüm satıldıktan, maliyet kısıntısından sonra: Lockheed L-1011’i bırakınca EPS 1,50’den 10,78’e), sonra şirketin toparlandıktan sonra ait olacağı kategorinin çarpanını uygular.

    Sıra önemlidir. Önce hayatta kalma testi (kart 3.8): nakit / yıllık nakit yakımı = kaç yıl dayanır; borç vadeleri; sulandırma ihtimali (Navistar’da toparlanma hissedara ulaşmadı). Hayatta kalamayacaksa değerleme anlamsızdır.

    Hedef fiyat = Normalleşmiş EPS × (toparlanma sonrası kategori) F/K
    Ayı senaryosu = iflas hâlinde hissedara kalan (çoğu zaman sıfır) × olasılığı

    Örnek. Şirket bugün zarar ediyor, hisse 8. Kârsız bölüm kapanınca ve maliyetler kısılınca 2 dolar EPS bekleniyor; toparlanınca sağlam kale olacak, F/K 12 → hedef 24 (üç kat). İflas olasılığı yüzde 30, o durumda hissedara sıfır. Beklenen değer = 0,7 × 24 + 0,3 × 0 = 16,8; bugünkü 8’e göre hâlâ cazip ama pozisyon, yüzde 30 sıfırlanma olasılığına göre küçük tutulur.

    6.10 Senaryo tablosu ve asimetri

    Her tezde bu tablo doldurulur:

    Senaryo Varsayımlar (büyüme, çarpan, katalizör) EPS_n F/K_n Hedef Olasılık CAGR
    Ayı Hikâye bozulur; büyüme yavaşlar; çarpan daralır %25
    Baz Tez planlandığı gibi işler %50
    Boğa Katalizörler erken ve güçlü gelir %25
    Beklenen fiyat = Σ (olasılık × hedef)
    Kazanç/kayıp asimetrisi = (Boğa hedefi − Fiyat) / (Fiyat − Ayı hedefi)

    Asimetri kuralı: oran en az 2–3 olmalı. Ayı senaryosunda kalıcı sermaye kaybı yüzde 50’yi geçiyorsa (Buffett’ın 1 numaralı kuralı) pozisyon küçük tutulur ya da hisse tezden çıkarılır. Lynch’in tabanı: hisse başına net nakit ayı senaryosunun zemini olarak yazılır.

    Örnek (6.2’deki şirket). Fiyat 60; ayı 64,6; baz 120,7; boğa 179. Beklenen = 0,25×64,6 + 0,5×120,7 + 0,25×179 = 121. Asimetri = (179 − 60)/(60 − 64,6): ayı senaryosu bile fiyatın üstünde, kayıp yok → asimetri çok olumlu. Ama dikkat: ayı senaryosunda yüzde 8 büyüme hâlâ iyimser olabilir; gerçek ayı (büyüme 0, F/K 9 → hedef 36) yazılırsa asimetri (179−60)/(60−36) = 5, yine olumlu.

    6.11 Hangi yöntem hangi kategoriye

    Kategori Ana yöntem Doğrulama yöntemi Tuzak
    Yavaş büyüyen E · Temettü modeli A (düşük büyüme, düşük çarpan) Temettünün sürdürülebilirliğini varsaymak
    Sağlam kale A · Kâr × çarpan; C · DCF B · Lynch skoru; tarihsel F/K bandı Bugünkü şişkin çarpanı geleceğe taşımak
    Hızlı büyüyen A · Kâr × çarpan (çarpan daralmalı) B · PEG; D · Ters DCF Büyümenin sonsuza kadar süreceğini varsaymak; F/K daralması “çifte darbe”
    Döngüsel G · Normalize kâr F/S, F/DD; öncü göstergeler Zirve kârda düşük F/K’yı ucuz sanmak
    Toparlanan 6.9 · Normalleşmiş kâr × kategori F/K Hayatta kalma testi; F · Tasfiye değeri Sulandırma; ölçülemeyen yükümlülük
    Varlık oyunu F · NAV / SOTP Katalizör analizi Defter değerine güvenmek; borcu unutmak; katalizörsüz beklemek

    7. Şablonlar

    Bu bölümdeki şablonlar yeni bir tez dosyasına kopyalanarak doldurulur.

    7.1 Tek sayfalık tez özeti

    Alan İçerik
    Şirket / Sembol / Borsa
    Tarih / Fiyat / Piyasa değeri / Hisse sayısı
    Kategori (Lynch) ve gerekçe
    Tez cümlesi … alıyorum çünkü (1) … (2) … (3) …; N yılda kârın … olmasını ve hissenin … bandına gelmesini bekliyorum.
    Avantajım
    Hendek / niş
    Kilit rakamlar Kâr büyümesi 5y: … · Vergi öncesi marj: … (rakip: …) · Net nakit/hisse: … · Borç/özsermaye: … · SNA verimi: … · ROIC: … · F/K: … (tarihsel: …, sektör: …) · PEG: … · Lynch skoru: …
    Hedef fiyat (ayı / baz / boğa, olasılık)
    Beklenen CAGR (baz) / Alım üst sınırı
    Katalizörler (beş yol)
    Çürüme koşulları (3) 1. … 2. … 3. …
    Satış tetikleyicileri (kategori)
    Pozisyon büyüklüğü / alım planı
    Sonraki gözden geçirme

    7.2 Tam tez iskeleti

    # [Şirket] — Yatırım Tezi (v1, [tarih])
    
    ## 0. Kapak özeti
    (7.1 tablosu)
    
    ## 1. İki dakikalık hikâye
    Neden ilgileniyorum · Ne olması gerekiyor · Tuzaklar · On yıl sonra bu şirket …
    
    ## 2. Şirket ve iş modeli
    Ürünler · Müşteri · Segment yüzdesi · Tekrar eden alım mı · Sıkıcılık · Teknoloji kullanıcısı mı · Yetkinlik çemberi
    
    ## 3. Kategori
    Hangisi · Neden · Beklenti · Kategori kontrol listesi (4.12)
    
    ## 4. Avantajım
    Tür · Kanıt · Tüyo/tüyocu ayrımı
    
    ## 5. Hendek ve niş
    Tür · Kanıt · Fiyat artırma testi · Yön
    
    ## 6. Sektör ve rekabet
    Büyüme · Yeni girenler · Sıcak mı · "Bir sonraki X" · Kurumsal sahiplik / analist sayısı
    
    ## 7. Yönetim ve sermaye tahsisi
    İçeriden alım · Geri alım/sulandırma · Satın almalar · Bir dolar testi · Açık sözlülük · Sahiplik ve ücret
    
    ## 8. Finansallar (5–10 yıllık tablolar)
    Kâr büyümesi · Marj (rakiplerle) · Net nakit · Borç · SNA ve sahip kârı · ROE/ROIC · Defter/gizli varlık · Stoklar · Temettü · Hisse sayısı · Müşteri bağımlılığı
    
    ## 9. Değerleme
    F/K bağlamı · PEG/Lynch skoru · Nakit düzeltmesi · En az iki yöntem · Duyarlılık · Senaryo tablosu (6.10) · Alım üst sınırı
    
    ## 10. Riskler ve çürüme koşulları
    Falsifikasyon cümleleri · İş · Finans · Kategori · Değerleme · Kendi riskim
    
    ## 11. Katalizörler ve zamanlama
    Beş yol · Somut olaylar · Ufuk
    
    ## 12. Pozisyon ve plan
    Büyüklük · Alım · Ekleme · Satış tetikleyicileri (7.4)
    
    ## 13. Takip planı
    Üç aylık liste (7.3) · Büyüme evresi · Hikâye aynı mı
    
    ## 14. Karar günlüğü
    (7.5 tablosu)

    7.3 Üç aylık gözden geçirme

    7.4 Satış tetikleyicileri tablosu

    # Tetikleyici (ölçülebilir) Kaynak Kontrol sıklığı Aksiyon
    1 Çürüme koşulu Çeyrek Sat
    2 Lynch kategori sinyali Çeyrek Azalt / sat
    3 Değerleme (F/K bandı) Ay Azalt, rotasyon
    4 Daha iyi fırsat Sürekli Rotasyon

    7.5 Karar günlüğü

    Tarih Fiyat İşlem Neden (bir cümle) Değişen tez bölümü Sonraki kontrol

    8. Ek: Formüller ve sözlük

    8.1 Formüller

    F/K = Fiyat / EPS
    PEG = F/K / kâr büyüme oranı (%)
    Lynch skoru = (büyüme % + temettü verimi %) / F/K
    Kazanç verimi = EPS / Fiyat = 1 / F/K   (tahvil getirisiyle karşılaştır)
    
    Net nakit = Nakit + menkul kıymetler − uzun vadeli borç
    Hisse başına net nakit = Net nakit / hisse sayısı
    Çekirdek F/K = (Fiyat − hisse başına net nakit − iştirak değeri) / çekirdek EPS
    
    Vergi öncesi marj = Vergi öncesi kâr / Satışlar
    Serbest nakit akışı (SNA) = Faaliyetlerden nakit − sermaye harcaması
    Sahip kârı (Buffett) = Net kâr + amortisman/itfa − sürdürme sermaye harcaması ± işletme sermayesi
    SNA verimi = SNA / Piyasa değeri
    
    ROE = Net kâr / Özsermaye
    ROIC = Vergi sonrası faaliyet kârı / (Borç + Özsermaye − fazla nakit)
    Borç/özsermaye = Toplam borç / Özsermaye
    Net borç / FAVÖK = (Borç − Nakit) / (Faaliyet kârı + amortisman)
    Faiz karşılama = Faaliyet kârı / Faiz gideri
    Dağıtım oranı = Temettü / Net kâr
    Bir dolar testi = Piyasa değeri artışı (n yıl) / Tutulan kâr (n yıl)   → 1'in üstü
    
    Piyasa değeri = Fiyat × Hisse sayısı
    İşletme değeri (EV) = Piyasa değeri + Borç − Nakit
    
    EPS_n = EPS_0 × (1+g)^n · Hedef fiyat = EPS_n × F/K_n
    CAGR = (Bitiş / Başlangıç)^(1/n) − 1
    Kural 72: ikiye katlanma süresi ≈ 72 / yıllık büyüme %
    Alım üst sınırı = (Hedef fiyat + temettüler) / (1 + hedef CAGR)^n
    
    DCF: Değer = Σ FCF_t/(1+r)^t + [FCF_N(1+g_t)/(r−g_t)]/(1+r)^N
    Gordon: Fiyat = D_1 / (r − g)
    NAV = Σ varlıkların piyasa değeri − borçlar − gizli yükümlülükler
    Güvenlik marjı = 1 − Fiyat / İçsel değer
    
    Beklenen fiyat = Σ (olasılık_i × hedef_i)
    Kazanç/kayıp asimetrisi = (Boğa − Fiyat) / (Fiyat − Ayı)

    8.2 Sözlük

    Terim Anlamı Kart
    Amortisman Uzun ömürlü varlığın maliyetinin yıllara yayılarak gider yazılması; nakit çıkışı yoktur 3.10
    Akıncı (raider) Gizli varlıkları ortaya çıkarmak için şirkete giren aktivist/devralmacı 4.3
    Bay Piyasa Her gün fiyat teklif eden, ruh hâli değişken hayali ortak (Graham) 3.19
    Bir dolar testi Tutulan her 1 dolar kârın en az 1 dolar piyasa değeri yaratması 3.12
    Capex (sermaye harcaması) Fabrika, makine, mağaza gibi uzun ömürlü varlıklara yapılan harcama; sürdürme ve büyüme olarak ikiye ayrılır 3.9, 3.10
    Çürüme koşulu Gerçekleşirse tezin yanlış olduğunu gösteren, önceden yazılmış ölçülebilir olay Bölüm 2/10
    DCF İndirgenmiş nakit akışı; gelecekteki nakdin bugünkü değeri 6.4
    Defter değeri Bilançodaki varlıklar − borçlar; tarihi maliyetle kayıtlı 3.14
    Döngüsel Kârı ekonomik döngüyle düzenli olarak inip çıkan şirket 4.3
    EPS Hisse başına kâr 3.5
    EV (işletme değeri) Piyasa değeri + borç − nakit; şirketin tamamını almanın maliyeti 3.20
    F/K (P/E) Fiyat / hisse başına kâr 3.3
    FAVÖK (EBITDA) Faiz, amortisman ve vergi öncesi kâr 3.20
    Fısıltı hissesi Özü olmayan, hikâyesi cazip uzak ihtimal 4.5
    Güvenlik marjı İçsel değer tahmini ile ödenen fiyat arasındaki pay 3.18
    Hendek (moat) Şirketin kârını rakiplerden koruyan yapısal avantaj 3.2
    Hızlı büyüyen Yılda yüzde 20–25 büyüyen küçük, atak şirket 4.3
    İçsel değer İşletmenin ömrü boyunca üreteceği nakdin bugünkü değeri 3.17
    İşletme sermayesi Stok + alacak − borç; büyüyen işte nakit yutar 3.10
    Kötüleştirici çeşitlendirme (diworseification) Ana işi zayıflatan ilgisiz satın almalar 4.5
    Kurumsal zorunluluk Kurumların mantık yerine “başkaları yapıyor” diye hareket etmesi 5.2
    Net nakit Nakit + menkul kıymet − uzun vadeli borç 3.7
    On katlayan (tenbagger) Alış fiyatının on katına çıkan hisse; Lynch’in beyzbol terimi 4.3
    PEG F/K’nın büyüme oranına bölümü; 1 civarı makul 3.4
    ROE / ROIC Özsermaye kârlılığı / yatırılan sermaye getirisi 3.11
    Sağlam kale (stalwart) Yılda yüzde 10–12 büyüyen, krizde dayanıklı büyük şirket 4.3
    Sahip kârı (owner earnings) İşi sürdürmek için gereken yatırım düşüldükten sonra sahibine kalan nakit 3.10
    Serbest nakit akışı Faaliyetlerden nakit − sermaye harcaması 3.9
    Sulandırma Yeni hisse ihracıyla mevcut hissedarın payının küçülmesi 3.13
    Terminal değer DCF’de açık tahmin döneminden sonraki bütün nakit akışlarının değeri 6.4
    Toparlanan Hırpalanmış, iflasın eşiğindeki şirketin geri dönüşü 4.3
    Varlık oyunu Piyasanın gözden kaçırdığı değerli varlığın üstünde oturan şirket 4.3
    Wall Street gecikmesi İyi bir şirketin kurumlar ve analistlerce fark edilmesine kadar geçen yıllar 4.2
    Yavaş büyüyen GSMH hızında büyüyen, temettü için tutulan olgun şirket 4.3
    Yetkinlik çemberi Gerçekten anladığın işlerin sınırı 3.1

    Sürüm notu. Bu kitapçık yaşayan bir belgedir. Yeni bir kitap okunduğunda o kitaptan çıkan kurallar ayrı bir bölüm olarak eklenir ve Bölüm 2’deki ilgili tez bölümlerine etiketle bağlanır; yeni kavramlar Bölüm 3’e kart olarak eklenir. Değerleme yöntemleri bölümü, kullanılan her yeni yöntemle genişletilir.

  • “Borsada Tek Başına” Üzerine

    Aslında “Borsada Tek Başına” ve “Borsayı Yenmek” olmak üzere iki bölümlük bir seri olsa dahi, bu iki bölümü temelde teorik ve pratik olarak ikiye ayrılıyor. Borsada Tek Başına kitabı ise, borsa ve marketler üzerinde genel bilgiler vermek yerine daha çok hisseleri nasıl analiz etmek gerektiği üzerinde duruyor, ve herhangi bir hisseye yatırım yapmadan önce hazırlanacak yatırım tezine entegre edilmek üzerine yazılmış bir kural kitapçığı gibi. Kitapta altını çizdiğim noktaları paylaşıyorum. Bu kitaptan çıkarımlarımı yazmak yerine yapılacak en doğru şey, bu önemli noktaları yatırım tezi yazarken entegre etmek olacak. Yakında, “Yatırım Tezi Nasıl Yazılır” başlıklı bir yazı yayınlayacağım ve bu kitaptan da önemli noktaları o konuya entegre etmiş olacağım. Ayrıca önümüzdeki haftalarda şu an elimde bulunan bir iki hisse için tez de yazacağım, aylık portföyüm çok değişti; önümüzdeki aydan itibaren aylık portföy serisine de tekrar geçeceğim. Şimdilik görüşmek üzere:

    • Ama bana göre bir numaralı kural şu: Profesyonelleri dinlemeyi bırakın! Bu işte geçirdiğim yirmi yıl beni şuna ikna etti: Beyninin alışıldık yüzde üçünü kullanan herhangi bir normal insan, ortalama bir Wall Street uzmanı kadar iyi, hatta daha iyi hisse seçebilir. Plastik cerrahın size kendi yüz gerdirme ameliyatınızı yapmanızı, tesisatçının sıcak su deponuzu kendinizin takmasını ya da kuaförün kâkülünüzü kendinizin kesmesini önermesini beklemediğinizi biliyorum; ama bu ne cerrahi, ne tesisatçılık, ne de kuaförlük. Bu yatırım; burada akıllı para o kadar da akıllı değildir ve aptal para da sandığı kadar aptal değildir. Aptal para, yalnızca akıllı parayı dinlediğinde aptaldır.
    • Peter Lynch’in ne aldığını görmezden gelmek için en az üç iyi neden var: (1) yanılıyor olabilir! (Kendi portföyümdeki uzun kaybedenler listesi bana sürekli hatırlatıyor ki, akıllı para denilen şey zamanın yaklaşık yüzde 40’ında son derece aptaldır); (2) haklı olsa bile, bir hisse hakkındaki fikrini ne zaman değiştirip sattığını asla bilemezsiniz; ve (3) sizin daha iyi kaynaklarınız var ve hepsi çevrenizde duruyor. Onları daha iyi yapan şey, tıpkı benim kendi kaynaklarımı takip ettiğim gibi, sizin de onları takip edebilmenizdir.
    • Bir on katlayanın (tenbagger) ancak Braino Biofeedback ya da Cosmic R and D gibi tuhaf bir şirketin çılgın bir kuruşluk hissesinde, yani aklı başında yatırımcıların uzak durduğu türden bir hissede olabileceğini düşünmüş olabilirsiniz. Aslında tanıyacağınız şirketlerde sayısız on katlayan var: birkaçını saymak gerekirse Dunkin’ Donuts, Wal-Mart, Toys “R” Us, Stop & Shop ve Subaru. Bunlar ürünlerini beğendiğiniz ve keyifle kullandığınız şirketler; ama Subaru arabasıyla birlikte Subaru hissesini de almış olsaydınız bugün milyoner olacağınızı kim tahmin edebilirdi?
    • Wall Street’te yazılı olmayan bir kural var gibi görünüyor: Anlamıyorsanız, hayat boyu birikiminizi ona yatırın. En azından gözlemlenebilen köşe başındaki işletmeden kaçının ve anlaşılmaz bir ürün üreten şirketin peşine düşün. Daha geçen gün böyle bir fırsattan haberdar oldum. Birinin masama bıraktığı bir rapora göre bu, şunu üreten bir şirkete yatırım yapmak için muhteşem bir fırsattı: “bir megabit S-Ram, C-mos (tamamlayıcı metal oksit yarı iletken); bipolar risc (azaltılmış komut seti bilgisayarı), kayan nokta, veri G/Ç dizi işlemcisi, optimize edici derleyici, 16 baytlık çift portlu bellek, unix işletim sistemi, whetstone megaflop polisilikon emitör, yüksek bant genişliği, altı gigahertz, çift metalizasyonlu iletişim protokolü, asenkron geriye dönük uyumluluk, çevre birimi veri yolu mimarisi, dört yollu aralıklı bellek ve 15 nanosaniye kapasitesi.” Gigahertz’im gigalansın, megaflop’um whetstone’lansın; bunun bir yarış atı mı yoksa bir bellek çipi mi olduğunu anlayamıyorsanız, aracı kurumunuz sayısız nanodolar kazanmak için on yılın fırsatı diye tavsiye etmek üzere sizi arayacak olsa bile ondan uzak durmalısınız.
    • Umut vadeden şirketi bulmak yalnızca ilk adımdır. Sonraki adım araştırmayı yapmaktır. Araştırma, Toys “R” Us’ı Coleco’dan, Apple Computer’ı Televideo’dan ya da Piedmont Airlines’ı People Express’ten ayırt etmenize yardımcı olan şeydir. Hazır lafı açılmışken, keşke People Express’te neler olup bittiğini biraz daha araştırsaydım. Belki o zaman onu da almazdım. Bütün başarısızlıklarıma rağmen, Fidelity Magellan’ı yönettiğim on iki yıl boyunca fon hisse başına yirmi kattan fazla yükseldi; bunda kısmen kendi başıma keşfedip sonra araştırabildiğim az bilinen ve gözden düşmüş bazı hisselerin payı var. Her yatırımcının aynı taktiklerden yararlanabileceğinden eminim. Dediğim gibi her zaman pek de akıllı olmayan akıllı parayı alt etmek için çok şey gerekmiyor.
    • Hisse almayı düşünmeden önce piyasa hakkında, Amerikan şirketler dünyasına ne kadar güvendiğiniz hakkında, hisselere yatırım yapmanız gerekip gerekmediği ve onlardan ne beklediğiniz hakkında, kısa mı yoksa uzun vadeli bir yatırımcı mı olduğunuz hakkında ve ani, beklenmedik ve sert fiyat düşüşlerine nasıl tepki vereceğiniz hakkında bazı temel kararları vermiş olmanız gerekir. Hedeflerinizi tanımlamak ve tutumlarınızı önceden netleştirmek (hisselerin tahvillerden gerçekten daha riskli olduğunu düşünüyor muyum?) en iyisidir; çünkü kararsızsanız ve inançtan yoksunsanız, en kötü anda bütün umudunu ve mantığını bir kenara bırakıp zararına satan potansiyel bir piyasa kurbanısınız demektir. Başarılı hisse seçicisini kronik kaybedenden ayıran şey, bilgi ve araştırma kadar kişisel hazırlıktır. Sonuçta bir yatırımcının kaderini belirleyen ne borsadır ne de şirketlerin kendisi. Yatırımcının kendisidir.
    • Hisselere güvensizlik, piyasanın üçe katlanıp sonra bir kez daha ikiye katlandığı 1950’ler boyunca ve 1960’lara girerken hâkim Amerikan tutumuydu. Çocukluğumun bu dönemi, yakın geçmişteki 1980’ler değil, gerçekten tarihin en büyük boğa piyasasıydı; ama amcalarımı dinleseniz, bilardo salonunun arkasındaki zar oyunundan bahsettiklerini sanırdınız. “Sakın piyasaya bulaşma,” diye uyarırdı insanlar. “Çok riskli. Bütün paranı kaybedersin.” Geriye dönüp baktığımda, 1950’lerin borsasında bütün parasını kaybetme riskinin öncesindeki ve sonrasındaki herhangi bir dönemden daha az olduğunu fark ediyorum. Bu bana yalnızca piyasaları tahmin etmenin zor olduğunu değil, aynı zamanda küçük yatırımcıların tam da yanlış zamanlarda karamsar ve iyimser olma eğiliminde olduğunu da öğretti; dolayısıyla iyi piyasalarda yatırım yapıp kötülerinden çıkmaya çalışmak insanın kendi ayağına kurşun sıkmasıdır.
    • Şimdi geriye dönüp baktığımda, tarih ve felsefe okumanın borsaya, diyelim ki istatistik okumaktan çok daha iyi bir hazırlık olduğu açık. Hisselere yatırım yapmak bir bilim değil, sanattır ve her şeyi katı biçimde sayısallaştırmak üzere eğitilmiş insanlar büyük bir dezavantaja sahiptir. Hisse seçimi sayısallaştırılabilseydi, en yakındaki Cray bilgisayarında zaman kiralayıp servet yapabilirdiniz. Ama iş öyle yürümüyor. Borsada ihtiyacınız olan bütün matematiği (Chrysler’in 1 milyar dolar nakdi, 500 milyon dolar uzun vadeli borcu var vb.) dördüncü sınıfta öğreniyorsunuz. Hisse seçerken bana en çok yardımcı olan ders mantık oldu; sırf Wall Street’in o kendine özgü mantıksızlığını teşhis etmeyi öğrettiği için bile olsa. Aslında Wall Street tam da eski Yunanlılar gibi düşünüyor. Eski Yunanlılar günlerce oturup bir atın kaç dişi olduğunu tartışırlardı. Ata bakmak yerine orada oturarak bunu çözebileceklerini sanıyorlardı. Pek çok yatırımcı, sanki finans ilham perisi onlara cevabı verecekmiş gibi, şirketi incelemek yerine oturup bir hissenin yükselip yükselmeyeceğini tartışıyor. Geçmiş yüzyıllarda insanlar güneş doğarken horozun öttüğünü duyunca, ötüşün gün doğumuna sebep olduğuna karar vermişlerdi. Şimdi saçma geliyor, ama uzmanlar her gün Wall Street’te neden ve sonucu karıştırarak piyasanın neden yükseldiğine dair yeni bir açıklama sunuyor: etek boyları kısaldı, falanca konferans Super Bowl’u kazandı, Japonlar mutsuz, bir trend çizgisi kırıldı, seçimi Cumhuriyetçiler kazanacak, hisseler “aşırı satılmış” vb. Bu tür teoriler duyduğumda hep o horozu hatırlarım.
    • Fidelity, Amerika’ya yatırım fonlarını öyle iyi satmıştı ki annem bile Fidelity Capital’a ayda 100 dolar yatırıyordu. Gerry Tsai’nin yönettiği o fon, bu meşhur go-go döneminin iki meşhur go-go fonundan biriydi. Diğeri, Ned olarak da bilinen Edward C. Johnson III’ün yönettiği Fidelity Trend’di. Ned Johnson, şirketi kuran ve Bay Johnson olarak da bilinen efsanevi Edward C. Johnson II’nin oğluydu. Ned Johnson’ın Fidelity Trend’i ve Gerry Tsai’nin Fidelity Capital’ı 1958’den 1965’e kadar olan dönemde rakiplerini büyük bir farkla geride bıraktı ve sektörün kıskançlıkla baktığı fonlar oldu. Bu tür insanlar beni yetiştirip desteklerken, Isaac Newton’ın “Daha uzağı görebildiysem… bu, Devlerin omuzlarında durduğum içindir,” derken neden bahsettiğini anladığımı hissettim.
    • Fidelity Magellan’ın 20 milyon dolar varlığı vardı. Portföyde yalnızca 40 hisse vardı ve Fidelity’nin başındaki isim olan Ned Johnson, sayıyı 25’e düşürmemi tavsiye etti. Kibarca dinledim, sonra gidip sayıyı 60 hisseye, altı ay sonra 100 hisseye ve kısa bir süre sonra da 150 hisseye çıkardım. Bunu aksilik olsun diye yapmadım. Bunu, bir kelepir gördüğümde almadan duramadığım için yaptım; o günlerde de her yer kelepir doluydu.
    • WALL STREET GECİKMESİ Bulup çıkarmayı başardığım her muhteşem hissede meziyetler o kadar açıktı ki, 100 profesyonel bunu portföylerine eklemekte özgür olsaydı, eminim 99’u eklerdi. Ama birazdan anlatacağım nedenlerden dolayı ekleyemiyorlardı. Onlarla on katlayanlar arasında düpedüz çok fazla engel var. Mevcut sistemde, bir hisse birkaç büyük kurum onun uygunluğunu kabul edene ve aynı sayıda saygın Wall Street analisti (çeşitli sektörleri ve şirketleri izleyen araştırmacılar) onu tavsiye listesine koyana kadar gerçekten cazip sayılmaz. Bu kadar çok insan ilk hamleyi başkalarının yapmasını beklerken, herhangi bir şeyin alınabilmesi bile şaşırtıcı. The Limited, benim Wall Street gecikmesi dediğim şeyin iyi bir örneği. Şirket 1969’da halka açıldığında büyük kurumlar ve büyük çaplı analistler tarafından neredeyse hiç bilinmiyordu. Halka arzın aracı kurumu, The Limited’ın genel merkezinin de bulunduğu Columbus, Ohio’da yerleşik Vercoe & Co. adlı küçük bir firmaydı. Limited’ın yönetim kurulu başkanı Leslie Wexner’ın lise arkadaşı Peter Halliday o zamanlar Vercoe’nun satış müdürüydü. Halliday, Wall Street’in ilgisizliğini Columbus, Ohio’nun o dönemde pek de bir şirketler Mekke’si olmamasına bağlıyordu. Tek bir analist (White, Weld’den Susie Holmes) şirketi birkaç yıl izledi; ardından 1974’te ikinci bir analist, First Boston’dan Maggie Gilliam, The Limited’ı resmen dikkate aldı. O’Hare havalimanındaki bir kar felaketi sırasında Chicago’daki Woodfield Mall’daki Limited mağazasına denk gelmeseydi, Maggie Gilliam bile onu keşfetmemiş olabilirdi. Hakkını teslim etmek gerekir ki, amatör avantajına kulak verdi. The Limited’da hisse alan ilk kurum T. Rowe Price New Horizons Fund oldu ve bu 1975 yazındaydı. O sırada ülke genelinde yüz Limited mağazası faaliyetteydi. Binlerce gözlemci alışverişçi bu dönemde kendi takiplerini başlatabilirdi. Yine de 1979’a gelindiğinde yalnızca iki kurum Limited hissesine sahipti ve bunlar dolaşımdaki hisselerin yüzde 0,6’sını oluşturuyordu. Şirketin çalışanları ve yöneticileri büyük hissedarlardı; ileride tartışacağımız gibi, bu genellikle iyi bir işarettir. 1981’de dört yüz Limited mağazası gürül gürül iş yapıyordu ve hisseyi yalnızca altı analist izliyordu. Bu, Bayan Gilliam’ın keşfinden yedi yıl sonraydı. Hissenin ara zirvesi olan 9 dolara ulaştığı 1983’e gelindiğinde, uzun vadeli yatırımcılar, hisselerin bölünmelere göre düzeltilmiş olarak 50 sente satıldığı 1979’a kıyasla on sekiz kat kârdaydı. Evet, fiyatın 1984’te neredeyse yarı yarıya düşüp hisse başına 5 dolara indiğini biliyorum, ama şirket hâlâ iyi gidiyordu; dolayısıyla bu, yatırımcılara girmek için bir şans daha verdi. (İlerideki bölümlerde açıklayacağım gibi, bir hisse düşmüşse ama temeller olumluysa, elde tutmak en iyisidir, daha fazla almak ise daha da iyidir.) Analistlerin kutlamaya katılması ancak hissenin yeniden 15 dolara çıktığı 1985’te oldu. Hatta The Limited’ı alım listelerine koymak için birbirlerini ezip geçiyorlardı ve agresif kurumsal alımlar hisseleri 52 7/8 dolara kadar, temellerin haklı çıkarabileceğinin çok ötesine taşıdı. O sırada peşinde otuzdan fazla analist vardı (bunu yazarken otuz yedi) ve birçoğu tam da The Limited’ın uçurumdan yuvarlanmasını görecek zamanda gelmişti.
    • 4 NUMARA TARAFINDAN DENETLENDİ Ortalama bir Wall Street profesyonelinin heyecan verici hisseleri almak için nedenler aradığını sanan kişi, Wall Street’te pek zaman geçirmemiş demektir. Fon yöneticisi büyük olasılıkla heyecan verici hisseleri almamak için nedenler arıyordur; böylece o heyecan verici hisseler yükselirse uygun bahaneleri sunabilsin. “Almam için fazla küçüktü” uzun bir listenin başında gelir; onu “geçmiş performansı yoktu,” “büyümeyen bir sektördeydi,” “kendini kanıtlamamış yönetim,” “çalışanlar sendikalı” ve “rekabet onları bitirir” izler; tıpkı “Stop & Shop asla tutmaz, 7-Eleven’lar onları bitirir” ya da “Pic ‘N’ Save asla tutmaz, Sears onları bitirir” ya da “Agency Rent-A-Car’ın Hertz ve Avis karşısında hiç şansı yok” gibi. Bunlar araştırılmayı hak eden makul endişeler olabilir, ama çoğu zaman ani yargıları ve toptan tabuları pekiştirmek için kullanılırlar.
    • Wall Street’te yazılı olmayan bir kural vardır: “Müşterinin parasını IBM’de kaybederek asla işinizi kaybetmezsiniz.” IBM kötüye gider ve siz onu almışsanız, müşteriler ve patronlar şöyle sorar: “Şu lanet IBM’in son zamanlarda nesi var?” Ama La Quinta Motor Inns kötüye giderse şöyle sorarlar: “Senin neyin var?” İşte bu yüzden güvenliğine düşkün portföy yöneticileri, hisseyi yalnızca iki analist izlerken ve hisse başına 3 dolardan satılırken La Quinta Motor Inns’i almazlar. Wal-Mart’ı, hisse 4 dolardan satılırken ve Arkansas’ta ufacık bir kasabadaki ufacık bir mağazayken, ama kısa süre içinde genişlemek üzereyken almazlar. Wal-Mart’ı, Amerika’daki her büyük nüfus merkezinde bir mağazası olduğunda, şirketi elli analist izlediğinde ve Wal-Mart’ın yönetim kurulu başkanı People dergisinde işe kamyonetle giden tuhaf milyarder olarak boy gösterdiğinde alırlar. O zamana kadar hisse 40 dolardan satılıyordur.
    • Sonra Flint, tüm zamanların en sevdiğim seçimlerinden biri olan Seven Oaks International’a geçer. Gazetelerden kesip süpermarket kasasında teslim ettiğiniz o indirim kuponlarına (Heinz ketçapta on beş sent indirim, Windex’te yirmi beş sent indirim vb.) sonra ne olduğunu hiç merak ettiniz mi? Süpermarketiniz onları paketleyip Seven Oaks’un Meksika’daki tesisine gönderir; orada kupon yığınları, tıpkı bir çekin Federal Rezerv bankaları aracılığıyla takas edilmesi gibi, tasnif edilir, işlenir ve ödeme için takas edilir. Seven Oaks bu sıkıcı işi yaparak çok para kazanır ve hissedarları iyi ödüllendirilir. Bu tam da sahip olmayı sevdiğim türden, adı anlaşılmaz, gözlerden uzak, sıkıcı ve son derece kârlı bir şirkettir.
    • “Grup düşüncesine” geri dönüp kalabalık içinde şirket seçmenin daha güvenli olduğunu kendine hatırlatarak, ya oyun yazarı Aiskhylos’tan, ya yazar Goethe’den ya da uzaydan gelen TV yıldızı Alf’tan gelen şu bilgelik sözlerini görmezden gelir: İki kişi bir şirkettir, üç kişi bir kalabalık Dört, iki şirkettir Beş, bir şirket ve bir kalabalıktır Altı, iki kalabalıktır Yedi, bir kalabalık ve iki şirkettir Sekiz, ya dört şirkettir ya da iki kalabalık ve bir şirket Dokuz, üç kalabalıktır On, ya beş şirkettir ya da iki şirket ve iki kalabalık
    • Kural koyan banka ya da yatırım fonu değilse, o zaman SEC’dir. Örneğin SEC, benimki gibi bir yatırım fonunun herhangi bir şirketin hisselerinin yüzde onundan fazlasına sahip olamayacağını ve fonun varlıklarının yüzde beşinden fazlasını herhangi bir hisseye yatıramayacağımızı söyler. Bu çeşitli kısıtlamalar iyi niyetlidir; bir fonun bütün yumurtalarını tek sepete koymasına (buna ileride değineceğiz) ve ayrıca bir fonun Carl Icahn tarzında bir şirketi ele geçirmesine (buna da ileride değineceğiz) karşı koruma sağlarlar. İkincil sonuç ise, daha büyük fonların halka açık 10.000 kadar şirket arasından ilk 90 ila 100 şirketle sınırlı kalmaya zorlanmasıdır. Diyelim ki 1 milyar dolarlık bir emeklilik fonu yönetiyorsunuz ve performans sapmasına karşı korunmak için, 4 Numara Tarafından Denetlendi yöntemiyle onaylanmış 40 hisselik bir listeden seçim yapmanız gerekiyor. Toplam varlığınızın yalnızca yüzde beşini her bir hisseye yatırmanıza izin verildiğinden, her birine 50 milyon dolar koyarak en az 20 hisse almak zorundasınız. En fazla 40 hisseniz olabilir, her birinde 25 milyon dolarla. Bu durumda 25 milyon doların dolaşımdaki hisselerin yüzde onundan azını satın alacağı şirketler bulmanız gerekir. Bu, özellikle on katlayan olma eğilimindeki küçük, hızlı büyüyen girişimlerde pek çok fırsatı eler. Örneğin bu kurallar altında Seven Oaks International’ı ya da Dunkin’ Donuts’ı alamazdınız. Bazı fonlar bir piyasa değeri kuralıyla daha da kısıtlanmıştır: diyelim ki 100 milyon dolarlık büyüklüğün altındaki hiçbir şirketin hissesini tutmazlar.
    • Başka bir deyişle, mümkün olduğunca sık amatör gibi düşünmeye devam ediyorum. TEK BAŞINA GİTMEK Bir kurum gibi yatırım yapmak zorunda değilsiniz. Bir kurum gibi yatırım yaparsanız, bir kurum gibi performans göstermeye mahkûmsunuz; ki bu çoğu durumda pek de iyi değildir. Zaten amatörseniz, kendinizi amatör gibi düşünmeye zorlamanız da gerekmez. Sörfçüyseniz, kamyoncuysanız, liseyi bırakmışsanız ya da tuhaf bir emekliyseniz, zaten bir avantajınız var demektir. On katlayanlar oradan, kabul görmüş Wall Street düşüncesinin sınırlarının ötesinden gelir. Yatırım yaptığınızda, çeyreklik ya da altı aylık sonuçlarınızı eleştirecek ya da neden IBM yerine Agency Rent-A-Car aldığınızı sorgulayacak bir Flint yoktur çevrenizde. Eh, belki konuşmak zorunda kaldığınız bir eşiniz ve belki bir borkeriniz vardır; ama bir broker tuhaf seçimlerinize oldukça anlayışla yaklaşacaktır ve komisyonları ödediğiniz sürece Seven Oaks’u seçtiğiniz için sizi kesinlikle işten çıkarmayacaktır. Ve eşiniz (Paranın Ciddi İşini Anlamayan Kişi), hata yapmaya devam etmenize izin vererek yatırım planlarınıza olan inancını zaten kanıtlamış değil mi?
    • “General Electric iyi bir yatırım mı?” bir hisse hakkında soracağım ilk şey olmazdı. General Electric iyi bir yatırım olsa bile, bu yine de ona sahip olmanız gerektiği anlamına gelmez. En yakındaki aynaya bakmadan finans sayfasını incelemenin bir anlamı yok. Herhangi bir şeyin bir hissesini almadan önce ele alınması gereken üç kişisel mesele var: (1) Bir evim var mı? (2) Bu paraya ihtiyacım var mı? ve (3) Hisselerde bana başarı getirecek kişisel niteliklere sahip miyim? Hisselerin iyi ya da kötü bir yatırım olup olmadığı, The Wall Street Journal’da okuyacağınız herhangi bir şeyden çok bu üç soruya vereceğiniz yanıtlara bağlıdır.
    • İnsanların gayrimenkul piyasasında para kazanıp borsada para kaybetmesine şaşmamalı. Evlerini seçmek için aylar, hisselerini seçmek için dakikalar harcıyorlar. Hatta iyi bir mikrodalga fırın bakmaya, iyi bir yatırım bakmaya harcadıklarından daha fazla zaman harcıyorlar.
    • Yalnızca, kaybı öngörülebilir gelecekte günlük yaşamınızı hiçbir şekilde etkilemeyecek kadarını yatırın. (3) BAŞARILI OLMAK İÇİN GEREKEN KİŞİSEL NİTELİKLERE SAHİP MİYİM? Bu, hepsinin içinde en önemli soru. Bana öyle geliyor ki niteliklerin listesi sabır, kendine güven, sağduyu, acıya tahammül, açık fikirlilik, mesafeli durabilme, azim, tevazu, esneklik, bağımsız araştırma yapma isteği, hataları kabul etmeye aynı derecede istekli olma ve genel paniği görmezden gelebilme yetisini içermeli. IQ açısından, muhtemelen en iyi yatırımcılar alt yüzde onun üstünde ama aynı zamanda üst yüzde üçün altında bir yere düşüyor. Gerçek dâhiler, bana öyle geliyor ki, teorik düşüncelere fazla kapılıyor ve hisselerin, hayal edebileceklerinden çok daha basit kafalı olan gerçek davranışı tarafından sürekli hayal kırıklığına uğratılıyorlar. Eksik ya da kusurlu bilgiyle karar verebilmek de önemlidir. Wall Street’te işler neredeyse hiçbir zaman net değildir; net olduğunda ise bundan kâr etmek için artık çok geçtir. Bütün verileri bilmesi gereken bilimsel zihin burada hüsrana uğrayacaktır. Ve son olarak, insan doğanıza ve “içgüdülerinize” direnebilmek hayati önemdedir. Çoğumuzun defalarca yanıldığı kanıtlanmış olmasına rağmen, hisse fiyatlarını, altın fiyatlarını ya da faiz oranlarını kestirme konusunda özel bir yeteneği olduğuna gizliden gizliye inanmayan yatırımcı nadirdir. İnsanların hisselerin yükseleceğine ya da ekonominin düzeleceğine en güçlü biçimde inandıkları anın tam da tersinin gerçekleştiği ana denk gelmesi tekinsiz derecede sık yaşanır. Bunu, kendileri de uygunsuz anlarda boğaya ve ayıya dönme eğiliminde olan popüler yatırım danışmanlığı bülten servisleri doğruluyor. Yatırımcı duyarlılığını bültenler üzerinden izleyen Investor’s Intelligence’ın yayımladığı bilgilere göre, hisselerin çakılmak üzere olduğu 1972 sonunda iyimserlik tüm zamanların en yüksek seviyesindeydi ve danışmanların yalnızca yüzde 15’i ayıydı. 1974’teki borsa toparlanmasının başında yatırımcı duyarlılığı tüm zamanların en düşük seviyesindeydi; danışmanların yüzde 65’i en kötüsünün henüz gelmediğinden korkuyordu. Piyasa 1977’de aşağı dönmeden önce bülten yazarları bir kez daha iyimserdi; yalnızca yüzde 10’u ayıydı. 1982’de büyük boğa piyasasına doğru kalkışın başında danışmanların yüzde 55’i ayıydı ve 19 Ekim 1987’deki büyük yutkunmanın hemen öncesinde danışmanların yüzde 80’i yeniden boğaydı.
    • Her beş yılda bir resesyon yaşadığımıza dair bir teori daha var, ama şimdiye kadar işler öyle gitmedi. Anayasa’ya baktım; her beşinci yılda bir resesyon yaşamak zorunda olduğumuz hiçbir yerde yazmıyor. Elbette resesyona girmeden önce uyarılmak isterdim, böylece portföyümü ayarlayabilirdim. Ama bunu benim çözebilme ihtimalim sıfır. Bazı insanlar bir resesyonun sonunu ya da heyecan verici yeni bir boğa piyasasının başlangıcını haber verecek bu çanların çalmasını bekler. Sorun şu ki çanlar hiç çalmaz. Unutmayın, işler çok geç olana kadar asla netleşmez.
    • Bu bölümden en çok şu noktaları hatırlamanızı umuyorum: • Profesyonellerin beceri ve bilgeliğini abartmayın. • Zaten bildiklerinizden yararlanın. • Wall Street tarafından henüz keşfedilip onaylanmamış fırsatları, yani “radarın dışındaki” şirketleri arayın. • Bir hisseye yatırım yapmadan önce bir eve yatırım yapın. • Borsaya değil, şirketlere yatırım yapın. • Kısa vadeli dalgalanmaları görmezden gelin. • Adi hisselerde büyük kârlar elde edilebilir. • Adi hisselerde büyük zararlar da edilebilir. • Ekonomiyi tahmin etmek beyhudedir. • Borsanın kısa vadeli yönünü tahmin etmek beyhudedir. • Hisselerin uzun vadeli getirileri hem görece öngörülebilirdir hem de tahvillerin uzun vadeli getirilerinden çok daha üstündür. • Hissesine sahip olduğunuz bir şirketi takip etmek, bitmeyen bir stud poker eli oynamak gibidir. • Adi hisseler herkese göre değildir, hatta bir insanın hayatının her evresine bile göre değildir. • Sıradan insan, ilginç yerel şirketler ve ürünlerle profesyonellerden yıllar önce karşılaşır. • Bir avantaja sahip olmak hisselerde para kazanmanıza yardımcı olur. • Borsada eldeki bir kuş, daldaki on kuşa bedeldir.
    • On katlayanı aramaya başlamak için en iyi yer evinizin yakınıdır; arka bahçede değilse alışveriş merkezinde ve özellikle de nerede çalışıyorsanız orada. Daha önce sözü edilen on katlayanların çoğunda (Dunkin’ Donuts, The Limited, Subaru, Dreyfus, McDonald’s, Tambrands ve Pep Boys) başarının ilk yudumları ülke genelinde yüzlerce noktada görülüyordu. New England’daki itfaiyeci, Kentucky Fried Chicken’ın ilk açıldığı orta Ohio’daki müşteriler, Pic ‘N’ Save’deki kalabalık; hepsi Wall Street ilk ipucunu almadan çok önce “Bu harika; acaba hissesi nasıldır?” deme şansına sahipti. Sıradan bir insan yılda iki ya da üç kez, bazen daha fazla, olası bir adayla karşılaşır. Pep Boys’un yöneticileri, Pep Boys’un tezgâhtarları, avukatlar ve muhasebeciler, Pep Boys’un tedarikçileri, reklamını yapan firma, tabela ressamları, yeni mağazaların inşaat müteahhitleri ve hatta yerleri yıkayan insanlar bile Pep Boys’un başarısını gözlemlemiş olmalı. Binlerce potansiyel yatırımcı bu “tüyoyu” aldı; buna yüz binlerce müşteri dahil bile değil.
    • Doğru, doğru. Bir şirketin hissesinin yükselmesi için o şirket hakkında mutlaka bir şey bilmeniz gerekmiyor. Ama önemli olan nokta şu: (1) petrol uzmanları, ortalamada, Schlumberger’i ne zaman alıp satacaklarına karar vermek için doktorlardan daha iyi bir konumdadır; ve (2) doktorlar, ortalamada, başarılı bir ilaca ne zaman yatırım yapılacağını petrol uzmanlarından daha iyi bilir. Avantaja sahip kişi, avantajı olmayan kişiyi her zaman tahminde geçebilecek konumdadır; ne de olsa o kişi, belirli bir sektördeki önemli değişiklikleri en son öğrenen olacaktır.
    • Dreyfus grafiğine her baktığımda, bana baştan beri vermeye çalıştığım öğüdü hatırlatıyor: Bildiğiniz şeylere yatırım yapın.
    • Bir hisse dikkatinizi nasıl çekmiş olursa olsun, ister ofis, ister alışveriş merkezi, ister yediğiniz bir şey, ister aldığınız bir şey ya da brokerinizden, kayınvalidenizden veya hatta Ivan Boesky’nin şartlı tahliye memurundan duyduğunuz bir şey aracılığıyla olsun, keşif bir alım sinyali değildir. Dunkin’ Donuts’ın her zaman kalabalık olması ya da Reynolds Metals’ın başa çıkabileceğinden fazla alüminyum siparişi olması, o hisseye sahip olmanız gerektiği anlamına gelmez. Henüz değil. Şimdiye kadar elinizde olan, yalnızca geliştirilmesi gereken bir hikâyeye götüren bir ipucudur. Aslında ilk bilgiyi (bu şirketi dikkatinize ne getirmiş olursa olsun), gizemli bir biçimde posta kutunuza tıkıştırılmış anonim ve merak uyandırıcı bir tüyo gibi ele almalısınız. Bu sizi, sırf beğendiğiniz bir şey gördünüz diye ya da daha kötüsü, tüyoyu verenin itibarı yüzünden hisse almaktan alıkoyar; şöyle ki: “Harry Amca alıyor, o da zengin, demek ki ne dediğini biliyor.” Ya da: “Harry Amca alıyor, ben de alıyorum, çünkü son verdiği hisse tüyosu ikiye katladı.”
    • Bir şirketin büyüklüğünün, o hisseden ne bekleyebileceğinizle çok yakından ilgisi vardır. İlgilenmeye başladığınız bu şirket ne kadar büyük? Belirli ürünler bir yana, büyük şirketlerin hisseleri büyük hareketler yapmaz. Bazı piyasalarda iyi performans gösterirler, ama en büyük hareketleri daha küçük şirketlerde yakalarsınız. Coca-Cola gibi bir devin hissesini, iki yılda paranızı dörde katlamayı bekleyerek almazsınız. Coca-Cola’yı doğru fiyattan alırsanız altı yılda paranızı üçe katlayabilirsiniz, ama iki yılda büyük ikramiyeyi vurmayacaksınız. Procter and Gamble’ın ya da Coca-Cola’nın hiçbir kusuru yok; ikisi de son zamanlarda mükemmel performans gösterdi. Ama bunların büyük şirketler olduğunu bilmeniz gerekir ki boş umutlara ya da gerçekdışı beklentilere kapılmayın. Bazen bir dizi talihsizlik büyük bir şirketi çaresiz bir duruma sürükler ve şirket toparlanırken hisse büyük bir hareket yapar. Chrysler büyük bir hareket yaptı; Ford ve Bethlehem Steel de öyle. Burlington Northern çöküntüye girdiğinde hisse 12 dolardan 6 dolara düştü, sonra 70 dolara tırmandı. Ama bunlar, toparlananlar (turnaround) kategorisine giren olağanüstü durumlardır. İşlerin olağan akışında Chrysler ya da Burlington Northern, DuPont ya da Dow Chemical, Procter and Gamble ya da Coca-Cola gibi milyarlarca dolarlık işletmeler, on katlayan (tenbagger) olacak kadar hızlı büyüyemezler. Bir General Electric’in öngörülebilir gelecekte iki ya da üç kat büyümesi matematiksel olarak imkânsızdır. GE şimdiden öyle büyümüş ki tüm ABD gayrisafi milli hasılasının neredeyse yüzde birini temsil ediyor. Harcadığınız her bir doların neredeyse bir senti GE’ye gidiyor. Bir düşünün. Amerikan tüketicilerinin her yıl harcadığı trilyonlarca doların içinde, her doların neredeyse bir senti GE’nin sağladığı mal ya da hizmetlere (ampuller, ev aletleri, sigorta, National Broadcasting Corporation [NBC] vb.) gidiyor. İşte her şeyi doğru yapmış bir şirket — mantıklı satın almalar yapmış, maliyetleri kısmış, başarılı yeni ürünler geliştirmiş, beceriksiz iştiraklerinden kurtulmuş, bilgisayar işine kapılıp gitmekten kaçınmış (hatasını Honeywell’e sattıktan sonra) — ve hisse yine de ağır aksak ilerliyor. Bu GE’nin suçu değil. Böylesine devasa bir işletmeye bağlı olduğu için hissenin ağır aksak ilerlemekten başka çaresi yok. GE’nin dolaşımda 900 milyon hissesi ve toplam 39 milyar dolarlık piyasa değeri var. 3 milyar doları aşan yıllık kârı, tek başına bir Fortune 500 şirketi sayılmaya yetecek düzeyde. GE’nin dünyayı ele geçirmeden büyümesini çok fazla hızlandırmasının hiçbir yolu yok. Ve hızlı büyüme hisse fiyatlarını ileri ittiği için, La Quinta fırlarken GE’nin ağır ilerlemesi şaşırtıcı değil. Diğer her şey eşitken, küçük şirketlerle daha iyi sonuç alırsınız. Son on yılda, her ikisi de perakende zinciri olmasına rağmen Pic ‘N’ Save’den Sears’a göre daha çok para kazanırdınız. Waste Management artık milyarlarca dolarlık bir holding olduğuna göre, muhtemelen atık toplama alanındaki hızlı yeni oyuncuların gerisinde kalacaktır. Çelik sektörünün yakın zamandaki toparlanmasında, daha küçük Nucor’un hissedarları U.S. Steel (şimdiki adıyla USX) hissedarlarından daha iyi durumda oldu. İlaç sektörünün daha önceki toparlanmasında, daha küçük SmithKline Beckman daha büyük American Home Products’tan daha iyi performans gösterdi. ALTI KATEGORİ Şirketin belirli bir sektördeki diğerlerine göre büyüklüğünü belirledikten sonra, onu altı genel kategoriden birine yerleştiririm: yavaş büyüyenler, sağlamlar (stalwarts), hızlı büyüyenler, döngüseller, varlık oyunları ve toparlananlar. Hisseleri sınıflandırmanın neredeyse borsa aracısı sayısı kadar yolu var — ama bu altı kategorinin, herhangi bir yatırımcının yapması gereken tüm yararlı ayrımları kapsadığını gördüm. Ülkelerin bir büyüme oranı vardır (GSMH), sektörlerin bir büyüme oranı vardır, tek tek şirketlerin de öyle. Söz konusu varlık ne olursa olsun, “büyüme” demek, her ne yapıyorsa (araba üretmek, ayakkabı boyamak, hamburger satmak) bu yıl geçen yıldan daha fazlasını yapıyor demektir. Başkan Eisenhower bir keresinde “işler şimdi olduğu haline, daha önce hiç olmadığı kadar benziyor” demişti. Bu, ekonomik büyümenin oldukça iyi bir tanımı. Sektörlerin büyüme oranlarını takip etmek başlı başına bir sektör. Sonsuz sayıda grafik, tablo ve karşılaştırma var. Tek tek şirketlerde iş biraz daha çetrefilli, çünkü büyüme çeşitli şekillerde ölçülebilir: satış büyümesi, kâr büyümesi, hisse başına kazanç büyümesi vb. Ama bir “büyüme şirketi”nden söz edildiğini duyduğunuzda, genişlemekte olduğunu varsayabilirsiniz. Her yıl bir öncekinden daha fazla satış, daha fazla üretim ve daha fazla kâr var demektir. Tek bir şirketin büyümesi, genel ekonominin büyümesiyle karşılaştırılarak ölçülür. Yavaş büyüyen şirketler, tahmin edebileceğiniz gibi, çok yavaş büyür — aşağı yukarı ülkenin GSMH’siyle aynı hızda, ki bu son zamanlarda yılda ortalama yüzde üç civarında seyrediyor. Hızlı büyüyen şirketler çok hızlı büyür, bazen yılda yüzde 20-30 ya da daha fazla. En patlayıcı hisseleri orada bulursunuz. Altı kategorimden üçü büyüme hisseleriyle ilgili. Büyüme hisselerini yavaş büyüyenler (uyuşuklar), orta hızda büyüyenler (sağlamlar) ve sonra hızlı büyüyenler — en çok ilgiyi hak eden süper hisseler — olarak ayırıyorum.
    • Yavaş büyüyen bir şirketin bir diğer kesin işareti, cömert ve düzenli temettü ödemesidir. 13. Bölüm’de daha ayrıntılı ele alacağım gibi, şirketler parayı işi büyütmek için kullanmanın yeni yollarını bulamadıklarında cömert temettü öderler. Şirket yöneticileri, her zaman prestijlerini artıran bir çaba olan işi büyütmeyi, mekanik ve hiç hayal gücü gerektirmeyen bir iş olan temettü ödemeye kesinlikle tercih ederler.
    • 1980’den bu yana yaşadığımız piyasada sağlamlar iyi performans gösterdi, ama yıldız performansçılar değillerdi. Bunların çoğu devasa şirketlerdir ve bir Bristol-Myers’tan ya da Coca-Cola’dan on katlayan (tenbagger) çıkması alışılmadık bir şeydir. Dolayısıyla Bristol-Myers gibi bir sağlam hisseniz varsa ve hisse bir iki yılda yüzde 50 yükseldiyse, belki bu kadarının yeterli olup olmadığını sorgulamanız ve satmayı düşünmeye başlamanız gerekir. Colgate-Palmolive’den ne kadar sıkıp çıkarmayı bekleyebilirsiniz? Şimdiye kadar duymuş olacağınız çarpıcı yeni bir gelişme olmadıkça, Subaru’da olabileceği gibi ondan milyoner olmayacaksınız. Çoğu normal durumda Colgate-Palmolive’den iki yılda yüzde elli alabilmek sizi sevince boğar. Sağlamlarda kâr realizasyonunu, bir Shoney’s ya da Service Corporation International’da olduğundan daha kolay düşünmek zorundasınız. Sağlamlar, genellikle yüzde 30-50 kazanç için aldığım, sonra satıp henüz değerlenmemiş benzer hisselerle aynı süreci tekrarladığım hisselerdir. Portföyümde her zaman birkaç sağlam bulundururum, çünkü durgunluklarda ve zor zamanlarda oldukça iyi bir koruma sağlarlar. Burada görebilirsiniz: ülkenin dağılır gibi göründüğü ve borsanın da onunla birlikte dağıldığı 1981-82 döneminde Bristol-Myers yatay seyretti (grafiğe bakın). Daha önce gördüğümüz gibi 1973-74 çöküşünde pek iyi iş çıkarmadı, ama o banyodan hiçbir şey kaçamadı, üstelik hisse o sırada fena halde aşırı fiyatlanmıştı. Genel olarak Bristol-Myers ve Kellogg, Coca-Cola ve MMM, Ralston Purina ve Procter and Gamble krizde iyi dostlardır. İflas etmeyeceklerini bilirsiniz ve çok geçmeden yeniden değerlendirilir, değerleri geri gelir.
    • HIZLI BÜYÜYENLER Bunlar en sevdiğim yatırımlar arasındadır: yılda yüzde 20-25 büyüyen küçük, atak, yeni işletmeler. Akıllıca seçerseniz, burası 10 ila 40 katlayanların, hatta 200 katlayanların diyarıdır. Küçük bir portföyde bunlardan bir iki tanesi bir kariyer kurmaya yeter. Hızlı büyüyen bir şirketin illa hızlı büyüyen bir sektöre ait olması gerekmez. Aslına bakarsanız, 8. Bölüm’de göreceğiniz gibi, olmamasını tercih ederim. Tek ihtiyacı, yavaş büyüyen bir sektör içinde genişleyecek alandır. Bira yavaş büyüyen bir sektördür, ama Anheuser-Busch pazar payı kaparak ve rakip markaların içicilerini kendi markasına geçmeye ikna ederek hızlı büyüyen olmuştur. Otel işi yılda yalnızca yüzde 2 büyür, ama Marriott son on yılda bu pazarın daha büyük bir dilimini ele geçirerek yüzde 20 büyümeyi başardı.
    • Hızlı büyüyenlerde bol bol risk vardır, özellikle aşırı hevesli ve yetersiz finanse edilmiş olma eğilimindeki genç şirketlerde. Yetersiz finanse edilmiş bir şirketin başı ağrıdığında genellikle sonu iflas mahkemesi (Chapter 11) olur. Ayrıca Wall Street, dermanı tükenip yavaş büyüyene dönüşen hızlı büyüyenlere iyi gözle bakmaz ve bu olduğunda hisseler de ona göre hırpalanır. Elektrik şirketlerinin, özellikle Sunbelt’tekilerin, hızlı büyüyen olmaktan yavaş büyüyen olmaya nasıl geçtiğinden daha önce söz etmiştim. 1960’larda plastik yüksek büyümeli bir sektördü. Plastik insanların aklını öyle meşgul ediyordu ki, The Graduate (Mezun) filminde Dustin Hoffman’a “plastik” sözcüğü fısıldandığında, sözcüğün kendisi ünlü bir replik oldu. Dow Chemical plastik işine girdi, güçlü bir büyüme atılımı yaşadı ve birkaç yıl boyunca hızlı büyüyen olarak el üstünde tutuldu. Sonra büyüme yavaşladı ve Dow ağırbaşlı bir kimya şirketine, döngüsel tınıları olan bir tür ağır aksak yürüyene dönüştü. Alüminyum 1960’lara kadar bile büyük bir büyüme sektörüydü, halı da öyle; ama bu sektörler olgunlaşınca içlerindeki şirketler GSMH tipi büyüyenlere dönüştü ve borsa esnedi. Yani küçük hızlı büyüyenler yok olma riskiyle karşı karşıyayken, büyük hızlı büyüyenler tökezlemeye başladıklarında hızla değer kaybetme riskiyle karşı karşıyadır. Hızlı büyüyen bir şirket fazla büyüdüğünde, Lilliput’taki Gulliver’la aynı ikilemle yüz yüze gelir. Gerinecek yeri kalmamıştır. Ama bunu sürdürebildikleri sürece, hızlı büyüyenler borsanın büyük kazananlarıdır. Ben bilançosu sağlam ve önemli kârlar eden olanları ararım. İşin püf noktası, ne zaman büyümeyi bırakacaklarını ve büyüme için ne kadar ödeneceğini kestirmektir. DÖNGÜSELLER Döngüsel, satışları ve kârları tamamen öngörülebilir olmasa da düzenli biçimde yükselip düşen şirkettir. Büyüme sektöründe iş sürekli genişler, ama döngüsel bir sektörde genişler ve daralır, sonra yine genişler ve daralır. Otomobil ve havayolu şirketleri, lastik şirketleri, çelik şirketleri ve kimya şirketleri hep döngüseldir. Savunma şirketleri bile döngüsel gibi davranır, çünkü kârlarının inip çıkması çeşitli hükümetlerin politikalarına bağlıdır. American Airlines’ın ana şirketi AMR Corporation döngüseldir; grafikten görebileceğiniz gibi Ford Motor da öyle. Döngüsellerin grafikleri, yavaş büyüyenlerde gördüğünüz Delaware haritalarının aksine, yalancıların yalan makinesi çıktılarına ya da Alp Dağları haritalarına benzer. Durgunluktan çıkıp canlı bir ekonomiye girerken döngüseller serpilir ve hisse fiyatları sağlamların fiyatlarından çok daha hızlı yükselme eğilimindedir. Bu anlaşılır bir şeydir, çünkü canlı bir ekonomide insanlar yeni araba alır, daha çok uçak yolculuğu yapar; çeliğe, kimyasallara vb. daha fazla talep olur. Ama ters yönde giderken döngüseller acı çeker, hissedarların cüzdanları da öyle. Döngüselleri döngünün yanlış evresinde alırsanız yatırımınızın yüzde ellisinden fazlasını çok çabuk kaybedebilirsiniz ve bir sonraki yükselişi görmeniz yıllar alabilir. Döngüseller, tüm hisse türleri içinde en yanlış anlaşılanlardır. Dikkatsiz hisse seçicinin parasından en kolay ayrıldığı yer burasıdır, üstelik güvenli saydığı hisselerde. Büyük döngüseller büyük ve tanınmış şirketler olduğundan, doğal olarak güvenilir sağlamlarla aynı kefeye konurlar. Ford mavi çip (blue chip) olduğuna göre, bir başka mavi çip olan Bristol-Myers’la aynı davranacağı varsayılabilir (grafiklere bakın). Ama bu gerçekten çok uzaktır. Şirket durgunluklarda milyarlarca dolar kaybedip refah dönemlerinde milyarlarca dolar kazandıkça Ford’un hissesi çılgınca dalgalanır. Bristol-Myers gibi bir sağlam, kötü bir piyasada ve/veya ulusal ekonomik çöküşte değerinin yarısını kaybedebiliyorsa, Ford gibi bir döngüsel yüzde 80 kaybedebilir. 1980’lerin başında Ford’un başına gelen tam da buydu. Ford’a sahip olmanın Bristol-Myers’a sahip olmaktan farklı olduğunu bilmeniz gerekir. Döngüsellerde zamanlama her şeydir ve işlerin gerilemeye ya da canlanmaya başladığının erken işaretlerini fark edebilmeniz gerekir. Çelik, alüminyum, havayolları, otomobil vb. ile bağlantılı bir meslekte çalışıyorsanız, avantajınız var demektir ve bu avantaj hiçbir yerde bu tür yatırımda olduğu kadar önemli değildir. TOPARLANANLAR Toparlanma adayları hırpalanmış, çökmüş şirketlerdir ve çoğu zaman kendilerini iflas mahkemesine (Chapter 11) bile zar zor sürükleyebilirler. Bunlar yavaş büyüyenler değildir; bunlar hiç büyümeyenlerdir. Bunlar toparlanan döngüseller değildir; bunlar Chrysler gibi potansiyel ölüm vakalarıdır. Aslında Chrysler bir zamanlar, iniş döngüsünde öyle aşağı inmiş bir döngüseldi ki insanlar bir daha asla yukarı çıkamayacağını düşündü. Kötü yönetilen bir döngüsel, Chrysler’ın ve biraz daha az ölçüde Ford’un başına gelen türden belanın her zaman potansiyel adayıdır. Penn Central’ın iflası, Wall Street’in başına gelmiş en travmatik olaylardan biriydi. Bu mavi çipin, bu köklü büyük şirketin, bu sağlam işletmenin çökebilmesi, George Washington Köprüsü’nün çökmesi kadar şaşırtıcı ve beklenmedikti. Bütün bir yatırımcı kuşağının inancı sarsıldı — ama yine de bu krizde bir kez daha fırsat vardı. Penn Central harika bir toparlanma oyunu oldu. Toparlanan hisseler kaybettikleri zemini çok hızlı geri alır; Chrysler, Ford, Penn Central, General Public Utilities ve daha pek çoğu bunu kanıtladı. Başarılı toparlananlara yatırım yapmanın en güzel yanı, tüm hisse kategorileri içinde iniş çıkışları genel piyasayla en az ilişkili olanların bunlar olmasıdır. Chrysler alarak hissedarlarıma çok para kazandırdım. 1982 başında 6 dolardan (sonraki bölünmelere göre düzeltilmemiş) almaya başladım ve iki yıldan kısa sürede beş katına, beş yılda on beş katına çıkışını izledim. Bir ara fonumun yüzde 5’i Chrysler’a yatırılmıştı. Sahip olduğum başka hisseler daha yükseğe çıkmış olsa da, hiçbir hisse tek başına Chrysler kadar etki yaratmadı, çünkü hiçbiri yükselirken fonun bu kadar büyük bir yüzdesini temsil etmemişti. Üstelik Chrysler’ı dipten bile almadım! Daha cesur başka Chrysler hayranları 1,50 dolardan girip ondan 32 katlayan çıkardılar. Her halükârda Chrysler mutlu bir olaydı. 1973’te 1 dolardan satılan Lockheed de öyle; hükümet şirketi kurtardıktan sonra bile 1977’de hisseyi 4 dolardan alıp 1986’da 60 dolardan satabilirdiniz. Lockheed kaçırdıklarımdan biriydi. Mutlak dolar bazında en büyük kârlarımı Chrysler’ların ve Penn Central’ların dirilişinden elde ederim; bunlar, fonumda anlamlı bir etki yaratacak kadar hisse alabildiğim daha büyük şirketlerdir. Başarısız toparlananların listesini hafızadan başka bir yerden derlemek kolay değildir, çünkü varlıkları S&P kitaplarından, grafik kitaplarından ve aracı kurumların kayıtlarından silinir ve bu şirketlerden bir daha haber alınmaz. Keşke almasaydım dediğim başarısız toparlananların oldukça uzun listesini yeniden oluşturmaya kalkışabilirdim, ama bunun düşüncesi bile başımı ağrıtıyor. Buna rağmen, ara sıra gelen büyük başarı, toparlanma işini çok heyecanlı ve genel olarak çok kazançlı kılıyor. Birkaç farklı toparlanma türü vardır ve ben zaman zaman hepsine sahip oldum. Chrysler ya da Lockheed gibi, her şeyin bir hükümet kredi garantisine bağlı olduğu “bizi-kurtarın-yoksa” türü toparlanma vardır. Con Edison gibi “kimin-aklına-gelirdi” türü toparlanma vardır. Hisse fiyatı 1974’e kadar 10 dolardan 3 dolara düşerken bir kamu hizmeti şirketinde bu kadar para kaybedilebileceğine kim inanırdı; ve fiyat 1987’ye kadar 3 dolardan 52 dolara sıçrarken bu kadar kazanılabileceğine kim inanırdı? Three Mile Island gibi “öngöremediğimiz-küçük-sorun” türü toparlanma vardır. Bu, olduğundan daha kötü algılanan küçük bir trajediydi ve küçük trajedide büyük fırsat vardır. Three Mile Island’ın sahibi General Public Utilities’de çok para kazandım. Herkes kazanabilirdi. Sadece sabırlı olmanız, haberleri takip etmeniz ve onları soğukkanlılıkla okumanız gerekiyordu. 1979’daki ilk nükleer ünite erimesinden sonra durum sonunda istikrara kavuştu. 1985’te GPU, krizden sonra yıllarca kapalı tutulan ama krizden etkilenmemiş olan kardeş reaktörü çalıştıracağını duyurdu. O kardeş santrali yeniden devreye almaları hisse için iyi bir işaretti; diğer kamu hizmeti şirketlerinin Three Mile Island temizliğinin maliyetlerini paylaşmayı kabul etmesi ise daha da iyi bir işaretti. Ortalık yatıştıktan ve tüm bu iyi haberler çıktıktan sonra hisseyi almak için neredeyse yedi yılınız vardı. 3 3/8’lik dip 1980’de görüldü, ama 1985 sonunda hâlâ hisse başına 15 dolardan girebilir ve hissenin Ekim 1988’de 38 dolara vurmasını izleyebilirdiniz. Union Carbide’ın Hindistan’daki tesisindeki Bhopal felaketi gibi, sonucu ölçülemeyen trajedilerden uzak durmaya çalışırım. Bu, binlerce ölüme yol açan korkunç bir gaz sızıntısıydı ve ailelerin Union Carbide’dan tazminat olarak ne kadar alacağı açık bir soruydu. Johns-Manville toparlanmasına yatırım yaptım, ama o şirketin de yükümlülüğünün boyutunu tahmin etmenin bir yolu olmadığını fark edince küçük bir zararla sattım.
    • VARLIK OYUNLARI Varlık oyunu, sizin bildiğiniz ama Wall Street kalabalığının gözden kaçırdığı değerli bir şeyin üzerinde oturan herhangi bir şirkettir. Etrafta bu kadar çok analist ve şirket avcısı dolaşırken Wall Street’in fark etmediği varlıklar olması mümkün görünmüyor, ama inanın bana, var. Varlık oyunu, yerel avantajın en büyük fayda sağlayacak şekilde kullanılabileceği yerdir. Varlık, bir yığın nakit kadar basit olabilir. Bazen gayrimenkuldür. Pebble Beach’ten harika bir varlık oyunu olarak daha önce söz etmiştim. Nedeni şu: 1976 sonunda hisse 14 1/2 dolardan satılıyordu; 1,7 milyon hisse dolaşımda olduğuna göre bu, tüm şirkete yalnızca 25 milyon dolar değer biçildiği anlamına geliyordu. Üç yıldan kısa süre sonra (Mayıs 1979) Twentieth Century-Fox, Pebble Beach’i 72 milyon dolara, yani hisse başına 42 1/2 dolara satın aldı. Dahası, şirketi aldıktan bir gün sonra Twentieth Century dönüp Pebble Beach’in çakıl ocağını — şirketin pek çok varlığından yalnızca birini — 30 milyon dolara sattı. Başka bir deyişle, çakıl ocağı tek başına, 1976’da yatırımcıların tüm şirket için ödediğinden daha değerliydi. O yatırımcılar tüm bitişik araziyi, Del Monte Ormanı ve Monterey Yarımadası’ndaki 2.700 akrelik alanı, 300 yaşındaki ağaçları, oteli ve iki golf sahasını bedavaya almış oldular.
    • Varlık fırsatları her yerde. Elbette varlıklara sahip olan şirket hakkında işe yarar bir bilgi gerektirirler, ama bu bir kez anlaşıldıktan sonra tek ihtiyacınız sabırdır.
    • Şirketler sonsuza kadar aynı kategoride kalmaz. Hisseleri izlediğim yıllar boyunca, yüzlercesinin bir tanıma uyarak başlayıp başka bir tanıma uyarak bittiğini gördüm.
    • Hisseleri kategorilere ayırmak, hikâyeyi geliştirmenin ilk adımıdır. Artık en azından bunun ne tür bir hikâye olması gerektiğini biliyorsunuz. Sonraki adım, hikâyenin nasıl sonuçlanacağını tahmin etmenize yardımcı olacak ayrıntıları doldurmaktır.
    • Temel işi anlıyorsanız bir şirketin hikâyesini çıkarmak çok daha kolaydır. İşte bu yüzden iletişim uydularındansa külotlu çoraba, fiber optiktense motel zincirlerine yatırım yapmayı tercih ederim. Ne kadar basitse, o kadar çok severim. Biri “Bu dükkânı her salak yönetebilir” dediğinde, bana kalırsa bu bir artıdır, çünkü er ya da geç muhtemelen gerçekten bir salak yönetecektir. Seçim, son derece rekabetçi ve karmaşık bir sektörde mükemmel yönetime sahip iyi bir şirketin hissesine sahip olmakla, rekabetin olmadığı basit bir sektörde vasat yönetime sahip sıradan bir şirketin hissesine sahip olmak arasındaysa, ikincisini alırım. Bir kere, takip etmesi daha kolaydır. Bir ömür boyu donut yiyerek ya da lastik alarak ürün yelpazesi hakkında, lazer ışınları ya da mikroişlemcilerde asla edinemeyeceğim bir sezgi geliştirdim. “Bu işi her salak yönetebilir”, mükemmel şirketin, hayalini kurduğum türden hissenin özelliklerinden biridir. Mükemmel şirketi asla bulamazsınız, ama onu hayal edebiliyorsanız, olumlu nitelikleri nasıl tanıyacağınızı bilirsiniz; bunların en önemli on üçü şöyledir: (1) KULAĞA SIKICI — YA DA DAHA DA İYİSİ, GÜLÜNÇ — GELİYOR Mükemmel hisse mükemmel şirkete bağlı olmalı, mükemmel şirket son derece basit bir işle uğraşmalı ve son derece basit iş de son derece sıkıcı bir ada sahip olmalıdır. Ne kadar sıkıcıysa o kadar iyi. Automatic Data Processing iyi bir başlangıç.
    • (2) SIKICI BİR ŞEY YAPIYOR Sıkıcı adlı bir şirket üstüne bir de sıkıcı bir şey yapıyorsa daha da heyecanlanırım. Crown, Cork, and Seal teneke kutu ve şişe kapağı üretiyor. Bundan daha sıkıcı ne olabilir? Crown, Cork, and Seal’ın CEO’suyla yapılmış bir röportajı Time dergisinde Lee Iacocca röportajının yanında göremezsiniz, ama bu bir artıdır. Crown, Cork, and Seal’ın hisselerinin başına gelenlerde sıkıcı hiçbir şey yok.
    • Sıkıcı işler yapan bir şirket, sıkıcı bir adı olan şirket kadar iyidir; ikisi bir aradaysa muhteşemdir. İkisi bir arada, iyi haberler nihayet oksimoronları almaya mecbur bırakana ve böylece hisse fiyatını daha da yükseltene kadar onları uzak tutmayı garanti eder. Muhteşem kârları ve güçlü bilançosu olan bir şirket üstelik sıkıcı işler de yapıyorsa, bu size hisseyi iskontolu almak için bolca zaman verir. Sonra moda olup aşırı fiyatlandığında hisselerinizi trend takipçilerine satabilirsiniz.
    • (5) KURUMLAR SAHİP DEĞİL, ANALİSTLER DE TAKİP ETMİYOR Kurumsal sahipliğin az olduğu ya da hiç olmadığı bir hisse bulduysanız, potansiyel bir kazanan bulmuşsunuz demektir. Hiçbir analistin ziyaret etmediği ya da hiçbir analistin bildiğini kabul etmeyeceği bir şirket bulun, çifte kazanan elinizde demektir. Konuştuğum bir şirket bana son analistin üç yıl önce uğradığını söylediğinde heyecanımı zor zapt ederim. Bu sık sık bankalarda, tasarruf ve kredi kuruluşlarında ve sigorta şirketlerinde olur, çünkü bunlardan binlercesi vardır ve Wall Street yalnızca elli ila yüz tanesini takip eder.
    • (7) İÇ KARARTICI BİR YANI VAR Bu kategoride tüm zamanların en sevdiğim seçimim, aynı zamanda sıkıcı bir adı da olan Service Corporation International’dır (SCI). Bu seçimi, bir zamanlar Fidelity’nin elektronik analisti olan ve Fidelity Destiny Fund’ı yönetmekte harika iş çıkaran George Vanderheiden’dan aldım. Şimdi, Wall Street’in zehirli atık dışında görmezden gelmeyi tercih ettiği bir şey varsa, o da ölümdür. SCI ise cenaze işi yapıyor.
    • (8) BÜYÜMEYEN BİR SEKTÖRDE Pek çok insan gürültünün patırtının bol olduğu yüksek büyümeli bir sektöre yatırım yapmayı tercih eder. Ben değil. Ben plastik çatal bıçak gibi düşük büyümeli bir sektöre yatırım yapmayı tercih ederim, ama yalnızca cenaze işi gibi hiç büyümeyen bir sektör bulamazsam. En büyük kazananlar orada yetişir. Heyecan verici yüksek büyümeli bir sektörde, hisselerin düşüşünü izlemek dışında heyecan verici hiçbir şey yoktur. 1950’lerde halı, 1960’larda elektronik, 1980’lerde bilgisayar; hepsi heyecan verici yüksek büyümeli sektörlerdi ve bunlarda büyüklü küçüklü sayısız şirket, uzun süre refah içinde kalmayı şaşmaz biçimde başaramadı. Çünkü sıcak bir sektördeki her bir ürün için, onu Tayvan’da nasıl daha ucuza üreteceğini bulmaya çalışan bin MIT mezunu vardır. Bir bilgisayar şirketi dünyanın en iyi kelime işlemcisini tasarlar tasarlamaz, on rakip daha iyisini tasarlamak için 100 milyon dolar harcamaya başlar ve o ürün sekiz ay içinde piyasada olur. Şişe kapaklarında, kupon kesme hizmetlerinde, yağ varili toplama işinde ya da motel zincirlerinde bu olmaz. SCI’ya, cenaze sektöründe neredeyse hiç büyüme olmaması yardımcı oldu. Bu ülkede cenaze işindeki büyüme yılda yüzde bir ile topallayarak ilerler; bilgisayara yönelen aksiyon arayanlar için fazla yavaştır. Ama bulabileceğiniz en güvenilir müşteri tabanına sahip istikrarlı bir iştir. Büyümeyen bir sektörde, özellikle sıkıcı ve insanları rahatsız eden bir sektörde, rekabet sorunu yoktur. Kanatlarınızı potansiyel rakiplerden korumanız gerekmez, çünkü başka kimse ilgilenmeyecektir. Bu size, SCI’nın cenaze işinde yaptığı gibi büyümeye devam etme, pazar payı kazanma serbestliği verir. SCI ülkedeki cenaze evlerinin şimdiden yüzde 5’ine sahip ve yüzde 10’una ya da yüzde 15’ine sahip olmasını engelleyen hiçbir şey yok. Wharton’ın mezun sınıfı SCI’ya meydan okumak istemeyecek ve yatırım bankalarındaki arkadaşlarınıza benzin istasyonlarından kirli yağ toplama işinde uzmanlaşmaya karar verdiğinizi söyleyemezsiniz.
    • Her zaman nişler ararım. Mükemmel şirketin mutlaka bir nişi olmalı. Warren Buffett işe Massachusetts, New Bedford’da bir tekstil fabrikası satın alarak başladı ve bunun bir niş işi olmadığını çabucak fark etti. Tekstilde kötü iş çıkardı, ama nişlere yatırım yaparak hissedarlarına milyarlar kazandırmaya devam etti. Washington Post’la başlayarak, büyük pazarlara hâkim gazete ve televizyon kanallarındaki değeri ilk görenlerden biriydi. Aynı doğrultuda düşünerek, yerel Boston Globe’un sahibi Affiliated Publications’dan alabildiğim kadar hisse aldım. Globe, Boston’daki basılı reklam gelirlerinin yüzde 90’ından fazlasını aldığına göre, Globe nasıl kaybedebilirdi ki?
    • (10) İNSANLAR ONU ALMAYA DEVAM ETMEK ZORUNDA Oyuncak üreten bir şirkettense ilaç, meşrubat, tıraş bıçağı ya da sigara üreten bir şirkete yatırım yapmayı tercih ederim. Oyuncak sektöründe biri her çocuğun sahip olmak zorunda olduğu harika bir bebek yapabilir, ama her çocuk sadece bir tane alır. Sekiz ay sonra o ürün, çocukların sahip olmak zorunda olduğu en yeni bebeğe — başkasının ürettiği — yer açmak için raflardan kaldırılır. Etrafta bu kadar çok istikrarlı iş varken neden kaprisli alımlarda şansınızı deneyesiniz? (11) TEKNOLOJİ KULLANICISI Sonu gelmeyen bir fiyat savaşında hayatta kalmaya çabalayan bilgisayar şirketlerine yatırım yapmak yerine, neden fiyat savaşından yararlanan bir şirkete — Automatic Data Processing gibi — yatırım yapmayasınız? Bilgisayarlar ucuzladıkça Automatic Data işini daha ucuza yapabilir ve böylece kendi kârını artırabilir. Ya da otomatik tarayıcı üreten bir şirkete yatırım yapmak yerine, neden tarayıcıları kuran süpermarketlere yatırım yapmayasınız? Bir tarayıcı bir süpermarket şirketinin maliyetlerini yalnızca yüzde üç düşürmesine yardımcı oluyorsa, bu tek başına şirketin kârını ikiye katlayabilir. (12) İÇERİDEKİLER ALIYOR Bir hissenin muhtemel başarısına dair, şirketteki insanların kendi paralarını ona yatırmasından daha iyi bir ipucu yoktur. Genel olarak şirket içindekiler net satıcıdır ve normalde aldıkları her bir hisseye karşılık 2,3 hisse satarlar. Ağustos-Ekim 1987 arasındaki 1.000 puanlık düşüşten sonra, genel olarak içeridekilerin sattığı her bir hisseye karşılık dört hisse aldıklarını keşfetmek güven vericiydi. En azından inançlarını kaybetmemişlerdi. İçeridekiler deli gibi alıyorsa, en azından şirketin önümüzdeki altı ay içinde iflas etmeyeceğinden emin olabilirsiniz. İçeridekiler alırken, tarihte kısa vadede iflas etmiş üç şirket bile olmadığına bahse girerim.
    • Milyon dolar maaşlı CEO’nun ya da şirket başkanının şirket hissesinden birkaç bin adet alması hoş bir jest olsa da, alt kademelerdeki çalışanların pozisyonlarını artırması daha anlamlıdır. Yıllık 45.000 dolar maaşı olan birinin 10.000 dolarlık hisse aldığını görürseniz, bunun anlamlı bir güven oyu olduğundan emin olabilirsiniz. İşte bu yüzden yedi başkan yardımcısının her birinin 1.000 hisse almasını, başkanın 5.000 hisse almasına tercih ederim. İçeridekiler aldıktan sonra hisse fiyatı düşerse ve böylece onlardan daha ucuza alma şansınız olursa, sizin için daha da iyi. İçeridekilerin alımlarını takip etmek basittir. Bir yönetici ya da yönetim kurulu üyesi her hisse alıp sattığında bunu Form 4 ile beyan etmek ve formu, durumu bildirmek üzere Menkul Kıymetler ve Borsa Komisyonu’na (SEC) göndermek zorundadır. Vicker’s Weekly Insider Report ve The Insiders dahil birkaç bülten hizmeti bu bildirimleri takip eder. Barron’s, The Wall Street Journal ve Investor’s Daily de bu bilgileri yayımlar. Pek çok yerel iş gazetesi yerel şirketlerdeki içeriden alım satımları haber yapar — Boston Business Journal’da böyle bir köşe olduğunu biliyorum. Aracı kurumunuz da bu bilgiyi sağlayabilir ya da yerel kütüphanenizin bu bültenlere abone olduğunu görebilirsiniz. Value Line yayınında da içeridekilerin alım ve satımlarının bir dökümü vardır. (İçeridekilerin satışı genellikle hiçbir anlam taşımaz ve buna tepki vermek aptallıktır. Bir hisse 3 dolardan 12 dolara çıkmışsa ve dokuz yönetici satıyorsa, özellikle de hisselerinin çoğunluğunu satıyorlarsa dikkat ederim. Ama normal durumlarda içeridekilerin satışı, şirket içinde sorun olduğunun otomatik bir işareti değildir. Yöneticilerin satmasının pek çok nedeni olabilir. Çocuklarının okul ücretini ödemek, yeni bir ev almak ya da bir borcu kapatmak için paraya ihtiyaçları olabilir. Başka hisselere çeşitlendirme yapmaya karar vermiş olabilirler. Ama içeridekilerin almasının tek bir nedeni vardır: Hisse fiyatının düşük değerlenmiş olduğunu ve eninde sonunda yükseleceğini düşünürler.) (13) ŞİRKET HİSSELERİNİ GERİ ALIYOR Hisse geri alımı, bir şirketin yatırımcılarını ödüllendirmesinin en basit ve en iyi yoludur. Bir şirket kendi geleceğine inanıyorsa, hissedarlarının yaptığı gibi neden kendine yatırım yapmasın? Şirket ardına şirketin devasa hisse geri alımı duyuruları 20 Ekim 1987’de pek çok hissenin düşüşünü kırdı ve piyasayı paniğin doruğunda istikrara kavuşturdu. Uzun vadede bu geri alımlar yatırımcıları ödüllendirmekten başka bir şey yapamaz. Hisse şirket tarafından geri alındığında dolaşımdan çekilir, dolayısıyla dolaşımdaki hisse sayısı azalır. Bunun hisse başına kâr üzerinde sihirli bir etkisi olabilir, bu da hisse fiyatı üzerinde sihirli bir etki yaratır. Bir şirket hisselerinin yarısını geri alır ve toplam kârı aynı kalırsa, hisse başına kâr o anda ikiye katlanmış olur. Maliyetleri kısarak ya da daha fazla ıvır zıvır satarak bu tür bir sonuç alabilecek çok az şirket vardır.
    • Hisse geri almanın yaygın alternatifleri şunlardır: (1) temettüyü artırmak, (2) yeni ürünler geliştirmek, (3) yeni faaliyetler başlatmak ve (4) satın almalar yapmak. Gillette, son üçüne ağırlık vererek dördünü de yapmaya çalıştı. Gillette’in olağanüstü kârlı bir tıraş bıçağı işi var; daha az kârlı faaliyetler satın aldıkça bunun göreli büyüklüğünü giderek küçülttü. Şirket sermayesini kozmetik, tuvalet malzemeleri, tükenmez kalem, çakmak, saç maşası, blender, ofis ürünleri, diş fırçası, saç bakımı, dijital saat ve daha pek çok oyalanmaya yönlendirmek yerine düzenli olarak hisselerini geri alıp temettüsünü artırsaydı, hisse şu anki 35 dolar yerine pekâlâ 100 doların üzerinde olabilirdi. Son beş yılda Gillette zarar eden faaliyetleri tasfiye ederek ve pazara hâkim olduğu çekirdek tıraş işine ağırlık vererek yeniden rayına oturdu. Hisse geri almanın tersi, daha fazla hisse eklemektir; buna sulandırma da denir. Şimdiki adıyla Navistar olan International Harvester, tarım ekipmanları işinin çökmesiyle ortaya çıkan mali krizi atlatmasına yardımcı olacak nakdi toplamak için milyonlarca ek hisse sattı (grafiğe bakın). Chrysler ise, hatırlayın, tam tersini yaptı — işler düzeldikçe hisse ve hisse varantlarını geri alıp dolaşımdaki hisse sayısını küçülttü (grafiğe bakın). Navistar bir kez daha kârlı bir şirket, ama olağanüstü sulandırma yüzünden kârların etkisi asgari düzeyde ve hissedarlar toparlanmadan henüz kayda değer ölçüde yararlanamadı.
    • Tek bir hisseden kaçınabilseydim, bu en sıcak sektördeki en sıcak hisse olurdu; en olumlu tanıtımı alan, her yatırımcının araba paylaşımında ya da banliyö treninde duyduğu — ve sosyal baskıya boyun eğip çoğu zaman aldığı — hisse. Sıcak hisseler hızla yükselebilir, genellikle bilinen tüm değer işaretlerinin görüş alanının dışına çıkarlar; ama onları destekleyen umut ve boşluktan başka bir şey olmadığından, aynı hızla düşerler. Sıcak hisseleri satmakta becerikli değilseniz (ki onları almış olmanız becerikli olmayacağınızın bir ipucudur), kârlarınızın çok geçmeden zarara dönüştüğünü görürsünüz, çünkü fiyat düştüğünde yavaş düşmeyecek ve sizin bindiğiniz seviyede durması da pek olası değil.
    • Ahşap zeminler bir zamanlar halıdan ucuzdu, ama artık halı daha ucuzdu; dolayısıyla üst sınıflar halıdan ahşap zemine, kitleler ahşap zeminden halıya geçti. Halı satışları çarpıcı biçimde arttı ve beş altı büyük üretici nasıl harcayacaklarını bilemedikleri kadar para kazanıyor ve şaşırtıcı bir hızla büyüyordu. İşte o zaman analistler brokerlara halı patlamasının sonsuza kadar süreceğini söylemeye başladı, brokerlar müşterilerine söyledi ve müşteriler halı hisselerini aldı. Aynı sırada beş altı büyük üreticiye iki yüz yeni rakip katıldı, hepsi fiyatlarını düşürerek müşteri için savaştı ve halı işinde kimse bir kuruş daha kazanamadı.
    • Xerox’un acıklı hisse performansını, ABD’de negatif büyüyen bir sektör olan sigara satan Philip Morris’inkiyle karşılaştırın. Son on beş yılda Xerox 160 dolardan 60 dolara düşerken Philip Morris 14 dolardan 90 dolara yükseldi. Philip Morris her yıl yurtdışında pazar payını genişleterek, fiyatları artırarak ve maliyetleri kısarak kârını artırıyor. Markaları — Marlboro, Virginia Slims, Benson & Hedges, Merit vb. — sayesinde Philip Morris nişini bulmuş. Negatif büyüyen sektörler rakip sürülerini çekmez. BİR SONRAKİ BİLMEMNE’YE DİKKAT Kaçınacağım bir başka hisse, bir sonraki IBM, bir sonraki McDonald’s, bir sonraki Intel ya da bir sonraki Disney vb. olarak pohpohlanan bir şirketin hissesidir. Deneyimlerime göre, bir şeyin bir sonrakisi neredeyse hiçbir zaman öyle olmaz — Broadway’de, çok satanlar listesinde, Ulusal Basketbol Birliği’nde ya da Wall Street’te. Kaç kez bir oyuncunun bir sonraki Willie Mays olacağını ya da bir romanın bir sonraki Moby Dick olacağını duydunuz da, sonra ilkinin takımdan çıkarıldığını, ikincisinin sessizce ucuzluk reyonuna düştüğünü gördünüz? Hisselerde de benzer bir lanet vardır. Aslında insanlar bir hisseyi bir şeyin bir sonrakisi olarak pohpohladığında, bu çoğu zaman yalnızca taklitçi için değil, kıyaslandığı orijinal için de refahın sonunu işaret eder. Diğer bilgisayar şirketleri “bir sonraki IBM” olarak anıldığında IBM’in çok kötü zamanlar geçireceğini tahmin edebilirdiniz ve öyle de oldu. Bugün çoğu bilgisayar şirketi bir sonraki IBM olmamaya çalışıyor, bu da o dertli şirket için ileride daha iyi günler anlamına gelebilir.
    • Bu, satın alma yapmanın her zaman aptalca olduğu anlamına gelmiyor. Temel işin berbat olduğu durumlarda bu çok iyi bir stratejidir. Buffett tekstile bağlı kalsaydı Warren Buffett’ı ya da Berkshire Hathaway’ini asla duymayacaktık. Aynı şey, bir sinema zinciriyle (Loew’s) başlayıp gelirleriyle bir tütün şirketi (Lorillard) satın alan, bunun da bir sigorta şirketi (CNA) almalarına yardımcı olduğu ve bunun da CBS’te büyük bir pozisyon almalarına yol açtığı Tisch’ler için de söylenebilir. İşin püf noktası, doğru satın almaları nasıl yapacağınızı ve sonra onları nasıl başarıyla yöneteceğinizi bilmenizdir.
    • Melville neden başardı da Genesco başaramadı? Cevabın sinerji denen bir kavramla çok ilgisi var. “Sinerji”, ilişkili işleri bir araya getirip bütünü işletme teorisi olan iki-artı-iki-eşittir-beş teorisinin süslü adıdır. Sinerji teorisi, örneğin Marriott zaten otel ve restoran işlettiğine göre, Big Boy restoran zincirini ve ayrıca hapishanelere ve üniversitelere yemek hizmeti veren iştiraki satın almasının mantıklı olduğunu öne sürer. (Üniversite öğrencileri size hapishane yemeğiyle üniversite yemeği arasında çok sinerji olduğunu söyleyecektir.) Ama Marriott otomobil parçalarından ya da video oyunlarından ne anlar? Pratikte satın almalar bazen sinerji üretir, bazen üretmez. Tıraş bıçağının önde gelen üreticisi Gillette, Foamy tıraş köpüğü serisini satın aldığında biraz sinerji elde etti. Ancak bu, şampuana, losyona ve Gillette’in kontrolü altına aldığı diğer tüm tuvalet malzemelerine uzanmadı. Buffett’ın Berkshire Hathaway’i şekerci dükkânlarından mobilya mağazalarına ve gazetelere kadar her şeyi aldı ve olağanüstü sonuçlar elde etti. Gerçi Buffett’ın şirketi kendini satın almalara adamıştır. Bir şirket illa bir şey satın alacaksa, bunun ilişkili bir iş olmasını tercih ederim; ama satın almalar genel olarak beni tedirgin eder. Nakit içinde yüzen ve kendini güçlü hisseden şirketlerde satın almalara fazla ödeme yapma, onlardan çok fazla şey bekleme ve sonra onları kötü yönetme yönünde güçlü bir eğilim vardır. Ben tüm sinerjilerin en safı olan güçlü bir hisse geri alımı görmeyi tercih ederim.
    • Fısıltı hisselerinin hipnotik bir etkisi vardır ve hikâyeler genellikle duygusal çekicilik taşır. Burada cızırtı öyle lezzetlidir ki ortada biftek olmadığını fark etmeyi unutursunuz. Siz ya da ben bu hisselere düzenli olarak yatırım yapsaydık, zararları telafi etmek için ikimizin de yarı zamanlı işe ihtiyacı olurdu. Düşmeden önce yükselebilirler, ama uzun vadeli bir yatırım olarak şimdiye kadar aldığım her birinde para kaybettim.
    • Bütün bu uzak ihtimallerin ortak yanı, onlarda para kaybetmiş olmanız dışında, harika hikâyenin hiçbir özünün olmamasıydı. Fısıltı hissesinin özü budur.
    • Kendime hatırlatmaya çalıştığım şey (ki belli ki her zaman başarılı olamıyorum), eğer beklentiler bu kadar olağanüstüyse, bunun gelecek yıl da, ondan sonraki yıl da iyi bir yatırım olacağıdır. Hisseyi almayı, şirket bir sicil oluşturana kadar neden ertelemeyesiniz? Kârları bekleyin. Kendini zaten kanıtlamış şirketlerde de on katlayanlar (tenbagger) bulabilirsiniz. Şüpheye düştüğünüzde, daha sonra tekrar bakın.
    • ARACIYA DİKKAT Mallarının yüzde 25 ila 50’sini tek bir müşteriye satan bir şirket tehlikeli bir durumdadır. SCI Systems (cenaze evi şirketiyle karıştırılmamalı) iyi yönetilen bir şirket ve IBM’in önemli bir bilgisayar parçası tedarikçisidir, ama IBM’in ne zaman kendi parçalarını kendisinin yapabileceğine ya da o parçalar olmadan da idare edebileceğine karar verip SCI sözleşmesini iptal edeceğini asla bilemezsiniz. Tek bir müşterinin kaybı bir tedarikçi için felaket anlamına gelecekse, o tedarikçiye yatırım yapmaktan çekinirim. Tandon gibi disk sürücüsü şirketleri, birkaç müşteriye fazlasıyla bağımlı oldukları için hep felaketin eşiğindeydi.
    • Diyelim ki hırsızları engellemek için o akıllı etiket ve alarm sistemini icat eden ve işi 1979 ile 1983 arasında büyüdükçe hissesi 2 dolardan 42 dolara yükselen Sensormatic’i fark ettiniz. Brokeriniz size bunun küçük ve hızlı büyüyen bir şirket olduğunu söylüyor. Ya da belki portföyünüzü gözden geçirdiniz ve iki sağlam şirket (stalwart) ile üç döngüsel şirket buldunuz. Sensormatic’in ya da zaten sahip olduğunuz herhangi bir hissenin fiyatının yükseleceğine dair elinizde ne gibi bir güvence var? Ve alım yapacaksanız, ne kadar ödemelisiniz? Burada sorduğunuz soru aslında şu: Bir şirketi değerli kılan nedir ve neden yarın bugünkünden daha değerli olacaktır? Pek çok teori var, ama bana göre iş her zaman kâra ve varlıklara dayanır. Özellikle de kâra. Bazen hisse fiyatının şirketin değerine yetişmesi yıllar alır ve düşüş dönemleri o kadar uzun sürer ki yatırımcılar bunun hiç gerçekleşmeyeceğinden şüphe etmeye başlar. Ama değer her zaman kazanır—ya da en azından buna inanmaya değecek kadar çok durumda kazanır.
    • Kâr ve varlıklar hakkında düşünmenin bir başka yolu da şu: Siz bir hisse olsaydınız, bir yatırımcının sizin işinizden bir pay için ne kadar ödemeye razı olacağını sizin kârınız ve varlıklarınız belirlerdi. Kendinizi General Motors’u değerlendirir gibi değerlendirmek öğretici bir alıştırmadır ve araştırmanın bu aşamasını kavramanıza yardımcı olur.
    • Madem düşünmeye başladınız, kendinizi daha önce ele aldığımız altı hisse kategorisinden birine yerleştirmek isteyebilirsiniz. Bu, fena sayılmayacak bir parti oyunu olabilir: Düşük maaş ve mütevazı zamlar veren güvenli işlerde çalışanlar yavaş büyüyenlerdir; American Electric Power gibi elektrik şirketlerinin insan hâlidir bunlar. Kütüphaneciler, öğretmenler ve polisler yavaş büyüyenlerdir. Şirketlerin orta düzey yöneticileri gibi iyi maaş alan ve öngörülebilir zamlar alan insanlar sağlam şirketlerdir: iş gücünün Coca-Cola’ları ve Ralston Purina’ları. Bütün paralarını kısa patlamalar hâlinde kazanıp sonra bunu uzun ve kazançsız dönemlere yaymaya çalışan çiftçiler, otel ve tatil köyü çalışanları, jai alai oyuncuları, yaz kampı işletmecileri ve Noel ağacı satış yeri işletenler döngüsellerdir. Yazarlar ve oyuncular da döngüsel olabilir, ama servetlerinde ani artışlar yaşanma ihtimali onları potansiyel hızlı büyüyenler yapar. Aile servetiyle geçinip kendi emeklerinden hiçbir şey katmayan işe yaramazlar, vakıf fonu geliriyle yaşayan erkekler ve kadınlar, taşra beyleri, sefa düşkünleri ve benzerleri varlık oyunlarıdır; benzetmemizin altın madeni hisseleri ve demiryollarıdır bunlar. Varlık oyunlarıyla ilgili mesele her zaman, bütün borçlar birikip içki dükkânındaki ve seyahat acentesindeki alacaklılar ödendikten sonra geriye ne kalacağıdır. Sokak serserileri, avareler, düşkünler, iflas etmişler, işten çıkarılmış işçiler ve işsizlik kuyruğundaki diğerleri, içlerinde biraz olsun enerji ve girişimcilik kaldığı sürece, potansiyel birer toparlanma vakasıdır. Oyuncular, mucitler, gayrimenkul geliştiricileri, küçük işletme sahipleri, sporcular, müzisyenler ve suçlular potansiyel hızlı büyüyenlerdir. Bu grupta başarısızlık oranı sağlam şirketlerdekinden daha yüksektir, ama bir hızlı büyüyen başarılı olduğunda gelirini bir gecede on, yirmi, hatta yüz katına çıkarabilir ve böylece Taco Bell’in ya da Stop & Shop’un insan hâline dönüşür.
    • Son on yılda resesyonlar ve enflasyon gördük, petrol fiyatlarının yükselişini ve düşüşünü gördük ve tüm bu süre boyunca bu hisseler kârı takip etti. Dow Chemical’ın grafiğine bakın. Kâr yükseldiğinde hisse de yükseliyor. 1971’den 1975’e kadar olan dönemde ve 1985’ten 1988’e kadar yine böyle oldu. Aradaki dönemde, 1975’ten 1985’e kadar, kârlar düzensizdi ve hisse fiyatı da öyleydi. Avon’a bakın; kârlar yükselmeye devam ederken 1958’de 3 dolar olan hisse 1972’de 140 dolara fırladı. İyimserlik almış yürümüştü ve hisse fiyatı kâra göre şişmişti. Sonra, 1973’te, hayal sona erdi. Kârlar çöktüğü için hisse fiyatı da çöktü ve bunun geleceğini görebilirdiniz. Forbes dergisi çöküş başlamadan on ay önce bir kapak yazısıyla hepimizi uyarmıştı.
    • Shoney’s’e bakın: Art arda 116 çeyrek (yirmi dokuz yıl) boyunca gelirlerini artırmış bir restoran zinciri—pek az şirketin yakalayabileceği bir sicil. Tahmin edeceğiniz gibi, hisse fiyatı da istikrarla yukarı gitti. Fiyatın kârın önüne geçtiği o birkaç noktada ise, grafikte görebileceğiniz gibi, derhal gerçeğe geri döndü. Bir başka büyük büyüme hissesi olan Marriott’un grafiği de aynı hikâyeyi anlatıyor. Bir de The Limited’a bakın. Yetmişlerin sonunda kârlar tökezlediğinde hisse de tökezledi. Ardından kârlar fırladığında hisse de fırladı. Ama hisse, 1983’te ve yine 1987’de olduğu gibi, kârın çok önüne geçtiğinde sonuç kısa vadeli bir felaket oldu. Ekim 1987 piyasa düşüşünde sayısız başka hisse için de aynı şey geçerliydi. (Bir hissenin aşırı fiyatlanıp fiyatlanmadığını anlamanın hızlı bir yolu, fiyat çizgisini kâr çizgisiyle karşılaştırmaktır. Shoney’s, The Limited ya da Marriott gibi tanıdık büyüme şirketlerini hisse fiyatı kâr çizgisinin epey altına düştüğünde alıp, hisse fiyatı bu çizginin belirgin biçimde üzerine çıktığında satsaydınız, büyük olasılıkla oldukça iyi iş çıkarırdınız. [Avon’da kesinlikle işe yarardı!] Bu uygulamayı illa savunuyor değilim, ama aklıma daha kötü stratejiler de geliyor.) MEŞHUR F/K ORANI Kârla ilgili her ciddi tartışma, fiyat/kazanç oranını—F/K oranı, fiyat-kazanç çarpanı ya da kısaca çarpan olarak da bilinir—içerir. Bu oran, hisse fiyatı ile şirketin kârı arasındaki ilişkinin sayısal bir kısaltmasıdır. Her hissenin F/K oranı, burada gösterildiği gibi, büyük gazetelerin çoğundaki günlük borsa tablolarında listelenir. THE WALL STREET JOURNAL SALI, 13 EYLÜL 1988 73 52 Hafta Yüksek Düşük Hisse Temettü Getiri % F/K Oranı Satış 100’ler Yüksek Düşük Kapanış Değ. 431/4 215/8 K mart 1.32 3.8 10 4696 351/8 341/2 35 +3/8 Kâr çizgisi gibi F/K oranı da, herhangi bir hissenin şirketin para kazanma potansiyeline göre aşırı fiyatlanmış mı, makul fiyatlanmış mı yoksa düşük fiyatlanmış mı olduğunu ölçmede çoğu zaman yararlı bir araçtır. (Birkaç durumda gazetede listelenen F/K oranı anormal derecede yüksek olabilir; bunun nedeni çoğunlukla şirketin bazı uzun vadeli zararlarını cari kısa vadeli kârdan düşerek o kârı “cezalandırmış” olmasıdır. F/K aykırı görünüyorsa brokerinizden bir açıklama isteyebilirsiniz.) Örneğin bugünkü Wall Street Journal’da K mart’ın F/K oranının 10 olduğunu görüyorum. Bu, hissenin cari fiyatının (hisse başına 35 dolar) şirketin önceki 12 aylık ya da mali yıl kârına (bu örnekte hisse başına 3,50 dolar) bölünmesiyle elde edilmiş. 35 doların 3,50 dolara bölünmesi 10 F/K’sını verir. F/K oranı, şirketin ilk yatırımınızın tutarını geri kazanmasının kaç yıl süreceği olarak düşünülebilir—tabii şirketin kârının sabit kaldığı varsayımıyla. Diyelim ki 3.500 dolara 100 adet K mart hissesi aldınız. Cari kâr hisse başına 3,50 dolar, dolayısıyla 100 hisseniz bir yılda 350 dolar kazanacak ve 3.500 dolarlık ilk yatırım on yılda geri kazanılacak. Ancak bu hesabı yapmanıza gerek yok, çünkü 10 F/K oranı size bunun on yıl olduğunu zaten söylüyor. Kârının iki katına satılan (F/K’sı 2 olan) bir şirketin hisselerini alırsanız ilk yatırımınızı iki yılda geri kazanırsınız, ama kârının 40 katına satılan (F/K’sı 40 olan) bir şirkette aynı şeyi başarmak kırk yıl alır. O zamana kadar Cher büyük-büyükanne olmuş olabilir. Etrafta bunca düşük F/K fırsatı varken, neden birileri yüksek F/K’lı bir hisse alsın ki? Çünkü kereste deposunda Harrison Ford’u arıyorlar. Şirket kârları, tıpkı insanların kazançları gibi, sabit kalmaz. Bazı hisselerin F/K’sının 40, bazılarınınkinin 3 olması, yatırımcıların bazı şirketlerin gelecekteki kâr artışı için ciddi kumarlar oynamaya razı olduğunu, diğerlerinin geleceği konusunda ise epey şüpheci olduğunu gösterir. Gazeteye bakın; gördüğünüz F/K aralığına şaşıracaksınız. Ayrıca F/K seviyelerinin yavaş büyüyenlerde en düşük, hızlı büyüyenlerde en yüksek olma eğiliminde olduğunu, döngüsellerin ise arada gidip geldiğini göreceksiniz. Yukarıdaki tartışmanın mantığını izlerseniz, böyle olması gerekir. Bir kamu hizmeti şirketinin ortalama F/K’sı (bugünlerde 7 ila 9), bir sağlam şirketin ortalama F/K’sından (bugünlerde 10 ila 14) düşük olacaktır ve bu da hızlı büyüyen bir şirketin ortalama F/K’sından (14–20) düşük olacaktır. Bazı kelepir avcıları düşük F/K’lı her hisseyi almaya inanır, ama bu strateji bana hiç mantıklı gelmiyor. Elmayla armudu karşılaştırmamalıyız. Bir Dow Chemical için kelepir sayılan F/K, bir Wal-Mart için kelepir F/K ile aynı olmak zorunda değil. F/K ÜZERİNE BİRAZ DAHA Çeşitli sektörlerin ve farklı şirket türlerinin F/K oranlarının eksiksiz bir tartışması, kimsenin okumak istemeyeceği koca bir kitap gerektirirdi. F/K’lara saplanıp kalmak saçmadır, ama onları görmezden gelmek de istemezsiniz. Bir kez daha, F/K analizi için en iyi kaynağınız brokeriniz olabilir. Sahip olduğunuz çeşitli hisselerin F/K oranlarının sektör normlarına göre düşük mü, yüksek mi yoksa ortalama mı olduğunu sorarak başlayabilirsiniz. Bazen “bu şirket sektöre göre iskontolu işlem görüyor” gibi şeyler duyarsınız—bu, F/K’sının kelepir seviyede olduğu anlamına gelir. Bir broker size bir şirketin geçmiş F/K kayıtlarını da verebilir—aynı bilgi, yine aracı kurumdan temin edilebilen S&P raporlarında da bulunabilir. Bir hisseyi almadan önce, normal seviyeleri hakkında fikir edinmek için F/K oranını birkaç yıl geriye doğru izlemek isteyebilirsiniz. (Yeni şirketlerin elbette böyle kayıtlara sahip olacak kadar uzun bir geçmişi yoktur.)
    • (Çoğu büyük kütüphanede ve çoğu brokerde bulunabilen Value Line Investment Survey, F/K geçmişleri için bir başka iyi kaynaktır. Aslında Value Line, amatör yatırımcıların bilmesi gereken bütün ilgili veriler için iyi bir kaynaktır. Kendi özel menkul kıymet analistinize sahip olmaktan sonraki en iyi şeydir.) F/K oranları hakkında başka hiçbir şey hatırlamayacaksanız, aşırı yüksek F/K’lı hisselerden uzak durmayı hatırlayın. Bunu yaparsanız kendinizi bir sürü dertten ve bir sürü para kaybından kurtarırsınız. Birkaç istisna dışında, aşırı yüksek bir F/K oranı bir hisse için, eyerdeki fazla ağırlığın bir yarış atı için olduğu gibi, bir handikaptır. Yüksek F/K’lı bir şirketin, hisseye biçilen yüksek fiyatı haklı çıkarmak için inanılmaz bir kâr büyümesi göstermesi gerekir.
    • PİYASANIN F/K’SI Şirket F/K oranları boşlukta var olmaz. Borsanın bir bütün olarak kendi kolektif F/K oranı vardır ve bu, piyasanın genel olarak aşırı mı yoksa düşük mü değerlendiğinin iyi bir göstergesidir. Size piyasayı görmezden gelmenizi zaten tavsiye ettiğimi biliyorum, ama birkaç hissenin kâra göre şişirilmiş fiyatlardan satıldığını gördüğünüzde, çoğu hissenin de kâra göre şişirilmiş fiyatlardan satılıyor olması muhtemeldir. 1973–74’teki büyük düşüşten önce olan buydu ve 1987’deki büyük düşüşten önce (aynı ölçüde olmasa da) yine bu oldu. En son boğa piyasasının beş yılında, 1982’den 1987’ye, piyasanın genel F/K oranının yaklaşık 8’den 16’ya doğru yavaş yavaş tırmandığını görebilirdiniz. Bu, 1987’deki yatırımcıların aynı şirket kârı için 1982’de ödediklerinin iki katını ödemeye razı olduğu anlamına geliyordu—ki bu, çoğu hissenin aşırı değerlendiğine dair bir uyarı olmalıydı. Faiz oranlarının geçerli F/K oranları üzerinde büyük etkisi vardır, çünkü faizler düşük ve tahviller daha az cazipken yatırımcılar hisselere daha fazla öder. Ama faizleri bir kenara bıraksak bile, boğa piyasalarında gelişen inanılmaz iyimserlik F/K oranlarını, EDS, Avon ve Polaroid örneklerinde olduğu gibi, gülünç seviyelere taşıyabilir. O dönemde hızlı büyüyenler, yeri ancak Harikalar Diyarı olabilecek F/K oranlarına ulaşmıştı; yavaş büyüyenler normalde hızlı büyüyenlere ayrılan F/K oranlarına sahipti ve piyasanın kendi F/K’sı 1971’de 20 ile zirve yaptı. F/K oranını inceleyen herhangi biri bunun delilik olduğunu görebilirdi; keşke içlerinden biri bana söyleseydi. 1973–74’te piyasa 1930’lardan bu yana en acımasız düzeltmesini yaşadı.
    • Bir şirketin kârını artırmasının beş temel yolu vardır*: maliyetleri düşürmek; fiyatları yükseltmek; yeni pazarlara açılmak; eski pazarlarda ürününden daha fazla satmak; ya da zarar eden bir faaliyeti canlandırmak, kapatmak veya başka bir şekilde elden çıkarmak. Hikâyeyi geliştirirken araştırmanız gereken etkenler bunlardır. Eğer bir avantajınız (edge) varsa, en çok işinize yarayacağı yer burasıdır.
    • İki Dakikalık Tatbikat Karşınızdakinin yavaş büyüyen, sağlam, hızlı büyüyen, toparlanan, varlık oyunu ya da döngüsel bir şirket olup olmadığını zaten öğrendiniz. F/K oranı size hissenin, mevcut fiyatıyla, yakın beklentilerine göre düşük mü yoksa aşırı mı değerlendiği konusunda kabaca bir fikir verdi. Bir sonraki adım, şirketin beklenen ek refahı, büyüme atılımını ya da gerçekleşmesi umulan her ne mutlu olaysa onu sağlamak için ne yaptığı hakkında olabildiğince çok şey öğrenmektir. Buna “hikâye” denir. Varlık oyunu muhtemel istisnasıyla (orada arkanıza yaslanıp gayrimenkulün, petrol rezervlerinin ya da TV kanallarının değerinin başkalarınca fark edilmesini bekleyebilirsiniz), kârın ilerlemeye devam etmesi için dinamik bir şeylerin olması gerekir. O şeyin ne olduğundan ne kadar emin olursanız, senaryoyu o kadar iyi takip edebilirsiniz. Brokerinizden aldığınız şirket hakkındaki analist raporları ve Value Line’daki kısa yazılar size hikâyenin profesyonel versiyonunu verir, ama şirkette ya da sektörde bir avantajınız varsa, kendi senaryonuzu işe yarar ayrıntılarla geliştirebilirsiniz. Bir hisse almadan önce, o hisseyle neden ilgilendiğimi, şirketin başarılı olması için nelerin olması gerektiğini ve yolunun üzerindeki tuzakları kapsayan iki dakikalık bir monolog yapabilmeyi severim. İki dakikalık monolog kendi kendinize mırıldanılabilir ya da kulak menzilinde duran iş arkadaşlarınıza yüksek sesle tekrarlanabilir. Bir hissenin hikâyesini ailenize, arkadaşlarınıza ya da köpeğinize (ve “otobüsteki bir adam Caesars World’ün satın alınacağını söylüyor” demeyi kastetmiyorum), bir çocuğun bile anlayabileceği şekilde anlatabildiğinizde, durumu gerektiği gibi kavramışsınız demektir. İşte monologda ele alınabilecek konulardan bazıları: Düşündüğünüz yavaş büyüyen bir şirketse, muhtemelen temettü için oradasınız (Bu tür bir hisseye başka neden sahip olunur ki?). Dolayısıyla senaryonun önemli unsurları şunlar olurdu: “Bu şirket son on yılın her yılında kârını artırdı, cazip bir temettü verimi sunuyor; temettüsünü hiç azaltmadı ya da askıya almadı, hatta son üç resesyon da dâhil olmak üzere iyi ve kötü zamanlarda temettüyü artırdı. Bir telefon şirketi ve yeni hücresel operasyonlar büyüme oranına önemli bir ivme katabilir.” Düşündüğünüz döngüsel bir şirketse, senaryonuz iş koşulları, stoklar ve fiyatlar etrafında döner. “Otomotiv sektöründe üç yıllık bir durgunluk yaşandı, ama bu yıl işler tersine döndü. Bunu biliyorum çünkü otomobil satışları yakın zamanda ilk kez her segmentte arttı. GM’in yeni modellerinin iyi sattığını görüyorum ve şirket son on sekiz ayda beş verimsiz fabrikayı kapattı, işçilik maliyetlerini yüzde yirmi düşürdü ve kâr keskin biçimde yükselmek üzere.” Bir varlık oyunuysa, varlıklar neler ve ne kadar ediyorlar? “Hisse 8 dolardan satılıyor, ama tek başına video kaset bölümü hisse başına 4 dolar, gayrimenkul ise 7 dolar ediyor. Bu başlı başına bir kelepir ve şirketin geri kalanını eksi 3 dolara alıyorum. İçeridekiler alım yapıyor, şirketin kârı istikrarlı ve sözünü etmeye değer bir borcu yok.” Bir toparlanma vakasıysa, şirket talihini düzeltmek için harekete geçti mi ve plan şimdiye kadar işliyor mu? “General Mills, kötüleştirici çeşitlendirmesini (diworseification) tedavi etmede büyük ilerleme kaydetti. On bir temel iş kolundan ikiye indi. Eddie Bauer, Talbot’s, Kenner ve Parker Brothers’ı satıp bu mükemmel şirketler için en yüksek bedeli alarak General Mills en iyi yaptığı işe geri döndü: restoranlar ve paketli gıda. Şirket milyonlarca hissesini geri satın alıyor. Deniz ürünleri iştiraki Gortons, deniz ürünleri pazarındaki payını yüzde 7’den yüzde 25’e çıkardı. Düşük kalorili yoğurt, kolesterolsüz Bisquick ve mikrodalga browni piyasaya sürüyorlar. Kâr keskin biçimde arttı.” Bir sağlam şirketse, kilit meseleler F/K oranı, hissenin son aylarda zaten çarpıcı bir fiyat yükselişi yaşayıp yaşamadığı ve büyüme oranını hızlandıracak bir şey olup olmadığıdır. Kendi kendinize şöyle diyebilirsiniz: “Coca-Cola, F/K aralığının alt ucundan satılıyor. Hisse iki yıldır yerinden kımıldamadı. Şirket kendini birkaç açıdan iyileştirdi. Columbia Pictures’taki payının yarısını halka sattı. Diyet içecekler büyüme oranını çarpıcı biçimde hızlandırdı. Geçen yıl Japonlar bir önceki yıla göre yüzde 36 daha fazla Kola içti ve İspanyollar tüketimlerini yüzde 26 artırdı. Bu olağanüstü bir ilerleme. Yurt dışı satışlar genel olarak mükemmel. Şirket, ayrı bir hisse ihracı olan Coca-Cola Enterprises aracılığıyla bağımsız bölgesel dağıtımcılarının çoğunu satın aldı. Artık şirketin dağıtım ve yurt içi satışlar üzerinde daha iyi bir kontrolü var. Bu etkenler sayesinde Coca-Cola insanların düşündüğünden daha iyi performans gösterebilir.” Hızlı büyüyen bir şirketse, nerede ve nasıl hızlı büyümeye devam edebilir? “La Quinta, Texas’ta yola çıkmış bir motel zinciri. Orada çok kârlıydı. Şirket başarılı formülünü Arkansas ve Louisiana’da başarıyla kopyaladı. Geçen yıl bir önceki yıla göre yüzde 20 daha fazla motel birimi ekledi. Kâr her çeyrekte arttı. Şirket gelecekte hızlı bir genişleme planlıyor. Borç aşırı değil. Motelcilik düşük büyümeli ve son derece rekabetçi bir sektör, ama La Quinta kendine bir niş bulmuş durumda. Pazarı doyurmadan önce gidecek çok yolu var.” Hikâye için bazı temel temalar bunlar ve istediğiniz kadar ayrıntı ekleyebilirsiniz. Ne kadar çok bilirseniz o kadar iyi. Bir senaryo geliştirmeye sık sık birkaç saat ayırırım, gerçi bu her zaman gerekli değildir. Size iki örnek vereyim: biri düzgün biçimde araştırdığım bir durum, diğeri ise sormayı unuttuğum bir şeyin olduğu bir durum. İlki, on beş katlayan olan La Quinta; ikincisi ise tersine on beş katlayan olan Bildner’s. LA QUINTA’YI ARAŞTIRMAK Bir noktada motel sektörünün döngüsel bir toparlanmaya hazır olduğuna karar vermiştim. Holiday Inn’lerin en büyük franchise sahibi olan United Inns’e zaten yatırım yapmıştım ve başka fırsatlar için kulağımı açık tutuyordum. United Inns’teki bir başkan yardımcısıyla yaptığım bir telefon görüşmesinde, Holiday Inn’in en başarılı rakibinin hangi şirket olduğunu sordum. Rakipleri sormak, umut vadeden yeni hisseler bulmak için en sevdiğim tekniklerden biridir. Kodamanlar rakipler hakkında yüzde doksan beş olumsuz konuşur ve bunun pek bir anlamı yoktur. Ama bir şirketin yöneticisi başka bir şirketten etkilendiğini itiraf ediyorsa, o şirketin doğru bir şeyler yaptığına emin olabilirsiniz. Bir rakipten gelen gönülsüz hayranlıktan daha olumlu bir işaret olamaz.
    • Otel ve restoran hisselerini teknoloji hisselerine tercih etmemin nedenlerinden biri de bu—heyecan verici yeni bir teknolojiye yatırım yaptığınız anda, başkasının laboratuvarından daha heyecan verici ve daha yeni bir teknoloji çıkar. Ama otel ve restoran zinciri olmaya aday şirketlerin prototiplerinin bir yerlerde ortaya çıkması gerekir—bir gecede 100 tanesini inşa edemezsiniz ve ülkenin başka bir bölgesindelerse sizi zaten etkilemezler.
    • Hissenin bir önceki yıl ikiye katlanmış olması rahatsız edici değildi—büyüme oranına göre F/K oranı onu hâlâ kelepir kılıyordu. Beni rahatsız eden, önemli içeridekilerden birinin hisselerini gazetede baktığım fiyatın yarısına satmış olmasıydı. (Sonradan öğrendim ki La Quinta’nın kurucu ailesinin bir üyesi olan bu kişi sadece portföyünü çeşitlendiriyormuş.) Neyse ki kendime içeriden satışın bir hisseden hoşlanmamak için berbat bir neden olduğunu hatırlattım ve ardından Magellan fonu için alabildiğim kadar La Quinta aldım. Enerji üreten eyaletlerin talihinin dönmesi nedeniyle bir düşüş yaşamadan önce, on yıllık bir dönemde ondan on bir kat kazandım. Şirket son zamanlarda varlık oyunu ile toparlanmanın heyecan verici bir bileşimi hâline geldi.
    • Mark Twain’in ne dediğini bilirsiniz: ‘Ekim, hisse senedi spekülasyonu yapmak için özellikle tehlikeli aylardan biridir. Diğerleri Temmuz, Ocak, Eylül, Nisan, Kasım, Mayıs, Mart, Haziran, Aralık, Ağustos ve Şubat’tır.’”
    • Yatırımcı ilişkileri birimi size soğuk davranırsa —ki bu pek olası değildir— onlara 20.000 hisseniz olduğunu ve pozisyonunuzu ikiye katlayıp katlamamaya karar vermeye çalıştığınızı söyleyebilirsiniz. Sonra da hisselerinizin “aracı kurum adına” (street name) tutulduğunu laf arasında belirtin. Bu, ortamı ısıtacaktır. Aslında bunu tavsiye etmiyorum, ama küçük bir yalan söylemek bazı insanların aklına gelebilecek bir şey ve burada yakalanma ihtimaliniz sıfır. Şirket 20.000 hisse konusunda sözünüze güvenmek zorunda, çünkü aracı kurum adına tutulan hisseler aracı kurumlar tarafından bir araya toplanıp ayrıştırılmamış bir yığın hâlinde saklanır. Şirketi aramadan önce sorularınızı hazırlamanız tavsiye edilir ve “Hisse neden düşüyor?” diye başlamanıza gerek yok. Hissenin neden düştüğünü sormak sizi anında acemi olarak damgalar ve ciddi bir yanıtı hak etmez hâle getirir. Çoğu durumda şirketin hissenin neden düştüğü hakkında hiçbir fikri yoktur. Kâr iyi bir konudur, ama nedense şirkete “Ne kadar kazanacaksınız?” diye sormak, tıpkı yabancıların size yıllık maaşınızı sormasının görgü kurallarına uygun olmadığı gibi, uygun görgü kuralı sayılmaz. Sorunun kabul gören biçimi ince ve dolaylıdır: “Wall Street’in şirketinizin gelecek yılki kârına ilişkin tahminleri neler?”
    • Bütün o kısımları atlayıp doğrudan raporun 27. sayfasında daha ucuz kâğıda basılmış Konsolide Bilanço’ya geçiyorum (grafiklere bakın). (Bu, faaliyet raporları ve belki de genel olarak yayınlar için geçerli bir kuraldır—kâğıt ne kadar ucuzsa bilgi o kadar değerlidir.) Bilanço önce varlıkları, sonra yükümlülükleri listeler. Bu benim için kritik. Dönen Varlıklar başlıklı üst sütunda, şirketin 5,672 milyar dolar nakit ve nakit benzeri, artı 4,424 milyar dolar menkul kıymeti olduğunu görüyorum. Bu iki kalemi topladığımda şirketin cari toplam nakit pozisyonunu elde ediyorum; bunu 10,1 milyar dolara yuvarlıyorum. Sağdaki sütunda 1987 nakdini 1986 nakdiyle karşılaştırdığımda Ford’un giderek daha fazla nakit biriktirdiğini görüyorum. Bu kesin bir refah işaretidir. Sonra bilançonun diğer yarısına, “uzun vadeli borç” yazan kaleme iniyorum. Burada 1987 uzun vadeli borcunun 1,75 milyar dolar olduğunu, geçen yılın uzun vadeli borcuna göre epey azaldığını görüyorum. Borç azaltımı bir başka refah işaretidir. Nakit borca göre arttığında bilanço iyileşiyor demektir. Tersi olduğunda bilanço kötüleşiyor demektir. Uzun vadeli borcu nakitten çıkardığımda 8,35 milyar dolara, Ford’un “net nakit” pozisyonuna ulaşıyorum. Sadece nakit ve nakit varlıklar bile borcu 8,35 milyar dolar aşıyor. Nakit borcu aştığında bu çok olumludur. Ne olursa olsun, Ford’un iflas etmesi söz konusu değil. (Ford’un 1,8 milyar dolarlık kısa vadeli borcunu fark etmiş olabilirsiniz. Hesaplarımda kısa vadeli borcu görmezden gelirim. Safçılar bu konuda istedikleri kadar kaygılanabilirler, ama işleri gereksiz yere neden karmaşıklaştıralım? Şirketin diğer varlıklarının [stoklar vesaire] kısa vadeli borcu karşılayacak kadar değerli olduğunu varsayıyorum ve konuyu orada bırakıyorum.)
    • SATIŞLARIN YÜZDESİ Bir şirketle belirli bir ürün yüzünden ilgilendiğimde—L’eggs, Pampers, Bufferin ya da Lexan plastik gibi—ilk bilmek istediğim şey o ürünün söz konusu şirket için ne anlama geldiğidir. Satışların yüzde kaçını temsil ediyor? L’eggs Hanes hissesini uçurdu çünkü Hanes görece küçük bir şirketti. Pampers L’eggs’ten daha kârlıydı, ama devasa Procter and Gamble için o kadar anlam taşımıyordu. Diyelim ki Lexan plastik için heyecanlandınız ve Lexan’ı General Electric’in ürettiğini öğrendiniz. Ardından brokerinizden (ya da takip edebiliyorsanız faaliyet raporundan) plastik bölümünün malzeme bölümünün bir parçası olduğunu ve o bölümün tamamının GE’nin toplam gelirine yalnızca yüzde 6,8 katkıda bulunduğunu keşfediyorsunuz. Lexan bir sonraki Pampers olsa ne olur—GE hissedarları için pek bir anlam taşımayacak. Buna bakıp kendinize Lexan’ı başka kimin ürettiğini sorarsınız ya da Lexan’ı unutursunuz. FİYAT/KAZANÇ ORANI Bundan zaten uzun uzun söz ettik, ama işte yararlı bir incelik: Makul fiyatlanmış herhangi bir şirketin F/K oranı büyüme oranına eşit olacaktır. Burada kâr büyüme oranından bahsediyorum. Bunu nasıl öğrenirsiniz? Brokerinize F/K oranıyla karşılaştırıldığında büyüme oranının ne olduğunu sorun. Coca-Cola’nın F/K’sı 15 ise, şirketin yılda yaklaşık yüzde 15 büyümesini beklersiniz, vb. Ama F/K oranı büyüme oranından düşükse, kendinize bir kelepir bulmuş olabilirsiniz. Diyelim ki yılda yüzde 12 büyüme oranına (“yüzde 12 büyüyen” olarak da bilinir) ve 6 F/K oranına sahip bir şirket çok cazip bir adaydır. Öte yandan, yılda yüzde 6 büyüme oranına ve 12 F/K oranına sahip bir şirket cazip olmayan bir adaydır ve düşüşe doğru gitmektedir. Genel olarak, büyüme oranının yarısı kadar olan bir F/K oranı çok olumlu, büyüme oranının iki katı olan bir F/K oranı ise çok olumsuzdur. Yatırım fonları için hisseleri analiz ederken bu ölçüyü her zaman kullanırız.
    • Biraz daha karmaşık bir formül, temettüleri de hesaba katarak büyüme oranlarını kârla karşılaştırmamızı sağlar. Uzun vadeli büyüme oranını bulun (diyelim ki X Şirketi’ninki yüzde 12), temettü verimini ekleyin (X Şirketi yüzde 3 ödüyor) ve F/K oranına bölün (X Şirketi’ninki 10). 12 artı 3 bölü 10, 1,5 eder. 1’in altı zayıftır, 1,5 idare eder, ama gerçekten aradığınız 2 ya da üstüdür. Yüzde 15 büyüme oranına, yüzde 3 temettüye ve 6 F/K’ya sahip bir şirketin muhteşem bir 3’ü olurdu. NAKİT POZİSYONU Ford’un uzun vadeli borç düşüldükten sonraki 8,35 milyar dolarlık nakdini az önce ele aldık. Bir şirket milyarlarca dolar nakdin üstünde oturuyorsa, bu kesinlikle bilmek isteyeceğiniz bir şeydir. İşte nedeni: Ford hissesi 1982’de hisse başına 4 dolardan 1988’in başında hisse başına 38 dolara çıkmıştı (bölünmelere göre düzeltilmiş). Bu süreçte 5 milyon hissemi almıştım. 38 dolarda Ford’dan zaten devasa bir kâr elde etmiştim ve Wall Street korosu neredeyse iki yıldır Ford’un aşırı değerlendiğini söyleyip duruyordu. Çok sayıda danışman bu döngüsel otomobil şirketinin son parlak günlerini yaşadığını ve bir sonraki hareketin aşağı yönlü olacağını söylüyordu. Birkaç kez hisseyi nakde çevirmenin eşiğine geldim. Ama faaliyet raporuna göz atarken Ford’un, önceki bölümde belirtildiği gibi, borç dışında hisse başına 16,30 dolar nakit biriktirdiğini fark etmiştim. Sahip olduğum her Ford hissesi için, orada kâğıt üzerinde, hoş bir gizli iade gibi duran bu 16,30 dolarlık ikramiye vardı. 16,30 dolarlık ikramiye her şeyi değiştirdi. Bu, otomobil şirketini o zamanki hisse fiyatı olan hisse başına 38 dolardan değil, hisse başına 21,70 dolardan (38 dolar eksi 16,30 dolar nakit) aldığım anlamına geliyordu. Analistler Ford’un otomobil operasyonlarından hisse başına 7 dolar kazanmasını bekliyordu; bu, 38 dolarlık fiyatta 5,4 F/K demekti, ama 21,70 dolarlık fiyatta F/K 3,1 oluyordu. 3,1 F/K, döngü olsun olmasın, cezbedici bir rakamdır. Ford berbat bir şirket olsaydı ya da insanlar son arabalarından soğumuş olsaydı belki etkilenmezdim. Ama Ford harika bir şirket ve insanlar son Ford otomobillerine ve kamyonetlerine bayılıyordu. Nakit faktörü Ford’u elimde tutmaya beni ikna etmeye yardımcı oldu ve satmama kararı verdikten sonra hisse yüzde 40’tan fazla yükseldi. Ayrıca (faaliyet raporunun 5. sayfasında—hâlâ okunabilir kuşe kısımda—siz de öğrenebilirdiniz) Ford’un finansal hizmetler grubunun—Ford Credit, First Nationwide, U. S. Leasing ve diğerleri—1987’de tek başına hisse başına 1,66 dolar kazandığını biliyordum. Tek başına hisse başına 1,33 dolar katkı sağlayan Ford Credit için bu, “art arda 13. kâr büyümesi yılı”ydı. Ford’un finans işlerinin kârına varsayımsal 10 F/K oranı atayarak (finans şirketlerinin F/K oranları genellikle 10’dur) bu iştiraklerin değerini 1,66 doların 10 katı, yani hisse başına 16,60 dolar olarak tahmin ettim. Yani Ford 38 dolardan satılırken, 16,30 dolar net nakit ve finans şirketlerinin değeri olarak 16,60 dolar daha alıyordunuz; dolayısıyla otomobil işi size toplam hisse başına 5,10 dolara mal oluyordu. Ve bu aynı otomobil işinin hisse başına 7 dolar kazanması bekleniyordu. Ford riskli bir seçim miydi? Hisse başına 5,10 dolarda, hissenin 1982’den bu yana zaten neredeyse on kat yükselmiş olmasına rağmen, tam bir kelepirdi. Boeing de nakit zengini bir başka hissedir. 1987’nin başında 40 doların biraz üzerinden satılıyordu, ama 27 dolar nakitle şirketi 15 dolara alıyordunuz. 1988’in başında Boeing’e küçük bir pozisyonla girdim, sonra bunu büyük bir pozisyona çevirdim—kısmen nakit yüzünden, kısmen de Boeing’in henüz teslim edilmemiş rekor düzeyde ticari sipariş birikimi olduğu için. Elbette nakit her zaman fark yaratmaz. Çoğu zaman, üzerinde durmaya değecek kadar nakit yoktur. Schlumberger’in çok nakdi var, ama hisse başına etkileyici bir miktar değil. Bristol-Myers’ın 1,6 milyar dolar nakdi ve yalnızca 200 milyon dolar uzun vadeli borcu var; bu etkileyici bir oran veriyor, ama dolaşımda 280 milyon hisse olduğundan 1,4 milyar dolar net nakit (borç düşüldükten sonra) hisse başına 5 dolara denk geliyor. Hisse 40 doların üzerinden satılırken 5 doların pek önemi yok. Hisse 15 dolara düşseydi, bu büyük bir mesele olurdu. Yine de araştırmanızın bir parçası olarak nakit pozisyonunu (ve ilgili işlerin değerini) kontrol etmek her zaman tavsiye edilir. Ne zaman bir Ford’a rastlayacağınızı asla bilemezsiniz.
    • DEFTER DEĞERİ Defter değeri bugünlerde çok ilgi görüyor—belki de bulunması bu kadar kolay bir rakam olduğu için. Her yerde raporlandığını görürsünüz. Popüler bilgisayar programları, kaç hissenin beyan edilen defter değerinin altında satıldığını size anında söyleyebilir. İnsanlar bunlara, defter değeri hisse başına 20 dolarsa ve hisse 10 dolardan satılıyorsa bir şeyi yarı fiyatına aldıkları teorisiyle yatırım yapar. Kusur şu ki, beyan edilen defter değerinin şirketin gerçek değeriyle çoğu zaman pek ilgisi yoktur. Gerçeği sıklıkla büyük bir farkla olduğundan az ya da fazla gösterir. Penn Central iflas ettiğinde defter değeri hisse başına 60 doların üzerindeydi!
    • Bilançonun sol tarafındaki aşırı değerlenmiş varlıklar, sağ tarafta çok borç olduğunda özellikle tehlikelidir. Diyelim ki bir şirket 400 milyon dolar varlık ve 300 milyon dolar borç gösteriyor; bu da 100 milyon dolar pozitif defter değeri veriyor. Borç kısmının gerçek bir rakam olduğunu biliyorsunuz. Ama 400 milyon dolarlık varlıklar bir iflas satışında yalnızca 200 milyon dolar getirecekse, gerçek defter değeri eksi 100 milyon dolardır. Şirket değersizden de beter.
    • Bir hisseyi defter değeri için aldığınızda, o değerlerin gerçekte ne olduğunu ayrıntılı biçimde anlamanız gerekir. Penn Central’da dağları delen tüneller ve işe yaramaz vagonlar varlık sayılıyordu. DAHA FAZLA GİZLİ VARLIK Defter değeri gerçek değeri ne sıklıkta olduğundan fazla gösteriyorsa, o sıklıkta olduğundan az da gösterebilir. En büyük varlık oyunlarını burada bulursunuz. Arazi, kereste, petrol ya da değerli metaller gibi doğal kaynaklara sahip şirketler bu varlıkları defterlerinde gerçek değerin çok küçük bir kısmıyla taşır. Örneğin 1987’de değerli metal ürünleri üreticisi Handy and Harman’ın, oldukça büyük altın, gümüş ve platin stokları dâhil, hisse başına 7,83 dolar defter değeri vardı. Ama bu stoklar defterlerde Handy and Harman’ın metaller için başlangıçta ödediği fiyatlarla taşınıyor—ki bu otuz yıl önce olmuş olabilir. Bugünkü fiyatlarla (gümüş için ons başına 6,40 dolar ve altın için 415 dolar) metaller hisse başına 19 doların üzerinde ediyor.
    • Pek çok insan hisseleri değerlendirmek için nakit akışı rakamlarını kullanır. Örneğin hisse başına yıllık 2 dolar nakit akışı olan 20 dolarlık bir hissenin oranı 10’a 1’dir, ki bu standarttır. Nakit üzerinden yüzde on getiri, uzun vadede hisse sahibi olmanın asgari ödülü olarak beklenen yüzde onla güzelce örtüşür. Hisse başına 4 dolar nakit akışı olan 20 dolarlık bir hisse size nakit üzerinden yüzde 20 getiri sağlar, ki bu muhteşemdir. Ve hisse başına sürdürülebilir 10 dolar nakit akışı olan 20 dolarlık bir hisse bulursanız, evinizi ipotek ettirin ve bulabildiğiniz bütün hisseleri alın. Bu hesaplara saplanıp kalmanın anlamı yok. Ama nakit akışı bir hisseyi almanız gereken bir neden olarak anılırsa, söz konusu olanın serbest nakit akışı olduğundan emin olun. Serbest nakit akışı, normal sermaye harcamaları çıkarıldıktan sonra geriye kalandır. Elde ettiğiniz ve harcamak zorunda olmadığınız nakittir. Pig Iron, Inc.’in serbest nakit akışı Philip Morris’inkinden çok daha az olacaktır.
    • BÜYÜME ORANI “Büyüme”nin “genişleme”yle eş anlamlı olduğu düşüncesi Wall Street’in en yaygın yanılgılarından biridir ve insanların gerçekten harika büyüme şirketlerini gözden kaçırmasına yol açar
    • Gerçekten önemli olan tek büyüme oranı budur: kâr.
    • Müşteri kaybetmeden yıldan yıla fiyat artırmayı başarabilen bir iş bulursanız (sigara gibi bağımlılık yapan bir ürün bu tarife uyar), muhteşem bir yatırımınız var demektir.
    • NET SONUÇ (BOTTOM LINE) Bugünlerde nereye dönseniz “net sonuç”a (bottom line) bir gönderme duyuyorsunuz. “Net sonuç ne?” sporda, iş anlaşmalarında, hatta flörtte bile sık duyulan bir nakarattır. Peki gerçek net sonuç nedir? Gelir tablosunun en altındaki son rakamdır: vergi sonrası kâr. Şirket kârlılığı toplumumuzda pek çok kişi tarafından yanlış anlaşılma eğilimindedir. Bir zamanlar gördüğüm bir ankette, üniversite öğrencilerinden ve diğer genç yetişkinlerden şirketlerin kazandığı her dolar üzerindeki ortalama kâr marjını tahmin etmeleri istenmiş. Çoğu yüzde 20–40 diye tahmin etmiş. Son birkaç on yılda gerçek cevap yüzde 5’e daha yakın oldu. Vergi öncesi kâr marjı olarak da bilinen vergi öncesi kâr, şirketleri analiz ederken kullandığım bir araçtır. Bu, amortisman ve faiz giderleri dâhil bütün maliyetler düşüldükten sonra şirketin yıllık satışlarındaki her dolardan geriye kalandır. 1987’de Ford Motor 71,6 milyar dolar satış yaptı ve vergi öncesi 7,38 milyar dolar kazandı; bu da yüzde 10,3 vergi öncesi kâr marjı demek. Perakendecilerin kâr marjları üreticilerinkinden düşüktür—Albertson’s gibi olağanüstü bir süpermarket ve eczane zinciri bile vergi öncesi yalnızca yüzde 3,6 kazanıyor. Öte yandan Merck gibi son derece kârlı ilaçlar üreten şirketler rutin olarak vergi öncesi yüzde 25 ya da daha fazlasını kazanıyor. Vergi öncesi kâr marjlarını sektörler arasında karşılaştırmaktan kazanılacak pek bir şey yok, çünkü genel rakamlar çok geniş bir aralıkta değişiyor. İşe yaradığı yer, aynı sektördeki şirketleri karşılaştırmaktır. En yüksek kâr marjına sahip şirket tanım gereği en düşük maliyetli işletmecidir ve düşük maliyetli işletmecinin iş koşulları kötüleştiğinde hayatta kalma şansı daha yüksektir.
    • Yani istediğiniz şey, iyi günde kötü günde elinizde tutmayı planladığınız uzun vadeli bir hissede görece yüksek bir kâr marjı, başarılı bir toparlanma hikâyesinde ise görece düşük bir kâr marjıdır.
    • Hikâyeyi Yeniden Gözden Geçirmek Birkaç ayda bir şirketin hikâyesini yeniden gözden geçirmek zahmetine değer. Bu, en son Value Line’ı ya da üç aylık raporu okumayı, kârları sormayı ve kârların beklendiği gibi seyredip seyretmediğini araştırmayı gerektirebilir. Mağazaları kontrol edip ürünlerin hâlâ cazip olduğuna ve ortamda bir refah havası bulunduğuna bakmayı da gerektirebilir. Yeni bir kart açıldı mı? Özellikle hızlı büyüyenlerde, onları büyümeye devam ettirecek şeyin ne olduğunu kendinize sormanız gerekir. Bir büyüme şirketinin hayatında üç evre vardır: temel işteki aksaklıkların giderildiği kuruluş evresi; yeni pazarlara açıldığı hızlı genişleme evresi; ve doygunluk evresi olarak da bilinen, genişlemeyi sürdürmenin kolay bir yolu kalmadığı gerçeğine hazırlanmaya başladığı olgunluk evresi. Bu evrelerin her biri birkaç yıl sürebilir. İlk evre yatırımcı için en riskli olandır, çünkü işletmenin başarısı henüz kanıtlanmamıştır. İkinci evre en güvenli olandır ve aynı zamanda en çok paranın kazanıldığı evredir, çünkü şirket başarılı formülünü kopyalayarak büyümektedir. Üçüncü evre en sorunlu olandır, çünkü şirket kendi sınırlarına toslar. Kârları artırmak için başka yollar bulunması gerekir. Hisseyi periyodik olarak yeniden gözden geçirirken, şirketin bir evreden diğerine geçiyor gibi görünüp görünmediğini belirlemek isteyeceksiniz.
    • Son Kontrol Listesi Bahsettiğim bütün bu araştırma, her hisse için en fazla birkaç saat alır. Ne kadar çok bilirseniz o kadar iyi, ama şirketi aramanız şart değil. Yıllık raporu bir Ölü Deniz Parşömenleri uzmanının konsantrasyonuyla incelemeniz de gerekmiyor. “Meşhur rakamların” bazıları yalnızca belirli hisse kategorileri için geçerlidir ve diğer durumlarda tamamen göz ardı edilebilir. Aşağıda, altı kategorinin her birindeki hisseler hakkında öğrenmek isteyeceğiniz şeylerin bir özeti var: GENEL OLARAK HİSSELER • F/K oranı. Bu şirket için ve aynı sektördeki benzer şirketler için yüksek mi, düşük mü? • Kurumsal sahiplik yüzdesi. Ne kadar düşükse o kadar iyi. • İçeridekilerin hisse alıp almadığı ve şirketin kendi hisselerini geri alıp almadığı. Her ikisi de olumlu işaretlerdir. • Bugüne kadarki kâr büyümesi sicili ve kârların düzensiz mi, istikrarlı mı olduğu. (Kârın önemli olmayabileceği tek kategori varlık oyunudur.) • Şirketin bilançosunun güçlü mü, zayıf mı olduğu (borç/özsermaye oranı) ve mali güç açısından nasıl derecelendirildiği. • Nakit pozisyonu. Hisse başına 16 dolar net nakitle, Ford’un hisse başına 16 doların altına düşmesinin pek olası olmadığını biliyorum. Hissenin tabanı budur. YAVAŞ BÜYÜYENLER • Bunları temettü için aldığınıza göre (başka ne için alırsınız ki?), temettülerin her zaman ödenip ödenmediğini ve düzenli olarak artırılıp artırılmadığını kontrol etmek istersiniz. • Mümkün olduğunda, kârın yüzde kaçının temettü olarak dağıtıldığını öğrenin. Düşük bir yüzdeyse, şirketin zor zamanlar için bir tamponu var demektir. Daha az kazanıp temettüyü yine de koruyabilir. Yüksek bir yüzdeyse, temettü daha risklidir. SAĞLAM KALELER • Bunlar iflas etmesi pek olası olmayan büyük şirketlerdir. Kilit mesele fiyattır ve F/K oranı size fazla ödeyip ödemediğinizi söyler. • Gelecekte kârları düşürebilecek olası kötüleştirici çeşitlendirmelere (diworseification) bakın. • Şirketin uzun vadeli büyüme oranını ve son yıllarda aynı ivmeyi koruyup korumadığını kontrol edin. • Hisseyi sonsuza dek elinizde tutmayı planlıyorsanız, şirketin önceki resesyonlarda ve piyasa düşüşlerinde nasıl bir performans gösterdiğine bakın. (McDonald’s 1977 kırılmasında iyi iş çıkardı, 1984 kırılmasında ise yatay seyretti. 1987’deki büyük Hapşırık’ta diğerleriyle birlikte savruldu. Genel olarak iyi bir savunma hissesi oldu. Bristol-Myers 1973–74 kırılmasında, esas olarak aşırı pahalı olduğu için, fena dayak yedi. 1982, 1984 ve 1987’de iyi iş çıkardı. Kellogg, ’73–’74 hariç, yakın dönemdeki bütün felaketleri görece sağlıklı bir şekilde atlattı.) DÖNGÜSELLER • Stokları ve arz-talep ilişkisini yakından izleyin. Pazara yeni girenlere dikkat edin; bu genellikle tehlikeli bir gelişmedir. • İş toparlandıkça ve yatırımcılar, kârların zirveye ulaştığı döngünün sonuna doğru bakmaya başladıkça, F/K çarpanının zamanla küçülmesini bekleyin. • Döngüselinizi tanıyorsanız, döngüleri çözmede avantajlı olursunuz. (Örneğin, otomotiv sektöründe döngüler olduğunu herkes bilir. Er ya da geç üç dört kötü yılın ardından üç dört iyi yıl gelir. Hep öyle olur. Arabalar eskir ve yenilenmeleri gerekir. İnsanlar araba yenilemeyi beklenenden bir iki yıl daha erteleyebilir, ama er ya da geç bayilere geri dönerler. Otomotiv sektöründeki çöküş ne kadar kötüyse, toparlanma o kadar iyi olur. Bazen fazladan bir kötü satış yılı için dua ederim, çünkü bunun daha uzun ve daha sürdürülebilir bir yükseliş getireceğini bilirim. Son zamanlarda beş yıl iyi araba satışı gördük, dolayısıyla müreffeh bir döngünün ortasında, belki de sonuna yakın bir yerde olduğumuzu biliyorum. Ama döngüsel bir sektörde yukarı dönüşü tahmin etmek, aşağı dönüşü tahmin etmekten çok daha kolaydır.) HIZLI BÜYÜYENLER • Şirketi zengin edeceği varsayılan ürünün, şirketin işinin önemli bir parçası olup olmadığını araştırın. L’eggs’te öyleydi ama Lexan’da değildi. • Son yıllarda kâr büyüme oranının ne olduğu. (Benim favorilerim yüzde 20 ila 25 aralığındakiler. Yüzde 25’ten hızlı büyüyor gibi görünen şirketlere temkinli yaklaşırım. O yüzde 50’ciler genellikle gözde sektörlerde bulunur ve bunun ne anlama geldiğini biliyorsunuz.) • Şirketin başarılarını birden fazla şehir ya da kasabada tekrarlamış olması; bu, genişlemenin işe yarayacağını kanıtlar. • Şirketin hâlâ büyüyecek yeri olması. Pic ‘N’ Save’i ilk ziyaret ettiğimde güney Kaliforniya’da yerleşiklerdi ve kuzey Kaliforniya’ya açılmaktan yeni yeni söz ediyorlardı. Önlerinde daha kırk dokuz eyalet vardı. Sears ise her yerdeydi. • Hissenin, büyüme oranına eşit ya da yakın bir F/K oranından işlem görüp görmediği. • Genişlemenin hızlanıp hızlanmadığı (geçen yıl üç yeni motel, bu yıl beş yeni motel) ya da yavaşlayıp yavaşlamadığı (geçen yıl beş, bu yıl üç). Satışları esas olarak “tek seferlik” işlerden oluşan Sensormatic Electronics gibi şirketlerin hisselerinde -müşterilerin sürekli almak zorunda olduğu tıraş bıçaklarının aksine- büyümedeki bir yavaşlama yıkıcı olabilir. Sensormatic’in büyüme oranı yetmişlerin sonu ve seksenlerin başında muhteşemdi, ama kârları artırmak için her yıl bir önceki yıl sattıklarından daha fazla yeni sistem satmaları gerekiyordu. Temel elektronik gözetim sisteminden (tek seferlik satın alma) gelen gelir, yerleşik müşterilerine o küçük beyaz etiketleri satmaktan kazandıkları ne varsa fazlasıyla gölgede bırakıyordu. Böylece 1983’te büyüme hızı yavaşladığında, kârlar sadece yavaşlamadı, dibe çaktı. Hisse de öyle: on iki ayda 42 dolardan 6 dolara. • Hisseyi az sayıda kurumun elinde tutması ve yalnızca bir avuç analistin adını duymuş olması. Yükselişteki hızlı büyüyenlerde bu büyük bir artıdır. TOPARLANANLAR • En önemlisi, şirket alacaklılarının baskınına dayanabilir mi? Şirketin ne kadar nakdi var? Ne kadar borcu var? (Apple Computer kriz döneminde 200 milyon dolar nakde sahipti ve hiç borcu yoktu, dolayısıyla bir kez daha iflas etmeyeceğini biliyordunuz.) Borç yapısı nasıl ve sorunlarını çözerken iflas etmeden ne kadar süre zarar ederek faaliyet gösterebilir? (International Harvester -şimdiki adıyla Navistar- yatırımcıları hayal kırıklığına uğratmış potansiyel bir toparlanma hikâyesiydi, çünkü şirket sermaye toplamak için milyonlarca yeni hisse basıp sattı. Bu sulandırma sonucunda şirket toparlandı ama hisse toparlanmadı.) • Zaten iflas etmişse, hissedarlara ne kaldı? • Şirketin nasıl toparlanması bekleniyor? Kârsız bölümlerinden kurtuldu mu? Bu, kârlarda büyük fark yaratabilir. Örneğin 1980’de Lockheed savunma işinden hisse başına 8,04 dolar kazandı, ama L-1011 TriStar yolcu uçağı yüzünden ticari havacılık bölümünde hisse başına 6,54 dolar zarar etti. L-1011 harika bir uçaktı, ama görece küçük bir pazarda McDonnell Douglas’ın DC10’uyla rekabetten zarar görüyordu. Uzun mesafe pazarında ise 747 tarafından eziliyordu. Bu zararlar kalıcıydı ve Aralık 1981’de şirket L-1011’i aşamalı olarak sonlandıracağını açıkladı. Bu, 1981’de büyük bir zarar yazımına yol açtı (hisse başına 26 dolar), ama tek seferlik bir zarardı. 1982’de Lockheed savunmadan hisse başına 10,78 dolar kazandığında, uğraşılacak başka zarar kalmamıştı. Kârlar iki yılda hisse başına 1,50 dolardan 10,78 dolara çıkmıştı! L-1011 açıklamasının yapıldığı sırada Lockheed’i 15 dolara alabilirdiniz. Dört yıl içinde 60 dolara vurdu; dört katlayan bir hisse. Texas Instruments bir başka klasik toparlanma hikâyesiydi. Ekim 1983’te şirket ev bilgisayarı işinden çıkacağını açıkladı (çok fazla rakibi olan bir başka gözde sektör). Yalnızca o yıl ev bilgisayarlarından 500 milyon doların üzerinde zarar etmişti. Bu karar yine büyük zarar yazımları anlamına geliyordu, ama şirketin güçlü yarı iletken ve savunma elektroniği işlerine odaklanabileceği anlamına da geliyordu. Açıklamanın ertesi günü TI hissesi 101 dolardan 124 dolara fırladı. Dört ay sonra da 176 dolardı. Time da bölümler sattı ve maliyetleri çarpıcı biçimde kıstı. Yakın dönemdeki favori toparlanma hikâyelerimden biridir. Aslında aynı zamanda bir varlık oyunu. İşin kablolu TV kısmı potansiyel olarak hisse başına 60 dolar değerinde, dolayısıyla hisse 100 dolardan satılıyorsa, şirketin geri kalanını 40 dolara alıyorsunuz demektir. • İş geri dönüyor mu? (Film satışlarındaki yeni patlamadan yararlanan Eastman Kodak’ta olan budur.) • Maliyetler kısılıyor mu? Kısılıyorsa etkisi ne olacak? (Chrysler fabrikaları kapatarak maliyetleri sert biçimde kıstı. Ayrıca eskiden kendi ürettiği pek çok parçanın üretimini dışarıya vermeye başladı ve bu süreçte yüz milyonlarca dolar tasarruf etti. En yüksek maliyetli otomobil üreticilerinden biri olmaktan çıkıp en düşük maliyetlilerden biri oldu. Apple Computer’daki toparlanmayı tahmin etmek daha zordu. Ancak şirkete yakın olsaydınız, satışlardaki sıçramayı, maliyet kısıntısını ve yeni ürünlerin cazibesini -ki hepsi aynı anda geldi- fark edebilirdiniz.) VARLIK OYUNLARI • Varlıkların değeri ne? Gizli varlıklar var mı? • Bu varlıklardan düşülecek ne kadar borç var? (Alacaklılar sırada en öndedir.) • Şirket yeni borç alıp varlıkları daha az değerli hale mi getiriyor? • Hissedarların varlıkların meyvelerini toplamasına yardım edecek bir kurumsal akıncı (raider) kulisde bekliyor mu? İşte bu bölümden bazı ipuçları: • Sahip olduğunuz şirketlerin doğasını ve hisseyi elde tutmanın somut nedenlerini anlayın. (“Cidden yükseliyor!” sayılmaz.) • Hisselerinizi kategorilere ayırarak onlardan ne bekleyeceğiniz konusunda daha iyi bir fikriniz olur. • Büyük şirketler küçük hareketler yapar, küçük şirketler büyük hareketler. • Bir şirketin belirli bir üründen kâr etmesini bekliyorsanız, şirketin büyüklüğünü göz önünde bulundurun. • Halihazırda kârlı olan ve konseptlerinin tekrarlanabileceğini kanıtlamış küçük şirketler arayın. • Yılda yüzde 50 ila 100 büyüme oranına sahip şirketlerden şüphelenin. • Gözde sektörlerdeki gözde hisselerden kaçının. • Genellikle kötüleştirici çeşitlendirme (diworseification) çıkan çeşitlendirmelere güvenmeyin. • Uzak ihtimaller neredeyse hiçbir zaman karşılığını vermez. • Bir hissedeki ilk hareketi kaçırıp şirketin planlarının işleyip işlemediğini görmek için beklemek daha iyidir. • İnsanlar işlerinden, profesyonellere aylarca hatta yıllarca ulaşmayabilecek inanılmaz değerli temel bilgiler edinir. • Bütün hisse tüyolarını tüyoyu verenden ayırın; tüyocu çok zeki, çok zengin olsa ve son tüyosu yükselmiş olsa bile. • Bazı hisse tüyoları, özellikle alanında uzman birinden gelenler, oldukça değerli çıkabilir. Ancak kâğıt sektöründekiler normalde ilaç hisseleri hakkında tüyo verir ve sağlık sektöründekilerin kâğıt sektöründeki yaklaşan devralmalar hakkındaki tüyoları hiç bitmez. • Sıkıcı, sıradan, gözden düşmüş görünen ve Wall Street’in ilgisini çekmemiş basit şirketlere yatırım yapın. • Büyümeyen sektörlerdeki ılımlı hızda büyüyenler (yüzde 20 ila 25) ideal yatırımlardır. • Niş alanları olan şirketler arayın. • Sorunlu şirketlerin dibe vurmuş hisselerini alırken, mali durumu üstün olanları arayın ve banka borcuyla dolu olanlardan kaçının. • Borcu olmayan şirketler iflas edemez. • Yönetim becerisi önemli olabilir ama değerlendirmesi oldukça zordur. Alımlarınızı başkanın özgeçmişine ya da hitabet yeteneğine değil, şirketin beklentilerine dayandırın. • Sorunlu bir şirket toparlandığında çok para kazanılabilir. • Fiyat/kazanç oranını dikkatle değerlendirin. Hisse fahiş derecede pahalıysa, diğer her şey yolunda gitse bile para kazanamazsınız. • Bir şirketin ilerleyişini izlemenin bir yolu olarak takip edecek bir hikâye çizgisi bulun. • Kendi hisselerini istikrarlı biçimde geri alan şirketler arayın. • Bir şirketin yıllar içindeki temettü sicilini ve ayrıca geçmiş resesyonlarda kârlarının nasıl seyrettiğini inceleyin. • Kurumsal sahipliği az olan ya da hiç olmayan şirketler arayın. • Diğer her şey eşitse, yönetimin önemli bir kişisel yatırımının olduğu şirketleri, yalnızca maaşlarından yararlanan kişilerce yönetilen şirketlere tercih edin. • İçeriden alım olumlu bir işarettir, özellikle de birkaç kişi aynı anda alıyorsa. • Haftada en az bir saati yatırım araştırmasına ayırın. Temettülerinizi toplamak ve kâr-zararınızı hesaplamak sayılmaz. • Sabırlı olun. Başında beklenen hisse yükselmez. • Yalnızca beyan edilen defter değerine dayanarak hisse almak tehlikeli ve yanıltıcıdır. Önemli olan gerçek değerdir. • Şüpheye düştüğünüzde, sonra tekrar bakın. • Yeni bir hisse seçmeye, yeni bir buzdolabı seçmeye ayıracağınız kadar zaman ve çaba ayırın; en azından.
    • Bana göre en iyisi, şu iki koşulu sağlayan durum sayısı kadar hisseye sahip olmaktır: (a) bir avantajınız var; ve (b) araştırmanın bütün testlerini geçen heyecan verici bir fırsat keşfettiniz. Belki bu tek bir hissedir, belki bir düzine hisse. Belki toparlananlarda ya da varlık oyunlarında uzmanlaşmaya karar verdiniz ve bunlardan birkaçını alıyorsunuz; ya da belki tek bir toparlanan ya da tek bir varlık oyunu hakkında özel bir şey biliyorsunuz. Sırf çeşitlilik olsun diye bilinmeyen şirketlere dağılmanın bir yararı yoktur. Aptalca bir çeşitlilik, küçük yatırımcıların baş belasıdır.
    • YABANİ OTLARI SULAMAK Bir sonraki bölümde bir hissenin ne zaman satılacağı hakkında bildiklerimi anlatacağım, ama burada satışı portföy yönetimiyle ilişkisi içinde tartışmak istiyorum. Sürekli hisseleri ve hikâyeleri yeniden gözden geçiriyor, işler değiştikçe yatırımlarıma ekleme ve çıkarma yapıyorum. Ama nakde geçmiyorum; beklenen fon çıkışlarını karşılayacak kadarını elimde bulundurmak dışında. Nakde geçmek piyasadan çıkmak olurdu. Benim fikrim, piyasada sonsuza dek kalmak ve temel durumlara bağlı olarak hisseleri rotasyona sokmaktır. Bence borsaya yatırdığınız belirli bir tutarın her zaman borsada yatırılı kalacağına karar verirseniz, kendinizi bir sürü yanlış zamanlanmış hamleden ve genel bir ıstıraptan kurtarmış olursunuz.
    • Bana göre daha iyi bir strateji, fiyatın hikâyeye kıyasla ne yaptığına bağlı olarak hisselere girip çıkmaktır. Örneğin bir sağlam kale yüzde 40 yükselmişse -ki ondan beklediğimin tamamı buydu- ve şirkette ileride hoş sürprizler olduğunu düşündürecek harika bir şey olmamışsa, hisseyi satar ve yerine cazip bulduğum, henüz yükselmemiş başka bir sağlam kale koyarım. Aynı durumda, tamamını satmak istemiyorsanız bir kısmını satabilirsiniz.
    • Kendinizi “Yüzde 25 düştüğümde alıcıyım” diye ikna edemez ve “Yüzde 25 düştüğümde satıcıyım” şeklindeki o ölümcül düşünceyi sonsuza dek kafanızdan atamazsanız, hisselerden asla adam gibi bir kâr edemezsiniz.
    • Bütün bu söylenenlerden sonra, bir piyasa zamanlayıcısı gibi konuşup size hisse almak için belirli bir en iyi zaman olduğunu söylemek istemem. Hisse almak için en iyi zaman, her zaman, iyi bir fiyata sağlam mal bulduğunuza kendinizi ikna ettiğiniz gün olacaktır; tıpkı büyük mağazada olduğu gibi. Ancak büyük kelepirlerin bulunma olasılığının yüksek olduğu iki özel dönem vardır.
    • Keşke hisse fiyatı düşse de alsam dediğiniz şirketlerin bir listesi varsa, yıl sonu, beklediğiniz fırsatları bulmanız muhtemel bir zamandır.
    • Bir içerideki satmaya başladı diye almamak, bir dışarıdaki (Petrie) almayı bıraktı diye satmak kadar büyük bir hata olabilir.
    • YAVAŞ BÜYÜYEN NE ZAMAN SATILIR Bu konuda size pek yardımcı olamam, çünkü zaten pek yavaş büyüyen tutmuyorum. Aldıklarımı ise yüzde 30–50 değer kazandığında ya da temeller bozulduğunda satarım; hisse fiyatı düşmüş olsa bile. İşte başka bazı işaretler: • Şirket art arda iki yıl pazar payı kaybetti ve başka bir reklam ajansıyla anlaşıyor. • Yeni ürün geliştirilmiyor, araştırma-geliştirme harcamaları kısıldı ve şirket eski başarılarına yaslanmış görünüyor. • İlgisiz işlerde yapılan son iki satın alma kötüleştirici çeşitlendirmeye (diworseification) benziyor ve şirket “teknolojinin ön saflarında” yeni satın almalar aradığını açıklıyor. • Şirket satın almalarına o kadar çok para ödedi ki bilanço sıfır borç ve milyonlarca dolar nakitten, sıfır nakit ve milyonlarca dolar borca dönüştü. Fiyat sert düşse bile hisse geri alacak fazla fon yok. • Daha düşük bir hisse fiyatında bile temettü verimi yatırımcıların fazla ilgisini çekecek kadar yüksek olmayacak. SAĞLAM KALE NE ZAMAN SATILIR Bunlar, sık sık kategorideki başkalarıyla değiştirdiğim hisselerdir. Bir sağlam kaleden hızlı bir on katlayan (tenbagger) beklemenin anlamı yoktur ve hisse fiyatı kâr çizgisinin üstüne çıkarsa ya da F/K normal aralığın çok dışına savrulursa, satıp daha sonra daha düşük bir fiyattan geri almak için beklemeyi -ya da benim yaptığım gibi başka bir şey almayı- düşünebilirsiniz. Diğer satış işaretleri: • Son iki yılda piyasaya sürülen yeni ürünler karışık sonuçlar verdi ve hâlâ test aşamasında olan diğerlerinin pazara çıkmasına bir yıl var. • Hissenin F/K’sı 15, oysa sektördeki benzer kalitedeki şirketlerin F/K’ları 11–12. • Geçen yıl hiçbir yönetici ya da yönetim kurulu üyesi hisse almadı. • Kârın yüzde 25’ini sağlayan büyük bir bölüm, şu anda yaşanan bir ekonomik durgunluğa (konut başlangıçlarında, petrol sondajında vb.) karşı savunmasız. • Şirketin büyüme oranı yavaşlıyor ve maliyetleri kısarak kârları koruyor olsa da, gelecekteki maliyet kısma fırsatları sınırlı. DÖNGÜSEL NE ZAMAN SATILIR Satmak için en iyi zaman döngünün sonuna doğrudur, ama bunun ne zaman olduğunu kim bilebilir? Hangi döngülerden söz ettiklerini bile kim biliyor? Bazen bilgili öncü kesim, bir şirketin gerilediğine dair tek bir işaret bile ortaya çıkmadan bir yıl önce döngüselleri satmaya başlar. Hisse fiyatı görünürde hiçbir dünyevi neden olmaksızın düşmeye başlar. Bu oyunu başarıyla oynamak için tuhaf kuralları anlamanız gerekir. Döngüselleri bu kadar çetrefilli yapan da budur. Döngüsel gibi davranan savunma sektöründe, General Dynamics’in fiyatı bir keresinde kârlar artarken yüzde 50 düştü. İleri görüşlü döngü gözlemcileri izdihamdan kaçınmak için önceden satıyordu. Döngünün sonu dışında, bir döngüseli satmak için en iyi zaman, bir şeylerin gerçekten ters gitmeye başladığı andır. Maliyetler yükselmeye başlamıştır. Mevcut fabrikalar tam kapasiteyle çalışmaktadır ve şirket kapasite eklemek için para harcamaya başlar. Sizi son çöküşle en son patlama arasında XYZ’yi almaya iten şey ne idiyse, en son patlamanın bittiğine dair size ipucu vermelidir. Bariz bir satış sinyali, stokların birikmesi ve şirketin onlardan kurtulamamasıdır; bu, ileride daha düşük fiyatlar ve daha düşük kârlar anlamına gelir. Yükselen stoklara her zaman dikkat ederim. Otopark külçelerle dolduğunda, döngüseli satma zamanı kesinlikle gelmiştir. Hatta biraz geç kalmış olabilirsiniz. Düşen emtia fiyatları bir başka habercidir. Genellikle petrol, çelik vb. fiyatları, sorunlar kârlarda görünmeden birkaç ay önce aşağı döner. Bir başka faydalı işaret, bir emtianın vadeli fiyatının mevcut, yani spot fiyatından düşük olmasıdır. Döngüseli en başta ne zaman alacağınızı bilecek kadar avantajınız varsa, fiyat değişimlerini fark edersiniz. Rekabet eden işletmeler de döngüseller için kötü bir işarettir. Dışarıdan gelen, fiyatları düşürerek müşteri kazanmak zorunda kalacaktır; bu da herkesi fiyat düşürmeye zorlar ve bütün üreticiler için daha düşük kârlara yol açar. Nikele güçlü bir talep olduğu ve Inco’ya meydan okuyan kimse olmadığı sürece Inco iyi iş çıkarır, ama talep gevşediği ya da rakip nikel üreticileri nikel satmaya başladığı anda Inco’nun başı derde girer. Diğer işaretler: • İki kilit sendika sözleşmesi önümüzdeki on iki ay içinde sona eriyor ve işçi liderleri son sözleşmede vazgeçtikleri ücret ve hakların tamamen geri verilmesini istiyor. • Ürüne yönelik nihai talep yavaşlıyor. • Şirket, eski fabrikaları düşük maliyetle modernize etmek yerine, gösterişli yeni bir fabrika inşa etmek için sermaye harcama bütçesini ikiye katladı. • Şirket maliyetleri kısmaya çalıştı ama hâlâ yabancı üreticilerle rekabet edemiyor. HIZLI BÜYÜYEN NE ZAMAN SATILIR Burada püf noktası, potansiyel on katlayanı (tenbagger) kaybetmemektir. Öte yandan şirket dağılır ve kârlar küçülürse, yatırımcıların hissede yukarı çektiği F/K çarpanı da küçülür. Bu, sadık hissedarlar için çok pahalı bir çifte darbedir. Dikkat edilecek başlıca şey, daha önce açıklandığı gibi, hızlı büyümenin ikinci evresinin sonudur. The Gap yeni mağaza açmayı bırakmışsa, eski mağazalar dökülmeye başlamışsa ve çocuklarınız The Gap’te şu anda çok moda olan asit yıkamalı kot giysilerin bulunmadığından yakınıyorsa, muhtemelen satmayı düşünme zamanı gelmiştir. Kırk Wall Street analisti hisseye en yüksek tavsiyelerini veriyorsa, hisselerin yüzde 60’ı kurumların elindeyse ve üç ulusal dergi CEO’ya övgüler düzmüşse, kesinlikle satmayı düşünme zamanıdır. Kaçınacağınız Hisse’nin (bkz. 9. Bölüm) bütün özellikleri, Satmak İsteyeceğiniz Hisse’nin özellikleridir. F/K oranının sona doğru küçüldüğü döngüselin aksine, bir büyüme şirketinde F/K genellikle büyür ve saçma ve mantıksız boyutlara ulaşabilir. Polaroid ve Avon Products’ı hatırlayın. Onların büyüklüğündeki şirketler için 50 F/K? Zeki bir dördüncü sınıf öğrencisi bile onları satma zamanının geldiğini anlayabilirdi. Avon bir milyar şişe parfüm mü satacaktı? Amerika’daki her iki ev hanımından biri Avon temsilcisiyken bunu nasıl yapabilirdi? Holiday Inn kârının 40 katına ulaştığında satabilir ve oradaki partinin bittiğinden emin olabilirdiniz; haklı da çıkardınız. ABD’deki her büyük otoyol boyunca her yirmi milde bir Holiday Inn bayisi gördüğünüzde ve sonra Cebelitarık’a gidip kayanın dibinde bir Holiday Inn gördüğünüzde, endişelenme zamanı gelmiş olmalıydı. Başka nereye genişleyebilirlerdi? Mars’a mı? Diğer işaretler: • Aynı mağaza satışları son çeyrekte yüzde 3 düştü. • Yeni mağaza sonuçları hayal kırıklığı yarattı. • İki üst düzey yönetici ve birkaç kilit çalışan rakip bir firmaya katılmak için ayrıldı. • Şirket, iki haftada on iki şehirde kurumsal yatırımcılara son derece olumlu bir hikâye anlattığı bir “tanıtım turnesinden” yeni döndü. • Hisse 30 F/K’dan işlem görüyor, oysa önümüzdeki iki yıl için en iyimser kâr büyümesi tahminleri yüzde 15–20. TOPARLANAN NE ZAMAN SATILIR Bir toparlananı satmak için en iyi zaman, toparlandıktan sonradır. Bütün sorunlar bitmiştir ve herkes bunu bilir. Şirket, dağılmadan önceki eski haline dönmüştür: büyüme şirketi ya da döngüsel ya da her neyse. Hissedarlar ona sahip olmaktan artık utanmamaktadır. Toparlanma başarılı olduysa hisseyi yeniden sınıflandırmanız gerekir. Chrysler hisse başına 2 dolarda, 5 dolarda ve hatta 10 dolarda (bölünmelere göre düzeltilmiş) bir toparlanma oyunuydu, ama 1987 ortasında 48 dolarda değildi. O zamana kadar borç ödenmiş, çürük temizlenmişti ve Chrysler yeniden sağlam, döngüsel bir otomobil şirketi olmuştu. Hisse daha da yükselebilir, ama on katına çıkması pek olası değil. General Motors, Ford ya da diğer müreffeh şirketlerin yargılandığı şekilde yargılanması gerekir. Otomotivi seviyorsanız Chrysler’ı tutun. Bütün bölümlerinde iyi iş çıkarıyor ve American Motors’un satın alınması, bazı ek kısa vadeli sorunlarla birlikte ona bazı ek uzun vadeli potansiyeller de veriyor. Ama toparlananlarda uzmanlaşıyorsanız, Chrysler’ı satın ve başka bir şey arayın. General Public Utilities hisse başına 4 dolarda, 8 dolarda ve 12 dolarda bir toparlanandı, ama ikinci nükleer ünite yeniden hizmete alındıktan ve diğer elektrik şirketleri Three Mile Island temizliğinin maliyetlerini ödemeye yardım etmeyi kabul ettikten sonra GPU yeniden kaliteli bir elektrik şirketi oldu. Artık kimse GPU’nun iflas edeceğini düşünmüyor. Şu anda 38 dolar olan hisse 45 dolara vurabilir, ama kesinlikle 400 dolara vurmayacak. Diğer işaretler: • Beş çeyrek üst üste düşen borç, son çeyrek raporunda 25 milyon dolar arttı. • Stoklar, satış büyümesinin iki katı hızla artıyor. • F/K, kâr beklentilerine göre şişmiş durumda. • Şirketin en güçlü bölümü üretiminin yüzde 50’sini tek bir önde gelen müşteriye satıyor ve o önde gelen müşteri kendi satışlarındaki bir yavaşlamadan mustarip. VARLIK OYUNU NE ZAMAN SATILIR Son zamanlarda en iyi fikir kurumsal akıncıyı (raider) beklemektir. Orada gerçekten gizli varlıklar varsa, Saul Steinberg, Haft’lar ya da Reichmann’lar bunu çözecektir. Şirket borç çılgınlığına girip varlıkların değerini düşürmediği sürece, elinizde tutmak isteyeceksiniz. Alexander and Baldwin, adaya yönelik münhasır nakliye haklarına ve diğer varlıklara ek olarak 96.000 dönümlük (acre) Hawaii gayrimenkulüne sahip. Pek çok kişi bu 5 dolarlık hissenin (bölünmelere göre düzeltilmiş) çok daha fazla değerinde olduğunu tahmin ediyordu. Sabırlı olmaya çalıştılar ama birkaç yıl boyunca hiçbir şey olmadı. Sonra Harry Weinberg adında bir bey ortaya çıktı ve hisselerin önce yüzde 5’ini, sonra yüzde 9’unu ve nihayet yüzde 15’ini aldı. Bu, Bay Weinberg alıyor diye diğer yatırımcıları da hisse almaya teşvik etti ve hisse, Ekim 1987 satış dalgasında 16 dolara indirilmeden önce 32 dolarla zirve yaptı. Yedi ay sonra yeniden 30 dolara çıkmıştı. Aynı şey Storer Broadcasting’de, ardından Disney’de oldu. Disney, Bay Steinberg gelip yönetimi “hissedar değerini artırmaya” dürtene kadar kendi değerini bilmeyen uykulu bir şirketti. Şirket zaten ilerleme kaydediyordu. Animasyon filmlerinden uzaklaşıp daha geniş ve daha yetişkin bir kitleye hitap etme konusunda parlak bir iş çıkardı. Disney kanalı ve Japonya’daki tema parkıyla başarılı oldu ve yaklaşan Avrupa tema parkı umut vaat ediyor. Yeri doldurulamaz film arşivi ve Florida ile Kaliforniya’daki gayrimenkulleriyle Disney aynı anda hem bir varlık oyunu, hem bir toparlanan, hem de bir büyüme şirketi. Gizli varlıkların keşfedilmesi için artık çocuklarınızın çocuk sahibi olmasını beklemek zorunda değilsiniz. Eskiden değeri düşük bir durumun üstünde bütün yetişkin hayatınız boyunca oturabilir ve hisse beş kuruş kıpırdamazdı. Bu günlerde hissedar değerinin artırılması, değeri düşük her son varlık örneğini arayarak ortalıkta dolaşan zengin kodaman sürüleri sayesinde çok daha hızlı gerçekleşiyor. (Boone Pickens birkaç yıl önce ofisimize geldi ve Gulf Oil gibi bir şirketin varsayımsal olarak nasıl devralınabileceğini bize tam olarak anlattı. İyi gerekçelendirilmiş sunumunu dinledim, sonra hemen bunun yapılamayacağı sonucuna vardım. Gulf Oil’in devralınamayacak kadar büyük olduğuna ikna olmuştum; ta ki Chevron’un bunu yaptığı güne kadar. Artık daha büyük kıtalar da dahil her şeyin devralınabileceğine inanmaya hazırım.) Etrafta bu kadar çok akıncı varken, amatörün iyi bir varlık hissesi bulması daha zor, ama ne zaman satacağını bilmesi çocuk oyuncağı. Bass kardeşler ortaya çıkana kadar satmazsınız ve Bass kardeşler değilse, kesinlikle Steinberg, Icahn, Belzberg’ler, Pritzker’lar, Irwin Jacobs, Sir James Goldsmith, Donald Trump, Boone Pickens ya da belki Merv Griffin bile olacaktır. Bundan sonra hisse fiyatını ikiye, üçe ya da dörde katlayacak bir devralma, bir ihale savaşı ya da kaldıraçlı bir satın alma olabilir. Diğer satış işaretleri: • Hisseler gerçek piyasa değerine göre iskontolu satılmasına rağmen, yönetim bir çeşitlendirme programını finanse etmeye yardımcı olmak için yüzde 10 daha fazla hisse ihraç edeceğini açıkladı. • 20 milyon dolara satılması beklenen bölüm, gerçek satışta yalnızca 12 milyon dolar getirdi. • Kurumlar vergisi oranındaki indirim, şirketin ileriye taşınan vergi zararının değerini önemli ölçüde azaltıyor. • Kurumsal sahiplik beş yıl önceki yüzde 25’ten bugün yüzde 60’a yükseldi; birkaç Boston fon grubu başlıca alıcılar arasında.
    • İnsanların Hisse Fiyatları Hakkında Söylediği En Aptalca (ve En Tehlikeli) On İki Şey
    • BU KADAR DÜŞTÜYSE ZATEN, DAHA FAZLA DÜŞEMEZ
    • BİR HİSSENİN DİBE VURDUĞUNU HER ZAMAN ANLAYABİLİRSİNİZ
    • BU KADAR YÜKSELDİYSE ZATEN, DAHA NASIL YÜKSELEBİLİR Kİ?
    • HİSSESİ SADECE 3 DOLAR: NE KAYBEDEBİLİRİM Kİ?
    • ER YA DA GEÇ HEP GERİ GELİRLER
    • EN KARANLIK AN ŞAFAKTAN HEMEN ÖNCEDİR
    • 10 DOLARA TOPARLANINCA SATARIM
    • BEN Mİ ENDİŞELENECEĞİM? MUHAFAZAKÂR HİSSELER FAZLA DALGALANMAZ
    • BİR ŞEYLERİN OLMASI ÇOK UZUN SÜRÜYOR
    • ŞU KAYBETTİĞİM PARAYA BAK: ALMADIM!
    • BUNU KAÇIRDIM, BİR SONRAKİNİ YAKALARIM
    • HİSSE YÜKSELDİ, DEMEK Kİ HAKLIYIM, YA DA . . . HİSSE DÜŞTÜ, DEMEK Kİ HAKSIZIM
    • Bu son bölümden yanınızda bir şey götürecekseniz, umarım şunları hatırlarsınız: • Önümüzdeki ay, yıl ya da üç yıl içinde bir noktada piyasa sert biçimde düşecek. • Piyasa düşüşleri, sevdiğiniz şirketlerin hisselerini almak için harika fırsatlardır. Düzeltmeler -Wall Street’in çok düşmeye verdiği ad- seçkin şirketleri kelepir fiyatlara iter. • Piyasanın bir yıllık, hatta iki yıllık yönünü tahmin etmeye çalışmak imkânsızdır. • Kârlı çıkmak için her zaman, hatta çoğu zaman haklı olmanız gerekmez. • En büyük kazananlar benim için sürprizdir, devralmalar ise daha da büyük sürprizdir. Büyük sonuçlar üretmek aylar değil, yıllar alır. • Farklı hisse kategorilerinin farklı riskleri ve ödülleri vardır. • Sağlam kalelerde bir dizi yüzde 20–30’luk kazancı bileşik olarak biriktirerek ciddi para kazanabilirsiniz. • Hisse fiyatları çoğu zaman temellerin tersi yönde hareket eder, ama uzun vadede kârların yönü ve sürdürülebilirliği galip gelir. • Bir şirketin kötü durumda olması, daha da kötüye gidemeyeceği anlamına gelmez. • Fiyatın yükselmesi haklı olduğunuz anlamına gelmez. • Fiyatın düşmesi haksız olduğunuz anlamına gelmez. • Yoğun kurumsal sahipliği ve bol Wall Street kapsaması olan, piyasayı geride bırakmış ve aşırı pahalı sağlam kalelerin bir dinlenmesi ya da düşüşü kapıdadır. • Sırf hisse ucuz diye vasat beklentileri olan bir şirketi almak, kaybettiren bir tekniktir. • Hissesi biraz pahalı görünüyor diye seçkin bir hızlı büyüyeni satmak, kaybettiren bir tekniktir. • Şirketler sebepsiz yere büyümez, hızlı büyüyenler de sonsuza dek öyle kalmaz. • Başarılı bir hisseye sahip olmamakla hiçbir şey kaybetmezsiniz, on katlayan (tenbagger) olsa bile. • Bir hisse ona sahip olduğunuzu bilmez. • Bir kazanana, rehavete kapılıp hikâyeyi izlemeyi bırakacak kadar bağlanmayın. • Bir hisse sıfıra giderse, ister 50, ister 25, ister 5, ister 2 dolardan almış olun aynı miktarda para kaybedersiniz: yatırdığınız her şeyi. • Temellere dayalı dikkatli budama ve rotasyonla sonuçlarınızı iyileştirebilirsiniz. Hisseler gerçeklikle uyumsuz hale geldiğinde ve daha iyi alternatifler varken, onları satıp başka bir şeye geçin. • Elverişli kartlar açıldığında bahsinizi artırın; tersi durumda da tersini yapın. • Çiçekleri söküp yabani otları sulayarak sonuçlarınızı iyileştiremezsiniz. • Piyasayı yenebileceğinizi düşünmüyorsanız, bir yatırım fonu alın ve kendinizi bir sürü fazladan iş ve paradan kurtarın. • Her zaman endişelenecek bir şey vardır. • Yeni fikirlere açık olun. • “Bütün kızları öpmek” zorunda değilsiniz. Ben de payıma düşen on katlayanları (tenbagger) kaçırdım ve bu, piyasayı yenmeme engel olmadı.

     

  • Hakkımda

    Herkese merhaba, ben Orhan. Avusturya Lisesi mezunuyum. Şu anda Münih’te Ludwig-Maximilians-Universität’te Matematik okuyorum. Bölümümde bir yan dal seçmem gerekiyor; o nedenle İktisat dersleri de alıyorum. Daha önce Medium üzerinden yazıyordum, ancak artık daha fazla içerik üretmek istediğimi fark edip bu blogu açtım. Burada genel olarak şu ana başlık altında yazılarımı paylaşıyorum:
    • Yatırım Tezlerim: Tekil hisseler, şirketler ya da değerli varlıklar üzerine yaptığım analiz ve araştırmalar burada yer alıyor.
    • Bülten: Gündemimde olan ya da ilgimi çeken konularda, belirli temalar etrafında uzun yazılar yazdığım alan.
    • CS2 Yatırımlarım: Belki de blogumu tam olarak özel kılan tek alan. Counter-Strike 2 adlı oyundaki kişisel yatırımlarım ve bu yatırımlar hakkındaki düşüncelerimi belirttiğim yazılar.
    • Finansal Okuryazarlık: Yatırım temellerinden bir konu seçip, finansal okuryazarlığın artması ve daha bilindik hale gelmesi için her ay yazdığım yazılar.
    • Hedeflerim: Her yıl sonunda yazdığım, bir sonraki yıl için hedeflerimi ve geride bıraktığım yılda gerçekleştirdiklerimi içeren yazılar.
    • Portföy Durumum: Blog yazmaya ilk başladığımda yalnızca bu konudan bahsediyordum. Şimdi ise her ay portföyümdeki gelişmeleri ve stratejilerimi burada paylaşıyorum.
    • Kitap & Makale Yorumlarım: Finans ve Ekonomi üzerine okuduğum kitapların ve makalelerin önemli kısımlarını aklımda kalması için ve unuttuğumda açıp hızlıca bakabilmek için buraya da yazıyorum.
    Tüm yazılarıma ana sayfa üzerinden ulaşabilirsiniz. Görüş ve önerileriniz için aşağıdaki sosyal medya hesaplarım veya e-posta adresim üzerinden bana ulaşabilirsiniz: E-posta: orhanbengin@gmail.com X (Twitter): x.com/obepozdemir LinkedIn: linkedin.com/in/obepozdemir  
  • Liberal Demokrasi Nedir?

    1. Prensip: Temel Hak ve Özgürlükler Bunların en temeli; yaşama hakkı, ifade özgürlüğü ve bireyin devlet karşısında doğuştan sahip olduğu haklardır. Bütün ideolojiler kâğıt üzerinde yaşama hakkı ve ifade özgürlüğünü savunsalar da geçmişe ve bugüne bakıldığında; ülkenin başındaki lidere en ağır eleştirileri, hatta sert hakaretleri yöneltebilen ve bundan dolayı cezalandırılmayan ülkeler liberal demokrasilerdir. Bunun nedeni, başkalarının hakkını gasp etmeyen sözlü bir ifadenin de özgürlük kapsamında değerlendirilmesidir. Sadece sözlü bir tepki, birinin canına veya malına fiziki zarar vermediği sürece kişi zarar görmez. Kısacası bireyler; başkalarının canına, malına ve özgürlüğüne zarar vermediği sürece istediğini yapma hakkına sahiptir ve bu devleti ilgilendirmez! Liberalizmi sosyalizm ve komünizm gibi totaliter rejimlerden ayıran da budur. Komünizmde toplum bireylerden oluşmasına rağmen toplum bireyden üstün tutulur ve sözde toplumun yararına bireyin özgürlüğü kısıtlanabilir. Bu durum aslında felsefi bir çelişkidir (Bütünleme Safsatası); çünkü toplumu oluşturan, bireyin bizzat kendisidir. Liberalizmde devlet, kişinin sadece kendini ilgilendiren seçimlerine karışamaz.

    2. Ekonomik Özgürlük ve Serbest Piyasa Komünizmi tanımlayan ve liberalizmden ayıran en net maddelerden biridir. Ülkenin varlığını bir pasta olarak düşünürsek; komünizm pastayı eşit parçalara bölmeyi savunurken, liberalizm pastayı büyütmeye ve bu sayede en küçük parçanın bile vatandaşı refaha ulaştırmasına odaklanır. Bu prensibe göre devlet, elini hizmet sektöründen (vatandaş ile alışveriş yapılan her sektörden) çekmelidir. Bu durum ilk başta korkutucu duyulabilir çünkü “serbest piyasa” genellikle yanlış anlaşılan bir terimdir. Serbest piyasa, bireylerin piyasaya girişinin önündeki engellerin olmaması demektir. Devletin ekonomideki rolü sadece oyunun kurallarını koymak, haksız rekabeti engellemek, tekelleşmenin karşısında durmak ve dolandırıcılığı sınırlandırmaktır. Peki, fakir vatandaşlar ne olacak? Komünizm burada doğrudan devletin ekonomiyi ele almasını savunurken, liberaller (örneğin Milton Friedman’ın önerdiği “eğitim kuponları” veya “negatif gelir vergisi” gibi sistemlerle) vatandaşa, serbest piyasada kendi seçimleri doğrultusunda kullanabilecekleri destekler vermeyi savunur. Böylece risk alıp işyeri açan, üreten kimseler taciz edilmez. Devletin hantal yapısıyla piyasaya müdahale etmesi, o piyasadaki girişimcileri batırır. Komünizmde insanlar toplum adına devlet zoruyla çalıştırılırken, liberalizm kimsenin emeğine ve seçimine ipotek koymaz.

    3. Prensip: Sınırlı Devlet Türkiye’de liberalizmin tam anlamıyla yerleşememesinin temel nedeni bu prensibin anlaşılamamasıdır; çünkü Türkiye’de her şeyi devletten bekleme ve devlete sığınma kültürü hakimdir. Oysa devlet, girdiği sektörlere yarardan çok zarar verir. Devlet hantaldır ve kaliteli hizmet vermek için rekabet etmek zorunda hissetmez, çünkü gücünü tekel olmasından alır. Liberalizme göre devlet, doğası gereği yasal bir şiddet ve zor kullanma tekeline sahiptir; tam da bu nedenle sınırlandırılması hayati önem taşır. Devletin temelde üç görevi olmalıdır: Adalet, iç güvenlik ve dış güvenlik. Bunların dışındaki alanlar özel sektöre bırakılmalıdır. Peki, Türkiye’deki gibi devletin kendi tekelindeki alanları bile denetlemekten aciz olduğu durumlarda ne yapılmalıdır? Liberteryen (radikal serbest piyasacı) bir yaklaşıma göre çözüm, denetimin de rekabetçi özel sektöre bırakılmasıdır. Bunun temel nedeni devletin hesap vermemesidir. Soma faciası, “Asrın Felaketi”, Amasra Maden Kazası, Çorlu Tren Katliamı, Kahramanmaraş depremi… Bunların hepsi kâğıt üzerinde devletin denetimindeydi fakat devlet kurumları bir bedel ödemedi, kimse istifa dahi etmedi! Oysa bunları sigorta şirketleri gibi özel kurumlar denetleseydi ve olası facialarda devasa maddi yükümlülüklerin altına girecek olsalardı, denetimler çok daha acımasız ve kusursuz yapılırdı. Aynı zamanda sınırlı devlet anlayışı, düşük vergi demektir; ki bu da doğrudan işçinin ve üretenin cebine, dolayısıyla refahına yarar.

    4. Prensip: Hukukun Üstünlüğü Hukukun sembolü olan Mitoloji’deki Adalet Tanrıçası’nı düşünün: Gözü bağlıdır (önyargıdan uzak ve tarafsız), terazi tutar (savunma ve iddia makamını eşit görür) ve diğer elinde kılıç vardır (adaletin verdiği kararların caydırıcılığını ve otoritesini temsil eder). Sizce bu figürün betimledikleri hangi ülkelerde uygulanabilmektedir? Totaliter rejimlerde mi? Yoksa hâkim ve savcıların devleti temsil ettiği, terazinin bir kefesinin ağır bastığı ve tanrıçanın gözünün açık olduğu ülkelerde mi? Asla. Liberaller hukukun üstünlüğünün tam, tarafsız ve istisnasız uygulanmasından yanadır. Bu nedenle, hukukun üstünlüğünü ve hesap verebilirliği sağlamak için yargının siyasetten tam bağımsız olması şarttır. Hatta radikal bir şeffaflık adına, adalet ve güvenlik kurumlarının başındakiler doğrudan halka hesap vermeli, belki de yerel düzeyde doğrudan halk tarafından seçilmelidir.

    5. Prensip: Bireycilik Liberalizmin temel taşı bireydir. Toplum soyut bir kavramdır, kendi başına nefes almaz; onu somut kılan şey bireylerdir. Birey devletin kulu değil, devlet bireyin aracıdır. Devletin asıl ve yegâne varlık sebebi bireyin yaşamını, mutluluğunu, mülkiyetini ve özgürlüğünü korumaktır.

  • Nisan 2026 Portföy Durumu

    Geçtiğimiz 30 günde S&P500 %9.84, Bütün Dünya Hisse Endeksi %8.66, Emtia Endeksi %1.28, Bitcoin %17.56, BIST100 ise dolar cinsinden %9.22 artmış. Kendi portföyüm ise %15.30 artmış.


    Geçtiğimiz aydan bugüne portföyümde büyük değişikliklere gittim. Öncelikle All-Equity Portfolio’ya geçtim ve elimdeki SGOV’ları ve BİST hisselerimi tamamen sattım. Bir de CS2 yatırımlarımın çoğunu satıp emin olduğum 3 tanesini bıraktım yalnızca. Portföyüm şu an yalnızca VOO, GOOGL, META, AMZN, BTC, MSFT ve CS2’den 3 adet kasadan oluşmakta. Geçtiğimiz aya kıyasla bu ay biraz daha VOO, GOOGL, META ve AMZN ekledim. Nisan ayının 29’u çok garipti çünkü tek günde tuttuğum bütün hisselerin bilançoları açıklandı. Aylardır GOOGL hissesine eklemeler yapıyordum çünkü kişisel olarak çok güzel ve yeteri kadar değer görmemiş bir hisseydi benim için. Zaten bilanço açıklandıktan sonra da %10 arttı fakat buna rağmen bir tur daha alım yaptım. Amazon ise bilanço açıklandıktan sonra çok volatildi ve bir yukarı bir aşağı gitti ama bence bilançosu gayet güzeldi ve bu nedenle düşüşte alım yaptım. Meta’da bilanço açıkladıktan sonra %10’a yakın civarı düştü ve Meta da aldım:

  • Mart 2026 Portföy Durumu

    Mart ayında İstanbul’daydım. Bu sırada da SPL sınavlarına girme kararı aldım ve düzey 1 için gerekli 4 sınavın 2’sine girdim, ikisinden de kaldım 🙂 çünkü hiç çalışmamıştım ve görmek amaçlı girmiştim, lisans bölümüm bitince düzey 3 sınavlarına iyice hazırlanıp ciddi bir şekilde gireceğim.


    Mart 2026 ayında benim portföyüm -1.52% artmış. Bunun yanında S&P 500 -4.45%, DJ Emtia Endeksi 11.24%, Bitcoin -0.19% ve BIST 100 ise dolar cinsinden -4.40% artmış.


    Mart 2026’da Türkiye ve dünya ekonomisinde öne çıkan başlıca gelişmeler, merkez bankalarının para politikası kararları ve jeopolitik gerilimlerin gölgesinde şekillendi.

    İlgili döneme ait en önemli finansal ve ekonomik olaylar aşağıda özetlenmiştir:

    🇹🇷 Türkiye Ekonomisindeki Gelişmeler
    TCMB Faiz Kararı: Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), 12 Mart 2026’daki Para Politikası Kurulu toplantısında politika faizini (bir hafta vadeli repo ihale faiz oranı) beklentiler doğrultusunda değiştirmeyerek %37,0 seviyesinde sabit tuttu. Karar metninde küresel jeopolitik gelişmelerin, özellikle enerji maliyetleri üzerinden enflasyon üzerinde yaratabileceği risklerin yakından takip edildiği vurgulandı.

    Ekonomik Güven Endeksinde Daralma: Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre, ekonomik güven endeksi Mart ayında bir önceki aya kıyasla %2,8 oranında azalarak 97,9 değerine geriledi. Böylece endeks, “kötümser” bölge olan 100 seviyesinin altına inmiş oldu.

    Reel Kesim ve Tüketici Güveninde Zayıflama: Sektörel bazda en sert düşüş %3,9 ile reel kesim (imalat sanayi) ve inşaat sektörlerinde gözlemlendi. Tüketici güven endeksi ise %0,8 azalışla 85,0 seviyesine inerek vatandaşların harcama eğiliminde temkinli kalmaya devam ettiğini gösterdi.

    🌍 Küresel Ekonomideki Gelişmeler
    Fed Faiz Oranlarını Sabit Bıraktı: ABD Merkez Bankası (Fed), 18 Mart 2026 tarihli toplantısında federal fonlama faiz oranını %3,50 – %3,75 aralığında sabit tuttu. Büyümenin sağlam bir hızda devam ettiği belirtilirken, ABD için 2026 yılı GSYH büyüme tahmini %2,4’e, enflasyon (PCE) beklentisi ise %2,7’ye yükseltildi.

    Avrupa’da Jeopolitik Riskler ve ECB: Avrupa Merkez Bankası (ECB), Orta Doğu’daki artan çatışma ortamı ve enerji fiyatlarındaki yükseliş nedeniyle Euro Bölgesi 2026 enflasyon tahminini %2,6’ya revize etti. Savaşın emtia piyasalarına ve reel gelirlere olumsuz etkileri sebebiyle, 2026 yılı bölge büyüme beklentisi %0,9 gibi düşük bir seviyeye çekildi.

    Avro Bölgesinde Ekonomik Güven Düşüşte: Avrupa’daki enflasyon ve jeopolitik belirsizliklerin yansıması olarak, Avro Bölgesi Ekonomik Güven Endeksi Mart ayında 96,6’ya geriledi. İmalat sektöründe Almanya ve İspanya gibi ülkelerde PMI verileri büyüme (50 üzeri) sinyali verse de, genel tüketici güveni -16,3 seviyesinde kalarak zayıf görünümünü korudu.

    Küresel Büyüme Beklentileri: Uluslararası Para Fonu (IMF), Mart ayında yayımladığı raporlarında küresel ekonomik büyümenin önündeki aşağı yönlü risklerin devam ettiğini vurguladı. Olası yeni gümrük tarifeleri ve artan jeopolitik kutuplaşmalara rağmen, 2026 yılı küresel büyüme beklentileri %3,1 ile %3,3 bandında şekillenmeye devam etti.

    (Yapay Zeka kullanılarak özetlenmiştir.)


    US Fon & Hisse
    US Fon & Hisse

    US Fon ve hisselerim bu şekilde. Geçen aya kıyasla NFLX’i satıp yerine 548.93 dolardan META aldım ve ZETA ile IREN’i satarak diğer hisselere ekleme yaptım. Hâlâ IREN ve ZETA’nın çok potansiyelli olduğunu düşünsem de belirsizlikle birlikte volatileden kaçınmak istiyorum.


    Diğer Fon & Hisse
    Diğer Fon & Hisse

    Diğer Fon & Hisselerim bu şekilde. Burada sistematik bir anlayışta gidiyorum. Her ne kadar anlık olarak geçen aya kıyasla daha fazla zararda olsam da, yılbaşından bugüne iyi getiri sağladı.


    Sabit getiri olarak portföyümün %10’una denk gelecek şekilde SGOV tutuyorum. Mart ayında CS2 yatırımlarımı yarı yarıya azalttım ve gelecek günlerde VOO başta olmak üzere portföyüme ekleme olarak kullanacağım CS2 yatırımlarından sattıklarımı. Kriptoda ise yalnızca 71,163.63 dolar maliyetli, portföyümün %5’ine denk gelecek şekilde BTC tutuyorum. Geçtiğimiz ay en önemli kararım ise altınlarımı satmak oldu. Bunun temel nedeni ise felsefik olarak altını bir yatırım olarak görmemem. Bunun yerine sattığım altın miktarı kadar bankadan altın aldım ve bunu uzun vadeli kasa olarak kullanacağım. Temel yatırım mantığım hala aylık yatırım yapmak. Bu nedenle artık portföyümde düşüşlerde ekleme yapmak amaçlı nakit/sabit getirili ürün tutmuyorum, çok basit bir sepete her ay yatırım yapıyorum, bu sepeti de hakkımda kısmından görebilirsiniz.


    Portföyümün bir sayfalık özetini ve istatistikleri paylaşıyorum:

  • Şubat 2026 Portföy Durumu

    Geçtiğimiz ay finallerim vardı ve bütün derslerimi geçtim. Okuduğum bölüm 150 kredi olmasına karşılık 30 kredilik bir de yandal seçmem gerekiyor. Deneysel fizik seçmiştim fakat bunu iktisat ile değiştireceğim. Bunun haricinde bu ay tamamen dinlendim ve bugün itibari ile tekrardan çalışmaya başlayacağım.


    Şubat 2026 ayında benim portföyüm -4.29% artmış. Bunun yanında S&P 500 -1.40%, DJ Emtia Endeksi 6.45%, Bitcoin -13.73% ve BIST 100 ise dolar cinsinden -0.26% artmış. Benim portföyümdeki düşüşün temel sebebi portföyümün SaaS hisseleri üzerine yoğunlaşması ve BİST yatırımlarım. Aslında Şubat ayının sonlarına kadar aşırı iyi gitmelerine rağmen son günlerde biraz tökezledi.


    Şubat 2026, hem Türkiye hem de dünya genelinde jeopolitik gerilimlerin tırmandığı ve ekonomik dalgalanmaların yaşandığı oldukça hareketli bir ay oldu. Öne çıkan temel siyasi ve ekonomik gelişmeleri aşağıda bulabilirsiniz.

    Pakistan-Afganistan Çatışması: İki ülke arasındaki gerginlik açık bir savaşa dönüştü. Pakistan ordusunun sınır ötesi operasyonları ve Kabil ile Kandahar gibi bölgelere düzenlediği hava saldırıları sonucunda yüzlerce kişi hayatını kaybetti. Hedef alınanlar arasında üst düzey Taliban yetkilileri de bulunuyordu.

    Orta Doğu’da Yükselen Tansiyon: ABD’nin İran’daki askeri operasyonları ve Katar dâhil bölgesel müttefiklere yönelik saldırılar Orta Doğu’daki tansiyonu zirveye taşıdı. İngiltere Başbakanı Keir Starmer, Katar Emiri ile görüşerek bölgesel güvenliğe destek mesajı verdi.

    ABD İç Siyaseti: ABD Başkanı Donald Trump’ın İran’ın ABD’yi vurabilecek balistik füze geliştirdiğine dair iddiaları, ABD istihbarat raporlarıyla yalanlandı. Ayrıca Yüksek Mahkeme’nin Trump’ın uyguladığı bazı gümrük tarifelerini hukuka aykırı bulması iç siyasette geniş yankı uyandırdı.

    Aziz İhsan Aktaş Davası: Kamuoyunun yakından takip ettiği davada ara karar açıklandı. Mahkeme 7 kişinin tahliyesine karar verirken, aralarında CHP’li belediye başkanlarının da bulunduğu 17 kişinin tutukluluk halinin devamına hükmetti.

    CHP İstanbul İl Başkanlığı: Parti içi tartışmaların odağındaki İstanbul İl Başkanlığı’nda Gürsel Tekin ve yönetiminin görevde kalmasına yönelik ihtiyati tedbir kararının devamı onaylandı.

    İmralı Mesajı: DEM Parti heyetinin İmralı ziyareti sonrası, Abdullah Öcalan’ın 27 Şubat “Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı”nın yıldönümü vesilesiyle kaleme aldığı mesaj kamuoyuyla paylaşıldı. Mesajda, şiddet ve ayrışma siyasetinden demokratik entegrasyona geçiş vurgusu yapıldı.

    Ticaret Savaşlarında Yeni Perde: ABD’nin gümrük vergilerini %15’e kadar çıkarma hamleleri ve Avrupa Birliği’nin transatlantik ticaret anlaşmasını askıya alma hazırlıkları küresel ticaretteki belirsizliği derinleştirdi.

    Büyüme ve Enflasyon Dinamikleri: Birleşmiş Milletler raporlarına göre küresel ekonomik büyüme beklentisi %2,7 ile yavaş bir seyir izledi. Euro Bölgesi’nde ekonomik güven endeksi gerilerken yıllık enflasyon %1,7’ye düştü. Buna karşın, ABD ekonomisi %2,4’lük güçlü büyüme beklentisiyle nispeten dirençli kalmaya devam etti.

    Emtia Piyasaları: Özellikle Orta Doğu’daki çatışmalar ve tedarik zinciri endişeleri sebebiyle petrol fiyatları şubat ayı içinde %13’ün üzerinde sert bir yükseliş kaydetti.

    Enflasyon Beklentileri Aştı: Şubat başında açıklanan verilere göre, aylık tüketici enflasyonu (TÜFE) %4,84 ile piyasa beklentilerinin üzerinde gerçekleşti ve yıllık enflasyon %30,65 seviyesine oturdu. Gıda fiyatlarındaki artışlar bu yükselişte belirleyici oldu. Finansal Kurumlar Birliği’nin (FKB) anketine göre yıl sonu enflasyon beklentisi %25,54 olarak ölçüldü.

    Dış Ticaret ve Cari Açık: 2025 yılı cari açığı 25,2 milyar dolarla tahminlerin üzerinde bir seviyede kapanırken, dış ticaret açığı 8,4 milyar dolar olarak gerçekleşti.

    Sanayi Üretimi ve Bütçe: Sanayi üretimi aylık bazda %1,2 oranında ılımlı bir artış gösterse de, merkezi yönetim bütçesindeki açıklar ve rekor seviyelere ulaşan faiz harcamaları maliye politikalarındaki zorlukları gözler önüne serdi.

    (Yapay Zeka kullanılarak özetlenmiştir.)


    US Fon & Hisse

    Geçtiğimiz aya kıyasla Mastercard ve Visa hisselerimi satıp Google, Amazon, Netflix ve Microsoft’a yatırım yaptım. Ayrıca VTI hisselerimi de VOO’ya geçirdim ve ZETA hisselerimin yarısını satıp IREN aldım. Portföyümdeki tekil hisselerin hepsi SaaS (Hizmet olarak Yazılım) şirketleri. Bu sektörün de büyük bir düşüşte olmasının sebebi, Antrophic adlı şirketin bu sektördeki şirketleri yapay zeka ile tasarlamanın mümkün olabileceğini açıklaması kısaca. Bu gerçekten çok ütopik ve bu nedenle satış yapmayı düşünmüyorum.

    Bu ay üzüldüğüm iki nokta da ZETA ve IREN. Zeta geçen günlerde gerçekten çok güzel bir bilanço açıkladı ve o gün %10 civarında arttı fakat aldığım vakitten çok düştüğü için bir faydasını göremedim. IREN’i de almak çok istiyordum, erkenci davranıp aldım ve bilanço açıklandığı tarih piyasa dışı saatlerde inanılmaz düştü fakat ekleme yapamadım, ona üzülüyorum.

    Anladım ki düşen bıçağı tutma konusunda çok aceleci davranmamak lazım ve düşen piyasada emin olsak bile alım yapmadan önce 1-2 gün artı kapanış görmek lazım.


    Diğer Fon & Hisse
    Diğer Fon & Hisse

    Diğer Fon & Hisselerimde ise ASML pozisyonumu %100’lük artışla kapattım. NVO’yu ise geleceğinden emin olamadığım için sattım, iyi ki de satmışım çünkü sattıktan sonra %15 daha düştü. VEU’yu anlık olarak sattım çünkü gerçekten, her ne kadar Avrupa’yı sosyolojik olarak ABD’den daha çok sevsem de, iş piyasalara ve şirketlere gelince hâlâ ABD’den daha iyisi yok. Gelecekte bu değişirse ben de tekrardan VEU alırım.


    Portföyümün %5’lik kısmı Sabit Getiri Fonunda duruyor. Yine %5’lik kısmı (12.25% zarar ile) Bitcoin’de, %9’luk kısmı CS2’de ve %4’lük kısmı (19% kâr) ile Altında duruyor.


    Portföy özetine geçmeden önce, anlık olarak aylık yatırımlarımı nasıl yönlendirdiğimi “Hakkımda” sayfasından görebileceğinizi hatırlatmak isterim.


    Portföyümün bir sayfalık özetini ve blogum için hazırladığım yeni istatistikleri paylaşıyorum:

  • Marketteki Son Düşüş ve Öğrendiklerim

    1. Düşen bıçak tutulmaz.
      • Bir hisse, panik nedeniyle değerinin altına inse bile düşüş trendindeyken maliyet düşürmek risklidir. Bulutların dağılmasını ve fiyatın yataya sarmasını beklemek, en dipten almaktan daha güvenli bir stratejidir. Unutmayın, piyasalar büyük düşüşlerden sonra ölü kedi sıçraması yaparak yatırımcıyı yanıltabilir.
    2. Nedeni bilinen değil, bilinmeyen düşüşten korkulmalı.
      • Nedeni belli olan düşüşler (örneğin Nisan 2025) yönetilebilir. Ancak Google, Amazon veya ASML gibi devlerin harika bilançolara rağmen sert satış yemesi, piyasanın irrasyonel bir evreye girdiğini gösterir. Bu durumlarda en iyi hamle, nakit pozisyonunuzu biraz arttırarak kenara çekilip izlemektir.
    3. Bilanço döneminde eğer iyi açıklamalara rağmen hisseler düşüyorsa, alım yapılmamalı; beklenmeli.
      • Yukarıdaki madde ile iç içe bu madde de. Bilanço döneminde iyi açıklamalara rağmen hisselerin düşmesi demek, marketin irrasyonel davranması demek. Bu durumda yapılması gereken şey marketin irrasyonelliğinin geçmesini beklemek ve sonra alım yapmak. Piyasalar siz iflas edene kadar irrasyonel kalabilir.
    4. Bilanço döneminde orta/küçük ölçekli ve volatil hisselerin alım/satımından uzak durulmalı.
      • Örnek olarak yine Iren’i vermek istiyorum. Bilanço açıklandıktan sonra %25’ten fazla düşüşe maruz kaldı, ardından bir gün içerisinde kendini toparlayıp artıya geçti.
    5. Her zaman biraz da olsa nakit tutulmalı.
      • Volatilitenin ne zaman ve ne şiddette geleceği bilinemez. Portföyde her zaman bir miktar nakit bulundurmak, sadece bir güvenlik ağı değil, aynı zamanda ortalık sakinleştiğinde oluşacak fırsatlar için bir cephanedir.

    Özetle marketlerin hızlıca düştüğü evrelerde; her ne kadar emin olduğunuz hisselerde maliyet düşürmek cazip gelse de, acele etmemek çoğu zaman daha kârlıdır. Beklemek size ya daha düşük bir maliyet ya da daha güvenli bir giriş noktası kazandırır.

    “Önemli olan fiyatları en düşük anında yakalayabilmek değil, doğru anda alış ya da satış yapabilmektir. Borsanın düşeceğini düşünüyorsam ve satış yapmaya başladıysam, yaptığım her satış bir öncekinden daha düşük fiyata gerçekleşmelidir. Eğer satın alacaksam bunun tersi geçerlidir. Fiyatlar sürekli artıyor olmalıdır.”

  • “Bir Borsa Spekülatörünün Anıları” üzerine

    Bir Borsa Spekülatörünün Anıları kitabını da bitirdim. Kitap çok detaylı ve kitabın ana kahramanının neredeyse her spekülasyon hareketini anlatıyor olsa da, bu kitaptan çıkarılması gereken çok önemli yerler var.

    Aşağıdaki alıntıların ortak bir omurgası var: spekülasyonun dış dünyadan çok insanın kendi iç dünyasıyla ilgili bir mücadele olduğu gerçeği. Kitap boyunca anlatıcı, kaybetmenin nedeninin çoğu zaman yanlış tahmin değil, yanlış davranış olduğunu tekrar tekrar gösteriyor. Zararda ısrar etmek, kârı erken kesmek, başkasının fikrine sığınmak, “bir şey yapma zorunluluğu” hissetmek ya da umuda tutunmak… Bunların hepsi, piyasayı değil insanın kendisini yenememesinden doğan hatalar. O yüzden borsa ne ahlak dersi verir ne de teselli sunar; sadece sonucu ilan eder. Fiyatlar haklıyı ya da iyi niyetliyi değil, doğru zamanda doğru davrananı ödüllendirir. Bu yüzden yazar, hatalardan utanmayı değil, onları bir “okul ücreti” olarak görmeyi öğrenir. Asıl yıkıcı olan para kaybetmek değil, haksız çıkmaktır; çünkü haksız çıkmak insanın egosunu, özgüvenini ve muhakemesini kemirir. Kitapta spekülasyon, kumardan kesin bir çizgiyle ayrılır: kumar umuda dayanır, spekülasyon ise disipline, gözleme ve sabra. İnsan kendi zaaflarını tanımadan, korku ve umutla yer değiştirmeyi öğrenmeden, ne kadar zeki olursa olsun uzun vadede kaybetmeye mahkûmdur.

    Bu alıntıların bir diğer güçlü teması ise genel trendin, tekil hikâyelerden her zaman daha önemli olduğu fikri. Yazar, fiyatların nedenlerini sorgulamak yerine ne yaptıklarına bakmayı seçer; çünkü piyasa her zaman haklıdır ve onunla tartışılmaz. Asıl para, küçük dalgalanmalardan değil büyük hareketlerden kazanılır. Bu da sabır, zamanlama ve çoğu zaman “hiçbir şey yapmamayı” bilmeyi gerektirir. Tüyolar, söylentiler, karizmatik insanlar ya da süslü gerekçeler yatırımcının en büyük düşmanlarıdır; çünkü insanı kendi düşüncesinden uzaklaştırır. Başarılı spekülatör, başkasının aklıyla değil kendi planıyla hareket eder ve ancak fiyatlar onu doğruladığında pozisyonunu büyütür. Yanıldığını fark ettiği anda ise inat etmeden geri çekilir. Bu bakış açısı, Bir Borsa Spekülatörünün Anıları’nı sadece bir borsa kitabı olmaktan çıkarıp insan doğasına dair sert ama dürüst bir metne dönüştürür. Kitabın özü şudur: Borsada kimse tüm oyunu yenemez, ama insan kendini yenmeyi öğrenirse uzun vadede ayakta kalabilir. Kazanç da zaten buradan gelir; fiyatlardan önce insanın kendi iç disiplinini inşa etmesinden.

    Kitapta altını çizdiğim bütün sözlere geçmeden, kendimce en önemlilerini paylaşıyorum. Ardından da kitabı okurken önemli bulduğum her alıntıyı bulabilirsiniz:

    • “Hem doğru tahminlerde bulunan hem de sabırla yerinde oturmasını bilen insanlar ender bulunur. Bunu öğrenmesi kolay değildir. Ama borsada para kazanmanın tek yolu bu beceriyi edinmektir.”
    • “Küçük yaşta öğrendiğim bir ders de Wall Street’te her şeyin her zaman aynı oluşudur. Aynıdır, çünkü spekülasyon dünya kadar eski bir şeydir. Borsada bugün olan bir şey daha önce de olmuştur ve mutlaka gelecekte de olacaktır.”
    • “Bir spekülatörün en büyük düşmanı kendi içindedir. Umut ve korku insan doğasının ayrılmaz birer parçasıdır. (…) Başarılı bir borsacı bu iki güçlü duyguyla savaşmalı, doğal dürtü dediğimiz bu iki şeyi tersine çevirebilmelidir. Umut etmek yerine korkmalı, korkmak yerine umut etmelidir.”
    • “Borsada asıl kâr getiren ufak tefek oynamalar değil, genel hareketlerdir.”
    • “Bildiğimiz aptallar vardır, bunlar her şeyi yanlış yerde, yanlış zamanda yaparlar; bir de Wall Street aptalı vardır, her zaman bir şeyler alıp satması gerektiğini düşünür. Hiç kimse, her gün durmadan hisse alıp satacak şansa ya da bilgiye sahip olamaz.”
    • “Eğer Smith’ten gelen bir tüyoyla hisse senedi alıyorsam, o hisse senetlerini yine Smith’in tüyosuyla satmam gerekir. O zaman Smith’e bağımlı olurum. (…) Kimse başkasından duyduğu bir şeye güvenerek zengin olamaz.”
    • “Zarar etmek beni üzmez. Bir gecede unuturum. Ama o haksız çıkmak var ya, insanı yiyip bitiren şey, odur.”
    • “Olayı basite indirgemek gerekirse, fiyatların en az direnç görecekleri yöne doğru hareket ettiklerini söyleyebiliriz. Onlar için hangi yön en kolaysa o yöne doğru seyredeceklerdir.”
    • “Borsada pişmanlıkların temettüsü yoktur.”

    Kitabın tamamından en önemli bulduğum yerler:

    • “En yanlış şeyi yaptım. Pamuk zarar ediyordu, ben satmadım. Buğday kâr getiriyordu, tuttum onu sattım.” “Borsada insan çok gaf yapabilir, ama hataların en büyüğü göz göre göre zarar etmektir. Unutmayın, zararın neresinden dönülse kârdır.”
    • Küçük yaşta öğrendiğim bir ders de Wall Street’te her şeyin her zaman aynı oluşudur. Aynıdır, çünkü spekülasyon dünya kadar eski bir şeydir. Borsada bugün olan bir şey daha önce de olmuştur ve mutlaka gelecekte de olacaktır. Bunu aklımdan hiç çıkarmadım.
    • Elbette dalgalanmalar nedensiz olmaz, ama bant, bu işin nedenini, nasılını sormaz. Hiçbir şey anlatmaz. Ben de ondört yaşındayken bu iniş çıkışların nedenini asla sormadım, kırk yaşımda bugün de sormam.
    • Bence borsanın en eğlenceli yanı, insanın kafasını kullanarak haklı çıkmasıdır.
    • Eğer cebimde on dolar varsa ve ben bunun tümünü riske atıyorsam, bankada milyonları olup da bunun bir milyonunu riske atan insandan daha cesurum demektir.
    • Ben hiçbir şeyi körü körüne yapmam. Huyum değildir. Hiçbir zaman da olmamıştır. Çocukken bile her yaptığım şeyin nedenini bilmek isterdim.
    • Kaybetmeme neden olan şey, ilk planımdan vazgeçmem, yani borsadaki göstergelerin duruma uygunluğunu denetlemeyi bırakmam oluyordu. Her şeyin bir zamanı vardır, ama o dönemde ben bunu bilmiyordum. İşte Wall Street’te kazananlarla kaybedenleri ayıran şey budur. Bildiğimiz aptallar vardır, bunlar her şeyi yanlış yerde, yanlış zamanda yaparlar, bir de Wall Street aptalı vardır, her zaman bir şeyler alıp satması gerektiğini düşünür. Hiç kimse, her gün durmadan hisse alıp satacak şansa ya da bilgiye sahip olamaz. Ben de bunun canlı bir kanıtıyım. Bandı deneyimlerimin ışığında okuduğum zamanlarda para kazanıyor, tamamen duygularımla hareket edince de kaybediyordum. Ben de herkes gibiydim. Tam karşımda fiyat tahtası duruyordu, insanlar banttan gelen fiyatları izliyor, bu arada ellerindeki makbuzların paraya ya da bir kâğıt parçasına dönüşmesine tanık oluyorlardı. Ben de arada sırada bu heyecanlı havaya kapılıyordum.
    • Unutmayın, bense daha çocuktum. O günlerde bugünkü aklım yoktu, oysa onbeş yıl sonra iki hafta boyunca değer kazanacağını hissettiğim bir hissenin otuz puan yükselmesini izleyecek, ancak o zaman hissenin güvenli olduğuna inanarak alım yapacaktım.
    • Ben borsada soğukkanlılığımı asla kaybetmem. Hiçbir zaman banttan gelen bilgilerin yanlış olduğunu iddia etmem. İnsan borsaya kızarak fazla yol alamaz.
    • O zaman da hisse senedi spekülasyonunun birkaç puanlık dalgalanmalar üzerinde oynamaktan ibaret olmadığını öğrenemezdim.
    • İnsanın acı deneyimlerden ders almayı öğrenmesi uzun sürer. Her madalyonun iki yüzü vardır. Oysa menkul değerler borsasının tek bir yüzü vardır, borsanın değer kazanması ya da kaybetmesi değildir önemli olan, önemli olan borsayı doğru değerlendirebilmektir. Nedense bunu anlamam, spekülasyonun daha teknik taraflarını öğrenmemden çok daha uzun sürdü.
    • Bu bana ertesi gün düello yapacak olan bir adamın öyküsünü hatırlatır. Yardımcısı ona, “İyi nişancı mısın?” diye sormuş. Adam da gayet alçakgönüllü bir tavırla yanıtlamış: “Yirmi adımdan bir kadehin ayağını vurabilirim.” Diğeri hiç istifini bozmadan vermiş cevabını: “İyi de o şarap kadehini beynine dolu bir tabanca dayamışken de vurabilir misin?”
    • Bugüne kadar uğradığım zararlar, bana çekilmek zorunda kalmayacağıma emin olana kadar saldırıya geçmemem gerektiğini öğretti.
    • Eğer bu oyunu kazanmaya niyetliyseniz, kendinize ve karar verme yeteneğinize güvenmelisiniz. Bu yüzden ben tüyo denen şeye inanmam. Eğer Smith’ten gelen bir tüyoyla hisse senedi alıyorsam, o hisse senetlerini yine Smith’in tüyosuyla satmam gerekir. O zaman Smith’e bağımlı olurum. Ya satma zamanı geldiğinde Smith tatilde olursa? Olmaz! Kimse başkasından duyduğu bir şeye güvenerek zengin olamaz.
    • Zaten biri çıkıp yöntemimin burada işe yaramayacağını söyleseydi bile ona kulak asmaz, bir de kendim denerdim. Hata yaptığıma ancak para kaybettiğimde inanırım ben. Haklı olduğuma da ancak para kazandığımda emin olurum. İşte spekülasyon budur.
    • Fiyatlar aniden tepetaklak düşecek, sonra da çok sağlam hisseleri çok iyi fiyattan alabilecektik. Borsa çok geçmeden toplarlanacak ve bu arada da doğru hisseyi seçmesini bilenler bol kâr edecekti.
    • Satmam gerektiğini düşünüyorsam satarım. Hisse senetlerinin değerinin yükseleceğini düşünüyorsam satın alırım. Beni kurtaran da bu genel spekülasyon ilkesine uymam oldu. Belli limitler içinde alım yapmak zorunda olsaydım, eski bucket-shop yöntemimin broker ofisine uyarlanmış kötü bir kopyası olurdu her şey. Borsa spekülasyonu nedir hiç öğrenemez, kısa deneyimime göre içime ne doğuyorsa onu yapardım.
    • Yine de beni en çok rahatsız eden şey bu yaşamdan vazgeçmek değil, borsayla ilgili tahminlerimde sürekli haksız çıkmaktı.
    • “Müşterisini zengin eden zengin olur,” deyişi eski ve çok doğru bir atasözüdür ama bu adamlar bunu hiç duymamışa benziyor, yalandan dolandan vazgeçmiyordu.
    • Ama artık bunun nedenini biliyordum. Çünkü hep zamansız alım satımlar yapıyordum, araştırma ve deneyime dayalı olan sistemim işe yaramadığı anlarda gidip gözü kapalı kumar oynuyordum. Kendimden emin değildim, işi şansa bırakıyordum.
    • Hisse senedinin davranışı olarak adlandırdığım bir şey vardır, o da bir hissenin geçmişte gösterdiği davranışı sürdürüp sürdürmemesi ile ilgilidir. Eğer bir hisse senedi tutarsız davranıyorsa en iyisi ondan uzak durmaktır, çünkü nerede neyin yanlış olduğunu bilmediğiniz için hissenin ileride hangi değere ulaşacağını da bilemezsiniz. Hissenin hastalığını teşhis edemezseniz, tedavi de mümkün olmaz.
    • Ama şimdi anlıyorum ki asıl hata borsa spekülasyonu ile kumarı birbirine karıştırmış olmamdı.
    • Yükselme beklentisi olan borsada acemi çaylaklar borsanın kurallarını bilmedikleri için işi şansa bırakarak körü körüne alım yaparlar.
    • “Tamam, ben de borsanın yükseleceğini sizin kadar biliyorum. Ama şimdi o elinizdeki hisseleri satıp sonra değerleri düşünce geri almanın tam zamanı. Bundan siz kârlı çıkacaksınız.” “Evladım,” dedi Partridge, canının ne kadar sıkkın olduğu belliydi -“evladım, eğer o hisseyi şimdi satarsam, daha fazla kâr etme fırsatını kaybederim.” Elmer Harwood başını sallayarak bana doğru yöneldi. Benden anlayış beklediği belliydi. “Ne diyebilirim ki?” diye fısıldadı kulağıma. “Ne denir şimdi buna?” Ben susmayı tercih ettim. O devam ediyordu: “Ona Climax Motors’la ilgili bir tüyo verdim. Gitti beşyüz hisse aldı. Yedi puan kâr etti, sonra ben ona hisseleri satıp artık çoktan zamanı gelen düşüşten kurtulmasını söylediğimde bana ne diyor? Eğer şimdi satarsa kâr edemezmiş. Bu söze ne denir?” “Özür dilerim Bay Harwood, ben kâr edemem demedim. Daha fazla kâr etme fırsatını kaybederim dedim,” diye araya girdi bizim Hindi. “Siz de benim yaşıma gelince, benim geçtiğim yollardan, atlattığım paniklerden, iniş çıkışlardan geçince anlayacaksınız. Daha fazla kâr etme fırsatını kaçırmayın, buna kimsenin gücü yetmez, John D. Rockefeller’in bile. Umarım hisse fiyatı düşer ve siz de sattıklarınızı daha iyi bir fiyattan geri alırsınız, ama ben yılların deneyimi ile hareket etmek zorundayım. Bu deneyim bana çok şeye maloldu ve artık bir kez daha her şeye sıfırdan başlamak istemiyorum. Ama inanın size çok müteşekkirim. Borsa yükseliyor biliyorsunuz.” Sonra da arkasını dönüp gitti, Elmer şaşkınlık dolu gözlerle arkasından bakakalmıştı. Bay Partirdge’in söylediklerini o zaman pek anlayamamıştım, ama borsa hakkındaki tahminlerim doğru çıksa bile, yeterince para kazanamayınca sözlerini bir kez daha düşündüm. Düşündükçe o yaşlı adamın ne kadar zeki olduğunu daha iyi anladım. O da gençken aynı hataları işlemişti ve kendini çok iyi tanıyordu. Kendisine zararlı olduğunu bildiği zaaflarına kolay kolay teslim olmuyor ve böylece pahalı pişmanlıklardan uzak duruyordu. Bay Partridge’in “Borsa yükselecek biliyorsunuz,” demekle neyi kastettiğini anlamak benim için çok önemli ve öğretici bir adım oldu. Söylemek istediği şey, asıl kârın ufak tefek dalgalanmalardan değil, borsadaki temel hareketlerden geldiği, yani banttan gelen fiyatlara değil, borsadaki genel koşullara ve eğilime bakmak gerektiğiydi.
    • Hem doğru tahminlerde bulunan hem de sabırla yerinde oturmasını bilen insanlar ender bulunur. Bunu öğrenmesi kolay değildir. Ama borsada para kazanmanın tek yolu bu beceriyi edinmektir.
    • Borsa yükseliyorsa önce hisse senetleri alınır, bir süre sonra da düşme beklentisi oluşunca hisseler satılır. Bunu yapabilmek için genel koşullara dikkat etmek ve tek tek hisselerle ilgili özel faktörlere ya da tüyolara kulak asmamak gerekir. Borsada genel bir düşüş yaşanacağını hissettiğiniz anda elinizdeki bütün hisseleri satın, sonra da koşulların tersine dönmesini bekleyin. Bunu yapabilmek için zeki ve öngörüşlü olmanız gerekir, yoksa bu söylediğim, “ucuza alıp pahalıya sat” gibi basit bir öğüt olarak algılanabilir.
    • Kendi kararlarına güvenemeyen biri borsada başarılı olamaz. Benim bunca yılda borsada öğrendiğim tek bir şey var: genel koşulları incelemek, belli hisse senetlerini almak ve ondan sonra da bunları kolay kolay elden çıkartmamak. Artık tek bir sabırsızlık belirtisi bile göstermeden beklemeyi öğrendim. Bir hissenin değerinin düştüğünü görünce hiç telaşlanmıyorum, çünkü bunun geçici olduğunu biliyorum. Bir keresinde yüzbin hisse kısa duruma geçmiştim. Borsanın pek yakında yeniden yükselmeye başlayacağını biliyordum. Bu yükselişin kâğıt üzerinde bana bir milyon dolar kâr getireceğinin de farkındaydım. Yine de hiç istifimi bozmadan bekledim ve kâğıt üzerindeki kârımın yarısının silinip gittiğine tanık oldum. Bu arada kısa pozisyondan çıkıp açıklarımı kapatmak aklıma bile gelmedi. Bunu yaparsam pozisyonumu kaybedeceğimi ve bunun da gelecekteki kârlarımı engelleyeceğini biliyordum. Borsada asıl kâr getiren ufak tefek oynamalar değil, genel hareketlerdir.
    • Bu hikâyelerden bazılarını arkadaşlarıma anlattım, onlar da bana bu duyguların sezgi olmadığını, bunların sürekli aktif olan bilinçaltımın, yani yaratıcı aklın bir dışavurumu olduğunu söylediler. Sanatçılara farkında olmadan bazı şeyleri yaptıran akıl bu bilinçaltıdır işte. Belki de bende bu bir birikimdi, ayrı ayrı önemli olmayan, ama bir araya geldiğinde beni etkileyen faktörlerin bir bileşimiydi.
    • Zaten borsa yüksekse halk hiçbir zaman felaket haberlerine göre karar vermez. Eğer borsada düşme eğilimi varsa durum değişir, o zaman felaketler düşüşü hızlandırır.
    • Yalnızca tüyolara boş verip kendi düşüncemde diretmeyi öğrenmedim, aynı zamanda kendime güvenim arttı ve eski alım satım yöntemimin son kırıntılarını da üzerimden atmış oldum. Saratoga deneyimi, keyfi, deneme yanılma yoluyla süren son olay oldu. O günden sonra tek tek hisse senetlerine değil, borsanın genel ortamına bakmaya başladım. Böylece borsacılık okulunda sınıf atlamış oldum. Ama bu benim için uzun ve zor bir aşama oldu.
    • Eğer borsada genel bir düşüş varsa, bütün hisselerin fiyatları düşer, genel bir yükseliş varsa yükselir. Ancak diyelim ki bir savaş yaşanıyorsa ve borsa bu yüzden düşmüşse; bu silah hisselerinin de düşeceği anlamına gelmez. Ben genel durumlardan söz ediyorum. Ancak ortalama bir yatırımcı borsadaki genel düşüş ya da yükselişlerle ilgilenmez. Bu yatırımcı hangi hisse senedini satması ya da alması gerektiğini bilmek ister. Hazıra konmaktır niyeti. Yan gelip yatmak ister. Kafasını fazla yormak istemez. Yerde bulduğu parayı saymak bile zor gelir ona.
    • Önemli olan fiyatları en düşük anında yakalayabilmek değil, doğru anda alış ya da satış yapabilmektir. Borsanın düşeceğini düşünüyorsam ve satış yapmaya başladıysam, yaptığım her satış bir öncekinden daha düşük fiyata gerçekleşmelidir. Eğer satın alacaksam bunun tersi geçerlidir. Fiyatlar sürekli artıyor olmalıdır. Fiyatlar artarken satın almak, düşerken de satmak benim yöntemimdir. Diyelim ki ben hisse senedi alacağım ve 110’dan ikibin adet hisse aldım. Eğer ben satın aldıktan sonra hisse sendinin fiyatı 111’e çıkarsa demek ki, en azından o an için, yaptığım işlemde haklıyım, çünkü hisse fiyatı bir puan arttığına göre kâr etmiş sayılırım ve kâr ettiğim için gidip ikibin hisse daha alırım. Eğer borsa hâlâ yükseliyorsa, tekrar ikibin hisselik bir alım yaparım. Diyelim ki fiyat 114’e çıktı. O an için bunu yeterli olduğunu düşünüyorum. Şimdi elimde bir hisse senedi bazı oluştu. Ortalama 111 3/4’ten altıbin hisse senedi satın aldım ve şu anda hisse fiyatı 114. O an için daha fazla hisse almak istemiyorum. Oturup bekliyorum. Hisse fiyatı elbet bir noktadan sonra düşecek diye düşünüyorum. Bu düşüşten sonra borsa fiyatı nasıl toparlayacak diye merak ediyorum. Büyük bir olasılıkla, bu düşüş benim yaptığım üçüncü alımdan sonra gerçekleşecek. Diyelim ki fiyat 114’ten 112 1/4’e düşecek, sonra tekrar artacak. Fiyat tekrar 113 3/4’e çıktığı anda borsadan dörtbin hisse alma emri veriyorum. Eğer o dörtbin hisseyi 113 3/4’e alabiliyorsam, yanlış giden bir şeyler olduğunu anlıyorum ve bir deneme satışı yapmaya karar veriyorum, yani bin hisse senedini satışa çıkarıyor, borsanın buna nasıl tepki verdiğini izliyorum. Ancak diyelim ki fiyat 113 3/4 iken verdiğim dörtbin hisselik alış emrinden sonra ikibin hisseyi 114’e, beşyüz hisseyi 114 1/2’ye, geri kalanını da daha yüksek fiyatlara alabiliyor, son beşyüz hisse için de 115 1/2 ödüyorum. Artık kesinlikle haklı olduğumu anlıyorum. Hisse senedini alış koşullarım bana o anda o hisseyi almakta haklı olup olmadığımı gösteriyor -elbette bu arada borsanın genel durumunu iyice değerlendirdiğimi ve borsanın artma eğilimi içinde olduğunu varsayıyorum. Ben hiçbir hisseyi fazlasıyla ucuza ya da fazlasıyla kolay satın almak istemem.
    • Başkan, “Dostum,” diye açıklamaya başlamış, “Senin bana doğruyu söylediğinden bir an bile kuşkulanmadım. Ama bu haberi H. O. Havemeyer sana kendisi bile söylemiş olsaydı, aynı şeyi yapardım. Gerçekten de H. O. Havemeyer ve arkadaşlarının o hisseleri senin söylediğin gibi alıp almadıklarını anlamanın tek bir yolu vardır, o da benim yaptığımı yapmaktır. İlk onbin hisse gayet kolay satıldı. Ama durum hakkında fazlaca bilgi vermiyordu bu. İkinci onbin hisse anında gitti, hem de borsa yükselmeye devam ediyordu. Demek ki birileri satılan her hisseyi hemen almaya hazırdı. Bu alıcıların kim olduğu şu anda pek de önemli değil. Ben artık kısa pozisyondan çıktım, elimde onbin hisse var ve bana verdiğin bilginin doğru olduğuna inanıyorum.”
    • Eğer uzun vadeli ve yüksek miktarda alımlar yapıyorsanız bunu aklınızdan hiç çıkarmayın. Bir yatırımcı önce genel koşulları inceler, sonra kendine bir plan yapar ve sonra harekete geçer. Diyelim ki planı gerçekleşir ve büyük kâr elde eder, ama kâğıt üzerinde. Bu yatırımcı hisselerini canı isteyince satamaz. Borsanın ellibin hisseyi alması yüz hisseyi almasından çok daha zor olacaktır. Bu yatırımcı kendisi için bir piyasa oluşana kadar beklemek zorundadır. Derken hisseleri için bir alıcı kitlesi oluştuğunu farkeder. O kitleye hemen ulaşmalıdır. Zaten belli bir süredir beklemektedir. Hisseleri o isteyince değil, satabildiği zaman satmak zorundadır.
    • Ancak ilk işlemden sonra kâr etmemişseniz, asla ikinci bir işleme girmeyin. Beklemeyi tercih edin. İşte bu noktada fiyatları çok iyi izleyin, bir sonraki işlemi ne zaman başlatacağınızı böyle anlayacaksınız. Her şey doğru zamanlamaya bağlıdır. Bunun önemini anlamam uzun yıllar sürdü. Ayrıca bana yüzbinlerce dolara maloldu.
    • 1906 yazında Saratoga’da yaşadığım Union Pacific olayı beni tüyolardan ve boş laflardan iyice soğuttu, yani ne kadar iyi niyetli ve deneyimli olurlarsa olsunlar, başkalarının fikirlerine ve tahminlerine kulak asmamayı öğretti.
    • Borsa en beklemediğiniz anda, üstelik de sizin mantığınıza ters bir biçimde hareket etti diye ona kızmak, zatürre oldunuz diye akciğerlerinize kızmaya benzer.
    • Doğal olarak, en iyisi yükselen bir borsada hisse senedi satın almak, borsa düşerken de satmaktır. İnsana fazlasıyla basit geliyor, değil mi? Ama bu ilkeyi anlamak yetmez, uygularken birçok olasılığı göz önünde bulundurmak gerekir. Bu temel ilkeye göre alım satım yapmayı öğrenmek benim uzun süremi aldı.
    • Eğer insan hiç hata yapmazsa bir ay içinde dünyayı ele geçirebilir. Ama yaptığı hatalardan ders almazsa dünyada dikili bir ağacı bile olmaz.
    • Eskiden bulduğum bir teoriye göre bir hisse 100, 200 ya da 300 sınırını ilk kez aştığında fiyat yuvarlak rakamda durmaz ve daha da yukarı çıkar, bu yüzden hisseyi sınırı geçer geçmez alırsanız mutlaka kâr edersiniz. Temkinli davranan yatırımcılar bir hisseyi fiyat rekoru kırdıktan sonra satın almazlar. Ama ben geçmişte bu teorimi uygulayarak çok kâr ettim.
    • Para ancak çalışarak kazanılır. Çok para kazanmak içinse doğru zamanda haklı çıkmak gerekir.
    • Ama en büyük kazancım parayla satın alınamayacak bir şeydi: Haklı çıkmıştım, ileriye bakmasını bilmiş, ayrıntılı bir plana göre hareket etmiştim. Büyük paralar kazanmak için ne yapmam gerektiğini öğrenmiştim, artık kumarbazlar safhında değildim. Sonunda borsada kafamı kullanarak oynamayı öğrenmiştim. Bu, benim için unutulmayacak bir gün oldu.
    • Size ilginç bir şey söyleyeyim: Bir borsacı hata yaptığını bile bile hata yapabilir. Bu hataları yaptıktan sonra, kendi kendine niye yaptığını soracaktır. Sakin kafayla bir süre düşündükten sonra, bu hataları nasıl, ne zaman, işlemin hangi anında işlediğini anlayabilir, ama neden işlediğini asla anlamayacaktır. Kendi kendine kızacak ve ondan sonra da bir daha bu konu üzerinde düşünmeyecektir.
    • Zarar etmek beni üzmez. Bir gecede unuturum. Ama o haksız çıkmak var ya, insanı yiyip bitiren şey, odur.
    • Genç ve normal bir insan, yoksul olduğu günleri çabuk unutur. Ama zengin olduğu günleri unutması biraz daha uzun sürebilir. Bunun nedeni paranın yeni gereksinimler ortaya çıkarması ve eski gereksinimleri de artırmasıdır.
    • Ucuz bir araba alırken düşünüp taşınır da servetinin yarısını borsaya yatırırken bir an bile duraklamaz.
    • Borsayı izlerken, borsa deyince banttan gelen fiyatları kastediyorum, tek bir amacınız olmalıdır: fiyat eğilimini saptamak. Fiyatlar bildiğiniz gibi karşılaştıkları direnişe göre aşağı ya da yukarı doğru hareket ederler. Olayı basite indirgemek gerekirse, fiyatların en az direnç görecekleri yöne doğru hareket ettiklerini söyleyebiliriz. Onlar için hangi yön en kolaysa o yöne doğru seyredeceklerdir, yani artışın önünde az direnç varsa yükselecek, düşüşün önünde az direnç varsa ineceklerdir.
    • Açık görüşlü olan ve biraz ilerisini görebilen bir kişi bu eğilimi rahatlıkla görebilir, ancak insan her şeyi kafasındaki önyargılara göre algılıyorsa, bu biraz zor olabilir.
    • Spekülatör yatırımcı değildir. Amacı yatırdığı paraya yüksek faizle gelir sağlamak değil, spekülasyona girdiği hisselerin fiyatlarındaki düşüş ya da artışlardan kâr etmektir.
    • Uygulamada da alım satımlarınızı benim bahsettiğim yöntemle yaparsanız, göreceksiniz ki borsa kapanışından açılışına kadar geçen süre içinde yayılan önemli haberler mutlaka size fiyatın hangi yöne seyredeceği konusunda bir bilgi verecektir.
    • Borsanın durgun olduğu, fiyatların ancak dar sınırlar içinde oynadığı dönemlerde bir sonraki büyük hareketin ne yönde olacağını tahmin etmenin bir anlamı yoktur. Yapılması gereken şey borsayı izlemek, fiyatların alt ve üst sınırlarını belirlemek ve ondan sonra da fiyatlar bu sınırları aşana kadar alım ya da satış yapmamaya karar vermektir. Spekülatörün işi borsadan para kazanmaktır, fiyatlarla inatlaşarak mutlaka kendi düşündüğü yönde seyretmelerini sağlamak değil. Asla fiyatlarla kavga etmeyin ya da fiyatların niye şu ya da bu düzeyde olduğunu sorgulamaya çalışmayın. Borsada pişmanlıkların temettüsü yoktur.
    • Belli sınırlar içinde dalgalanırken buğdayın neden böyle davrandığını açıklayamazdım. Fiyatın sınırları aşarken 1,20 doların üzerine mi çıkacağını, 1,10 doların altına mı ineceğini de önceden kestiremezdim. Gerçi içten içe fiyatın yükseleceğini düşünüyordum, çünkü dünyada fiyatları düşürecek kadar bol bir buğday hasadı yaşanmamıştı. Daha sonra anlaşıldığına göre Avrupa bizden sessiz sedasız buğday almaktaymış, birçok borsacı da 1,19 dolar civarında kısa pozisyona girmiş. Avrupa’dan yapılan alımlar ve diğer bazı nedenler yüzünden yüksek miktarda buğday piyasadan çekilmiş ve sonunda beklenen büyük hareket başlamış. Böylece fiyat 1,20 dolar sınırını aştı. Benim beklediğim işaret buydu. Fiyat 1,20 doları aşınca anladım ki, nihayet sınırın ötesine doğru yükseliş başlıyordu. Diğer bir deyişle, fiyat 1,20 doları aşınca direncin en az olduğu yön de belirlenmiş oluyordu. Böylece borsanın seyri de değişiyordu.
    • İlginçtir, birçok deneyimli borsacı kendilerine hisse senedi alırken yüksek fiyattan almaya, satarken düşük fiyattan satmaya çekinmediğimi, gerekirse hiç satmadığımı söyleyince şaşırır. Herkes fiyatların seyrine göre alım ya da satış yapsa, son direnç sınırı kırılana kadar beklese, borsada kaybeden olmazdı. İyi bir borsacı elindeki bütün kozları aynı anda oynamaz. Yavaş yavaş alır, yavaş yavaş satar. Önce alacağının beşte birini alır. Eğer kâr etmemişse almaya devam etmemelidir, bu onun yanlış adım attığını gösterir, en azından o an için yanılıyordur.
    • ‘Yarış bitene kadar galibi kimse bilemez!’
    • Ben bazen spekülasyon işinin doğaya aykırı bir iş olduğunu düşünürüm, çünkü borsada spekülasyon yaparken insan kendi doğasına karşı mücadele vermelidir. İnsanların zaafları borsada onları yer bitirir. Bu zaaflar onları insan yapan, başkaları tarafından sevilmelerini sağlayan ve menkul değerlere ya da hammadde piyasaları dışında hiç de tehlikeli olmayan zaaflardır. Bir spekülatörün en büyük düşmanı kendi içindedir. Umut ve korku insan doğasının ayrılmaz birer parçasıdır. Borsa size karşı işlemeye başladığında, hep her günün son gün olduğunu umar ve bu umudunuz yüzünden biraz daha zarar edersiniz. Oysa nice ulus umut sayesine ayakta kalabilmiş, devlet adamlarına elde ettikleri başarıları hep umut getirmiştir. Borsa sizin lehinize işlemeye başlayınca da korkmaya başlar, ya yarın zarar edersem diye düşünürsünüz ve zamanından önce satarsınız elinizdeki hisseleri. Korku, elde edebileceğiniz kazancı sınırlar. Başarılı bir borsacı bu iki güçlü duyguyla savaşmalı, doğal dürtü dediğimiz bu iki şeyi tersine çevirebilmelidir. Umut etmek yerine korkmalı, korkmak yerine umut etmelidir. Zararının daha da büyümesinden korkmalı, kârlarının daha da artmasını ummalıdır. Ortalama insan ise bunun tam tersini yapar ve bu yaklaşımla borsada oynamak tehlikeli bir kumara benzer.
    • İnsan belli bir zamanda bir hisseyi ya da bir hisseler grubunu altedebilir, ama bütün borsayı asla! İnsan pamuk ya da· zahire alarak kâr edebilir, ama kimse pamuk ya da zahire borsasını altedemez. At yarışları gibi. İnsan bir at yarışını kazanabilir, ama bütün at yarışlarını asla! Bu söylediklerimi size nasıl daha iyi anlatabilirim, bilmiyorum. Aksini söyleyenlere inanmayın. Ben söylediklerimin doğru olduğunu ve tersini kimsenin kanıtlayamayacağını çok iyi biliyorum.
    • İnsan bir işte yıllarını geçirince kendisine göre bazı âdetler ediniyor, oysa acemiler için durum tümüyle farklı. Profesyonellerle amatörler arasındaki fark da bu işte. Borsada kâr mı zarar mı edeceğinizi belirleyen şey, olaylara bakış açınızdır. Halk, kendi çabalarını yüzeysel bir bakış açısıyla değerlendirir. İnsanın egosu ilk fırsatta araya girer, derinlemesine ve kapsamlı düşünmeyi engeller. Profesyoneller ise parayı düşünmeden doğru şeyi yapmakla ilgilidirler, çünkü doğru hareket ettikleri anda paranın kendiliğinden geleceğini bilirler. Bir borsacı, oyunu profesyonel bir bilardocu gibi oynar, yani dikkatini ilk vuruşa yönlendirecek yerde, uzun vadeli düşünür. Bu oyun tarzı bir alışkanlık halini alır.
    • Palm Beach’te herkes Thomas’ın mart pamuğunda girdiği pozisyonun çökmesinden bahsediyordu. Biliyorsunuz söylentiler ağızdan ağıza dolaştıkça yayılır, abartılır, bilgiler çarpıtılır, haberler değiştirilir. Benim hakkımda çıkan bir söylenti, yirmidört saat içinde söylentiyi ilk çıkaran kişiye geri geldiğinde, öyle şişirilmiş, öyle ayrıntılar eklenmiş ki o kişi bile bunun aynı söylenti olduğunu anlamakta güçlük çekmiş.
    • Ben para kazanmaya o kadar alışığım ki hata yaptığımda aklıma gelen ilk şey para kaybetmem olmaz. Ben her zaman oyunun kendisiyle, nedenlerle ilgilenmişimdir. Öncelikle, kendi sınırlamalarını ve alışkanlıklarını sorgulayan bir insanım. İkinci olarak da aynı hataya ikinci kez düşmek istemem. İnsan ancak ders alarak kâra çevirebildiği hataları affettirebilir.
    • İnsanı inandıklarından vazgeçirmek kolay değildir ama bir belirsizlik ve kararsızlık duygusuna sürüklemek kolaydır. Bu da daha kötü bir şeydir, çünkü o zaman insan borsada kendine güvenerek, huzur içinde oynayamaz.
    • Bu, meslek hayatımın en aptalca adımı oldu. Kendi gözlemlerim ve çıkarımlarım doğrultusunda başarılı ya da başarısız olacak yerde, bir başkasının fikirlerine göre hareket etmeye başladım. Başıma gelecekleri fazlasıyla hak etmiştim. Borsanın yükseleceğine gerçekten inanmıyordum ama yine de hisse aldım, üstelik hisseleri deneyimlerimin bana öğrettiği yönteme göre de almadım. Doğru oynamıyordum. Thomas’ı dinleyerek ölüm fermanımı imzalamıştım.
    • Borsada insan çok gaf yapabilir, ancak hataların en büyüğü göz göre göre zarar etmektir.
    • Bana milyonlara malolan bir diğer ders de, karizmatik bir insanın inandırıcı konuşmalarla herkesi etkileyebileceğini ve bunun da bir borsacının en büyük düşmanlarından biri olduğunu görmekti. Ne yazık ki aynı dersi yalnızca bir milyon dolar kaybederek de alabilirdim. Ama ne yaparsınız ki bazen derslerin bedelini kader belirliyor. Kader insana dersini verip ondan sonra da faturayı çıkarıyor, siz de miktarı ne olursa olsun ödemek zorunda kalıyorsunuz.
    • Hayatlarını borsadan kazanmaya kararlı olanların çoğu, yavaş yavaş ellerindekini avuçlarındakini de tüketirler.
    • Wall Street’te bir araba, bir bilezik, motorlu bir tekne ya da bir tablo almak için borsada oynayıp da kaybetmeyen tek bir insan bile bulamazsınız.
    • İnsan ani bir ihtiyaç için borsadan para kazanmaya çalışırsa ne yapar? Kendini umuda kaptırır. Kumar oynar. Bu yüzden zekâsını kullanarak spekülasyon yaparken atılmayacağı risklere atar kendini ve soğukkanlılıkla borsanın genel koşullarını incelemesi gerektiğini unutur.
    • İnsan borsada para kazanmak istiyorsa, kendisini çok iyi tanımalı. Benim ne kadar aptal olabileceğimi anlamam benim için çok önemli bir adım oldu. Bazen bedeli ne olursa olsun, insanın gelecekte daha akıllıca hareket etmesini sağlayacak her ders yararlıdır, diye düşünüyorum. Birçok insan gözleri kendi başarılarıyla kör olduğu için büyük hatalar işleyebiliyor. Kendini başarının büyüsüne kaptırmak herkes için her yerde, özellikle de Wall Street’te çok pahalı bir hastalıktır.
    • Birileri bana, aynı zamanda Williamson’un çok yakın dostu olan, National City Bank’in eski müdürü James Stillman’ın kendisine herhangi bir teklif getiren herkesi hiç konuşmadan, ifadesiz bir yüzle dinlediğini anlatmıştı. Karşısındaki kişi sözlerini bitirdikten sonra, Stillman sanki sözleri bitmemiş gibi ona bakmaya devam edermiş. Böylece karşısındaki, biraz daha konuşması gerektiğini hissederek bir şeyler daha söylermiş. Sadece karşısındakini dinleyerek ve ona bakarak Stillman düşündüğünden de fazlasını alabiliyormuş. Bu şekilde bankası için çok avantajlı anlaşmalar yapmış.
    • Aklı başında bir insan, kendisine iyilik yapanlara müteşekkirdir, ama bu duygunun kendisine ayak bağı olmasına izin vermez.
    • Zarar etmek beni üzmedi. Ben ne zaman borsada para kaybetsem karşılığında bir ders aldığımı düşünürüm. Zarar ettiysem karşılığında deneyim kazanmışımdır, yani kaybettiğim parayı aslında okul ücreti gibi kullanmışımdır. İnsan sürekli deneyim kazanır ve bunun karşılığını ödemek zorundadır.
    • Bir borsacının sınırsız zaafı olduğunu öğrenmiştim. Benim Dan Williamson’a karşı tutumum, bir beyefendiye yakışan bir davranıştı, ama kendi kararlarının tersine hareket etmek, gerçek bir borsacıya hiç yakışmıyordu. Borsada zorunlu nezakete yer yoktur, çünkü fiyatlar soylu davranışları değil, isabetli kararları ödüllendirir. Yine de ben farklı davranamayacağımı biliyordum. Sadece borsaya gireceğim diye karşımdakini ezip geçemezdim. Ama iş iştir ve benim de spekülatör olarak işim her zaman kendi kararlarıma bağlıdır.
    • Bir borsacı borsanın genel koşullarını incelemenin, hisselerin geçmişteki performanslarını akılda tutmanın, halkın psikolojisini ve brokerlerinin sınırlamalarını gözetmenin yanı sıra kendini çok iyi tanımalı ve kendi zaaflarına karşı koymasını bilmeli.
    • Derken birden bire, ben her geçen gün servete biraz daha yaklaşırken Lusitania olayı yaşandı ve fiyatlar düştü. Arada sırada böyle olaylar insanı kendine getirmek için iyidir. Kimse borsanın tam olarak ne getireceğini bilemez, her zaman bir kaza payı bırakmak gerekir. Bazıları Lusitania’nın torpillenmesi olayının profesyonel borsacıları fazla sarsmadığını, haberi zaten Wall Street’e yayılmadan çok önce duyduklarını söylerler.
    • bazen para kazanmamak insanın elinde değildir, yağmurda şemsiyesiz çıkıp kuru kalmanın mümkün olmadığı gibi.
    • Borsada genel bir yükseliş yaşanırken bütün fiyatlar sürekli tırmanır. O nedenle bir hisse senedi genel trendin tersine giderse, bunun o hisse senedine özgü bir olumsuzluktan kaynaklandığı düşünülür. Deneyimli bir borsacı bir şeylerin ters gittiğini hemen anlar. Fiyatların gidişine göre çıkarımlar yapar ve borsa alarm zilleri çalmadan önce uyarıyı alıp elindeki hisseleri satar.
    • Unutulmaması gereken bir diğer şey ise şudur: Asla hisseyi fiyatı en yüksek düzeydeyken satmaya çalışmayın. Bu akıllıca bir hareket değildir. Hissenin birkaç puan gerilemesini bekledikten sonra satın.
    • Daha önce de söylediğim gibi, borsa düşmeye başladığında halkın morali de tümüyle bozulursa, bir an önce hisseleri alıp açıklan kapatmak en iyi stratejidir.
    • Borçlarımın hepsini ödedikten sonra paramın yüklüce bir kısmını bana düzenli gelir sağlayacak hisselere yatırdım. Bir daha asla parasız kalmamaya, hiçbir güvencem ve sermayem olmadan yaşamamaya kararlıydım. Elbette evlendikten sonra karım için bir fon oluşturdum. Oğlumuz doğduktan sonra aynı şeyi onun için de yaptım. Bunu yapmamın nedeni paramı borsaya kaptırma korkusu değil, insanın elindeki avcundaki bütün parayı gözünü hiç kırpmadan harcayabileceğini bilmemdi. Bu fonları oluşturarak eşimi ve çocuğumu kendimden korumuş oldum.
    • Yaşam, beşikten mezara bir kumardır ve altıncı hissim olmadığı için başıma gelen şeyleri kabullenmem gerektiğini bilirim. Yine de borsa yaşamım sırasında isabetli kararlar alıp dikkatli adımlar atmama karşın, dürüst davranmayan bazı rakiplerimin yaptığı haksızlıklar yüzünden zarar ettiğim oldu.
    • Ben sadece ve sadece gerçeklere bakarım ve hareketlerimi ona göre planlarım. Berbard M. Baruch da zenginliğin reçetesini böyle vermiştir.
    • Daha önce bin kez söylediğim gibi, hiçbir manipülasyon, hisse fiyatlarını düşürüp düşük kalmalarını sağlayamaz. Bunu anlamak hiç de zor değildir. Yarım dakika bu konu üzerinde düşünmeye zahmet eden herkes nedeni kavrayabilir. Diyelim ki bir borsacı bir hisse senedinin fiyatını gerçek değerinin altına düşürdü, bundan sonra ne olacaktır? Öncelikle bu kişi hisseyi satın almak isteyenlerin ekmeğine yağ sürecektir. Hisse senedinin değerini bilenler, mutlaka düşük fiyattan satılıyorken o hisseyi almak isteyecektir. Eğer hisseyi alan çıkmıyorsa, demek ki borsanın genel koşulları olumsuzdur ve borsada genel bir düşüş beklentisi vardır. Fiyatın özellikle düşük tutulması borsada hoş görülmeyen bir tutumdur, buna neredeyse bir suç gözüyle bakılır. Ama bir hisse senedini gerçek değerinin çok altında bir fiyattan satmak tehlikeli bir iştir. Eğer fiyatı özellikle düşük tutulan, yani haksız bir biçimde kısa pozisyona girilen bir hissenin fiyatı yükselmiyorsa, alıcı bulamıyor demektir; alıcı çıktığında fiyat hemen yükselir. Şu kadarını söyleyeyim, fiyatların haksız yollardan düşük tutulduğu öne sürülen olayların yüzde doksandokuzunda düşüş doğal yollardan gerçekleşmiştir.
    • İnsanlar tüyolara aptal oldukları için değil, kendilerini umuda kaptırdıkları için inanırlar. Baron Rothschild’ın borsada kâr etmesine yardımcı olan bir sırrı varmış. Birileri ona borsada para kazanmarnın zor olup olmadığını sormuş, o da çok kolay olduğunu söylemiş. Soruyu soran kişi, “Size kolay geliyor, çünkü zaten çok zenginsiniz,” demiş. “Hiç de değil. Ben işin kolayını buldum ve ondan şaşmıyorum. Bu yolla para kazanmamak imkânsız. İsterseniz size sırrımı söyleyeyim. Sırrım şu: Ben asla fiyat en düşük düzeydeyken hisse almam ve her zaman erken satarım.”
    • Onu hisseleri satmaya iten şeyin ne olduğunu da açıkladı. “Reinhart bana şirketin durumunu anlatırken sayıları yazmak için çalışma masasının çekmecesinden mektup kağıdı çıkardı. Kullandığı kâğıt son derece kaliteli, iki renk kabartmalı antetli bir kâğıttı. Bu kâğıt çok, hem de çok pahalıydı. Kağıdın üzerine birkaç sayı yazarak şirketin bazı bölümlerinin ne kadar kâr ettiğini, harcamaları ve işletme masraflarını nasıl azalttıklarını anlattı. Ondan sonra da o güzelim kağıdı buruşturarak çöp sepetine attı. Birazdan yeni uyguladıkları bir yöntemi anlatmak için iki renkli antetli yeni bir sayfa çekip aldı. Birkaç sayı yazdıktan sonra, o kâğıt da çöp sepetini boyladı. Bir an düşünmeden boşa harcanan bu kadar para. Eğer genel müdür böyleyse, yanında çalışanlar kim bilir nasıldır diye düşündüm. O yüzden genel müdüre inanacak yerde, bana onun ne kadar müsrif olduğunu anlatanlara inanmaya karar verdim ve elimdeki bütün Atchinson’ları sattım. Bir rastlantı sonucu birkaç gün sonra Delaware, Lackawanna & Western’in ofisine gitmem gerekti. O günlerde genel müdür Sam Sloan’dı. Ofisi girişin hemen yanındaki odaydı ve kapısı da ardına dek açıktı. Onun kapısı her zaman açıktı. D. L. & W.’nin merkez ofisine giren herkes şirketin genel müdürünü masasında otururken görebilirdi. İsteyen herkes gidip işini doğrudan onunla görebilirdi. Ekonomi muhabirleri Sam Sloan’la doğrudan konuşup lafı hiç dolandırmadan kendisine soru sorabildiklerini ve borsada durum ne olursa olsun kendisinden açık bir evet ya da hayır cevabı alabildiklerini anlatırlar. Sloan’ın odasına girince onun meşgul olduğunu gördüm. Önce mektuplarını açtığını sandım, ama sonra masasına yaklaşınca ne yaptığını farkettim. Sonradan bunun günlük alışkanlığı olduğunu öğrendim. Ofise gelen mektuplar ayırılıp açıldıktan sonra boş zarflar atılacak yerde Sloan’ın odasına getirilirmiş. O da boş dakikalarında zarfın kenarlarını yırtarmış. Böylece bir yüzü boş iki parça kâğıt elde edermiş. Bu kâğıtları biriktirir, ondan sonra da ofisteki elemanlara dağıtır, Reinhart’ın benim için kullandığı antetli kağıdın yerine, not kağıdı olarak kullanmalarını sağlarmış. Ne boş zarflar, ne de müdürün zamanı boşa harcanırmış. Her şey için bir kullanım alanı bulunurmuş anlayacağınız. Eğer D. L. & W. ’nin genel müdürü böyleyse, şirketin her bölümü de iktisatlı bir şekilde yönetiliyordur mutlaka, Sloan bunun böyle olmasını sağlıyordur, diye düşündüm. Elbette şirketin düzenli temettü ödediğini ve bol gayrimenkulü olduğunu biliyordum. Alabildiğim kadar D. L. & W. hisse senedi aldım. O zamandan bu yana hissenin değeri önce ikiye, sonra da dörde katlandı. Şimdi neredeyse ilk yatırdığım para kadar yıllık temettü alıyorum. Bugün hâlâ D. L. & W.’lerimi elimde tutuyorum. Atchinson firması ise genel müdürü bana müsrif olmadığını kanıtlamak için sayfa sayfa antetli kâğıtları çöp sepetine attıktan kısa bir süre sonra el değiştirdi.” Bu gerçek bir olaydır ve D. L. & W. hisseleri o Pennsyilvania’lının borsa yaşamı boyunca yaptığı en iyi yatırımdır.
    • Bir borsacının yetişmesi tıp eğitimine benzer. Doktor adayının uzun yıllar boyunca çalışarak anatomi, fizyoloji, farmakoloji gibi birçok konuyu öğrenmesi gerekir. Önce işin teorisini kavrar, ondan sonra da hayatını işin uygulamasına adar. Her tür patolojik olguyu gözlemleyerek bunları sınıflandırır. Tanı koymasını öğrenir. Eğer tanıları doğru çıkarsa -bu da gözlemlerinin eksiksiz olması ile mümkün olur ancak- tedavide de başarılı olacaktır. Ancak her zaman insanın yanılabileceğini ve beklenmedik bazı olayların bunu etkileyebileceğini aklında tutmak zorundadır. Sonra yavaş yavaş deneyim edinir, yalnızca doğru şeyleri yapmasını değil, bunları zamanında yapmasını da öğrenir, öyle ki doktor olmayan insanlar onun bazı içgüdülerini izleyerek hareket ettiğine inanmaya başlar. Oysa doktor bunu otomatik olarak yapmaz. Uzun yıllar boyunca aynı hastalıkla defalarca karşılaştığı ve tanı koyduğu için deneyimlerine dayanarak en uygun tedavi biçimi neyse onu seçer. Bilgilerinizi, yani kitaplardan öğrendiğiniz şeyleri başkalarına aktarabilirsiniz ama deneyiminizi aktaramazsınız. Bir yatırımcı ne yapması gerektiğini çok iyi bilebilir, ama bu bildiğini zamanında uygulamadığı sürece zarar etmekten kurtulamayacaktır.
    • Borsada geçen yıllar, sıkı çalışma ve iyi bir hafıza sayesinde, borsacı hem beklediği hem de beklemediği şeylere karşı nasıl davranacağını bilecektir.
    • Örneğin hafızamın ve matematiğin benim için çok büyük önem taşıdığını belirtmeliyim. Wall Street’te para matematiksel olarak kazanılır. Yani borsa bazı gerçeklere ve sayılara dayalı olarak yürür.
    • Deneyim borsada insana en fazla temettü getiren şeydir ve gözlem en iyi tüyodur. Bazen gereken tek bilgi, belli bir hisse fiyatının izlediği yöndür. Bunu gözlemlemek gerekir. Sonra da deneyiminiz normal olandan, yani olası olandan saparak, nasıl para kazanabileceğinizi gösterecektir. Örneğin hepimiz hisse senetlerinin hep birlikte hareket etmediklerini biliyoruz, ama borsada genel bir yükseliş ya da düşüş varsa, belli hisse grupları o yönde hareket edecektir.
    • Pratikte yüzlerce kez çürütülmüş olmasına karşın, teoride bu hisselerin eninde sonunda aynı yerde buluşacaklarına kesin gözüyle bakılır, bu nedenle halk C. D. Çelik ile X. Y. Çelik yükselirken A. B. Çelik henüz yükselmediyse, hemen bu sonuncu hisseden almaya koşar. Ben borsada genel yükseliş beklentisi varsa bile, bir hisse gerektiği gibi hareket etmiyorsa onu satın almam. Bazen fiyatların yükselmesi an meselesiyken, ben bir hisse senedini satın alırım, sonra da onun grubundaki diğer hisselerin fiyatı artmıyor diye satarım. Neden? Deneyimlerim bana grup eğilimlerine ters hareket etmemem gerektiğini göstermiştir de ondan. Her zaman kesin gerçeklere dayanarak hareket edilemeyebilir.
    • Benim için fazla karmaşık bir nedene gerek yoktur. Ben borsacıyım ve benim için tek bir işaret gerekir: Şirketin kendi yöneticileri hisseyi alıyor mu? Almıyorlardı. Yöneticilerin fiyat düşerken hisseyi neden almak istemedikleri beni ilgilendirmiyordu. Hisse fiyatını artırmak için özel çaba harcamamaları benim için yeterliydi.
    • Güzel Sanat Olarak Spekülasyon adlı kitabında bir borsacının cesur olması demek, verdiği kararlarda direnebilmesi demektir, diye yazar. Bense yanılmaktan korkmam, çünkü yanıldığım kanıtlanana kadar yanıldığımı düşünmem.
    • Başarılı olacaksam bilgilerim sayesinde olmalıyım. Eğer başarısız olacaksam, bu da yine kendi hatalarım yüzünden olmalıdır.
    • Bilgi güçtür ve gücün yalanlardan korkmasına gerek yoktur, bu yalanlar borsanın fiyat tahtasında ilan edilse bile. Yalan olduğu kısa sürede ortaya çıkacaktır nasıl olsa.
    • Borsada başarılı olmanın sırrı, insanların geçmişte işledikleri hataları gelecekte de işleyecekleri ilkesine dayanır.
    • Kendi malı olmayanı satanlar ya geri alır ya hapsi boylar.
    • Yanıldığını anladığı anda konumunu değiştirebilen ender insanlardanmış.
    • Ajansların geçtiği ekonomi haberlerine bir bakın, çoğunun yarı resmi ağızlardan açıklanan tüyolar olduğunu görürsünüz. Adını niçin vermemiş?
    • Ne yapılacağını bilmek kadar ne yapılmayacağını bilmek de önemlidir.
    • Borsada genel yükseliş görüldüğü zamanlarda, özellikle canlanma dönemlerinde, halk kâr eder, ondan sonra da elindeki hisseleri zamanında satmasını bilmediği için zarara uğrar.

    (291)

    Başarılı bir borsacı bu iki güçlü duyguyla savaşmalı… Umut etmek yerine korkmalı, korkmak yerine umut etmelidir. Zararının daha da büyümesinden korkmalı, kârlarının daha da artmasını ummalıdır.

  • Ocak 2026 Portföy Durumu

    Bu ay portföyümün dashboard kısmını oldukça geliştirdim. Temel sorunlar getiri oranı ve bileşik yıllık büyüme oranıydı. Yüklü bir miktar nakit girişi olduğunda bu iki veri de sapıtıyordu. Örneğin %28’lik bir büyüme mevcutken portföyümün %20’si kadar nakitin girdiğini düşünelim. Aslında büyüme oranımın değişmemesi lazım çünkü yeni giren para ile daha yatırım yapmadım fakat benim dosyamda değişiyordu. Bu nedenle Time-Weighted Return (TWR), Türkçe karşılığıyla “Zaman Ağırlıklı Getiri” kullanımını entegre ettim. Basitçe anlatmak gerekirse portföyü yeni nakit girişlerine göre periyotlara bölüyor ve bu periyotlardaki getirileri çarparak bir sonuca ulaşıyor TWR fakat kendi dosyamda bu şekilde yapamayacağım için haftalık parçalara böldüm, bu sayede de hata payını oldukça düşüğe indirdim. Ayrıca matematiksel olarak da bu şekilde bulduğum sonuç, normal TWR değerinden düşük olacağı için bu hata payı benim aleyhime aslında fakat yanlış sonuçlarla daha fazla kâr ettiğimi görmekten iyidir.

    Bu ay “Bir Borsa Spekülatörünün Anıları” kitabını okudum, detaylı bir özetini yarın ya da ertesi gün yayınlayacağım.


    Ocak 2026 ayında benim portföyüm 3.52% artmış. Bunun yanında S&P 500 1.17%, DJ Emtia Endeksi 8.17%, Bitcoin -11.80% ve BIST 100 ise dolar cinsinden 19.34% artmış. Aslında son işlem gününe kadar portföyüm %5 artıştaydı fakat son gündeki düşüş nedeniyle %3.52’ye indi.


    2026 yılına girerken piyasaların aklındaki en büyük soru işareti, “yumuşak iniş” senaryosunun gerçekleşip gerçekleşmeyeceğiydi. Ocak ayını geride bıraktığımızda, hem içeride hem de dışarıda taşların yerinden oynadığı, volatilitenin arttığı ancak yön arayışının sürdüğü bir tablo ile karşı karşıyayız. Merkez bankalarının ayrışan politikaları ve emtia piyasasındaki hareketlilik, portföy yöneticileri için aktif bir ay olmasını sağladı.

    İşte Ocak 2026’da piyasalara damga vuran gelişmeler ve yatırımcılar için çıkarımlar:

    1. TCMB’den Beklenen Hamle: Faiz İndirim Döngüsü Hızlandı
    Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), 22 Ocak tarihli PPK toplantısında politika faizini piyasa beklentilerine paralel olarak 100 baz puan indirerek %38’den %37’ye çekti.

    Analiz: Bu hamle, TCMB’nin “sıkı duruşu koruyarak kademeli gevşeme” stratejisine sadık kaldığını gösteriyor. Enflasyon beklentilerindeki katılık (BETAM anketine göre 12 aylık beklentilerde artış var) devam etse de, sanayi üretimindeki yavaşlamayı dengelemek adına finansal koşulların gevşetilmesi tercih edildi.

    BIST 100 Etkisi: Faiz indirimi sonrası özellikle sınai endeksi ve borçluluk oranı yüksek şirketlerde rahatlama rallisi gözlemlendi. Mevduat faizlerindeki gerileme, yerli yatırımcının risk iştahını yeniden hisse senedi piyasasına, özellikle de temettü verimi yüksek holdinglere yöneltmesine neden olabilir.

    2. Fed: “Aceleye Gerek Yok” Mesajı
    Küresel piyasaların gözü 28 Ocak’taki Fed toplantısındaydı. Beklendiği gibi Fed, faizleri %3,50 – %3,75 aralığında sabit bıraktı.

    Satır Araları: Powell’ın karar sonrası metninde “veri odaklılık” vurgusu yapması, 2025 sonundaki indirimlerin ardından bir soluklanma dönemine girildiğini işaret ediyor. ABD ekonomisinin resesyona girmeden soğuması (soft landing), teknoloji hisselerindeki değerlemeleri desteklemeye devam ediyor.

    Küresel Etki: Dolar endeksi (DXY) bu kararla yatay seyrederken, gelişmekte olan piyasalar üzerindeki baskı sınırlı kaldı. Bu durum, Türkiye gibi dış finansman ihtiyacı olan ülkeler için “pencerenin açık kalması” anlamına geliyor.

    3. Avrupa’da Tarihi Zirve: FTSE 100
    Londra Borsası (FTSE 100), Ocak ayı başında tarihinde ilk kez 10.000 puan barajını aşarak psikolojik bir direnci kırdı. Avrupa genelinde büyüme endişeleri olsa da, enerji ve madencilik devlerinin ağırlıkta olduğu İngiltere borsası, emtia fiyatlarındaki artıştan pozitif etkilendi.

    4. Emtia Piyasaları: Altının Güvenli Liman Yükselişi
    Ons altın, jeopolitik risklerin (Orta Doğu gerilimi ve ticaret yolları üzerindeki tehditler) sıcaklığını korumasıyla ay genelinde rekor seviyeleri test etti.

    Yatırımcı Notu: Altın, sadece bir korunma aracı olmaktan çıkıp, merkez bankalarının (özellikle Doğu bloku ülkeleri) rezerv çeşitlendirme stratejisiyle talep görmeye devam ediyor. Portföylerde %5-10’luk bir altın/emtia ağırlığı, Ocak ayında volatiliteyi düşüren ana etken oldu.

    5. Makro Veriler ve “Hissedilen” Ekonomi
    TÜİK verilerine göre Ekonomik Güven Endeksi’nin 99,4 seviyesinde yatay seyretmesi, reel sektörde “bekle-gör” havasının hakim olduğunu gösteriyor. Ancak BETAM’ın enflasyon beklentilerindeki bozulma işareti, hanehalkının harcama davranışlarını (öne çekilmiş talep) canlı tutmaya devam edebilir. Bu durum, perakende sektörü hisseleri için kısa vadeli bir katalizör, uzun vade için ise marj baskısı anlamına gelebilir. (Yapay Zeka kullanılarak özetlenmiştir.)


    Amerikan hisselerim ve fonlarım bu şekilde. Bu ayki düşüşlerden yararlanarak portföyüme Visa, Mastercard, Netflix ve MSFT ekledim, biraz daha düşüş gösterirse Netflix ve Microsoft alımlarımı arttırmayı düşünüyorum. Small Cap tarafında da Zeta eklemesi yaptım fakat small cap olduğundan dolayı oldukça volatil, yakın zamanda son bir ekleme yapacağım. Weight BV’nin %10 sınırını geçmemesi şartıyla Zeta alımlarıma devam edebilirim.

    Portföyüme eklemek istediğim son bir şirket ise IREN. Oldukça artmasına karşın Bitcoin ile korele gittiği için büyük bir düşüşte az ekleme yapabilirim.

    Geçtiğimiz ay portföyümde sadeleştirmeye gitmek amaçlı NVDA, DTCR, WRLD, SNAP Opsiyonumu sattım. NLR’yi satmamın nedeni ise daha güzel fırsatlar bulmuş olmam; takip listemde ve büyük bir düşüş görürsem tekrar portföyüme ekleyeceğim.

    Ayrıca GOOGL ve VTI’dan biraz satış yaptım ve yeni hisselere eklemede bulundum.


    Diğer Fon ve Hisselerim ise bu durumda. Bu ay itibari ile sistematik olarak bist yatırımı yapacağım, ilk aya iyi bir başlangıç oldu. Geçtiğimiz ayda en çok artan 3. Borsa İstanbul Hissesi olan KTLEV’e portföyümde yer verdim. Bunun haricinde geçtiğimiz ay ASML pozisyonumda fazlaca kâr realizasyonu yaptım. Her ne kadar mükemmel bir şirket olsa da fiyatı biraz beklentimden hızlı arttı. Stockholm borsasında bulunan EVO hissemi ile portföy sadeleştirmesi nedeniyle tamamen çıkardım. Önümüzdeki dönemlerde her ay yeni Borsa İstanbul hisseleri hariç Amerika dışı yatırımlarına çok da önem vereceğimi zannetmiyorum, VEU hariç.


    İki adet kripto yatırımım var; BTC ve NST. Bitcoin’e dünkü düşüşte ekleme yaptım ve 64,000 bölgesine gelirse biraz daha alım yapacağım. Portföyümün %10’luk kısmını Bitcoin’e ayırmak istiyorum. NST ise kendi seçtiğim, geliştiricisi de Türk olan ve artması durumunda kademeli kâr realizasyonları yaparak çıkacağım bir proje.


    Bunlar da emtialarım. Yalnızca altın tutuyorum, bir kısmı gram olarak bir kısmı da fonda. Geçen günkü düşüşe rağmen hâlâ kârdayım. Uzun vadede de altının dolar cinsinden daha fazla artış göstereceğine inanıyorum.

    Son olarak portföyümün %5’lik kısmı nakitte bekliyor, bu kısım ile yarın Borsa İstanbul yatırımı yapacağım.


    Burası ise portföyümün bir sayfalık özeti. İlk baştaki resimde asıl önemli olan kayıt TWR fakat bu veriyi düzgün bir şekilde yalnızca 2025 yılından itibaren yapabildiğim için oraya not düştüm. Ayrıca onun altında kendi portföyümün kalite testi mevcut. Burada YTD Year-To-Date, TTM ise son 12 ayı temsil ediyor. AT All Time anlamına gelse de benim portföyüm için 2025-bugün verisi daha önemli. Bu kısmın altındaki Max Drawdown aslında bu getiriye ulaşmak için en fazla % kaç oranında ki düşüşü yaşadığımı gösteriyor. Calmar Ratio ise yıllık getiriyi bu düşüş oranına bölerek bir oran veriyor. Bu oran ne kadar yüksekse o kadar iyi.

    Alttaki tablolara ise yeni bir grafik ekledim. Portföyümdeki her enstrümanı ve bu enstrümanın oranını gösteriyor. Burada çok fazla şey varmış gibi gözükse de, bunun nedeni CS2 yatırımları.

    Bu aylık bu kadar, önümüzdeki ay görüşmek üzere.

     

Orhan Bengin Epözdemir | Finans ve Ekonomi Üzerine Notlar

Doğrudan gelen kutunuza teslim edilen seçilmiş içerikler ve en yeni başlıklarla her şey haberdar olun. Bir adım önde olmak ve hiçbir şeyi kaçırmamak için hemen abone olun!

İçeriğe atla ↓